12 Ekim 2016 08:35

Donbass'ta yüksek gerilim düşmüyor

Donbass’ın güneyindeki iki halk cumhuriyeti ile Ukrayna’nın halen kontrolü altında tuttuğu kuzey kısmı arasındaki sınır hattında gerilim sürüyor.

Paylaş

Okay DEPREM
Yasinovataya

Donbass’ın güneyindeki iki halk cumhuriyeti ile Ukrayna’nın halen kontrolü altında tuttuğu kuzey kısmı arasındaki sınır hattı aylardır yüksek bir gerilim halinde. Son sıcak ve yakın mesafe savaşının üzerinden (Debaltsevo-Ugligorsk) en az bir buçuk sene geçmesine karşın, güneyde Azak Denizi’nden kuzeyde Rusya’nın Belgorod eyaleti ile olan hududun neredeyse orta nok-tasına kadar olan yüzlerce kilometre uzunluğundaki hat boyunca çatışmalar hiç kesilmedi. Hem Donetsk hem de Lugansk Halk Cumhuriyetleri’nin (DNR ve LNR) Ukrayna ile oluşturdukları bu uzun de facto hudut çizgisi boyunca en az onlarca nokta, tansiyonun tam anlamıyla tepe noktasına çıktığı ve aralıklarla Ukrayna Ordusunun uzaktan ağır silahlarla vurmayı sürdürdüğü hedef tahtası konumunda adeta. DNR’in kuzey-batı sınır hattının neredeyse en kritik yerlerinden birisi de Donetsk bölgesine bağlı Yasinovataya kenti ile Ukrayna tarafında kalan Avdeyevka şehirleri arasındaki kavşak noktası.  

YASİNOVATAYA’DA BİZİ ENKAZ VE YIKIM KARŞILIYOR

Makyeevka’da ufak bir askeri birliğin konuşlu olduğu noktadan iki milis ve iki yabancı muhabir tanıdığım ile arabayla 10-15 kilometre kadar tam kuzeyimizde yer alan Yasinovataya kentine doğru yola koyuluyoruz. Savaş öncesi nüfusu 35 bin olan bu ufak yerleşim birimine girişte bizi sayısız bina enkazı ile yıkık dökük veya az çok zarar görmüş yapı karşılıyor. Cephe hattı öncesi son yerleşim birimlerinden olan bu noktayı transit geçtikten sonra Orjonikidje Sokağı üzerinden Batıya doğru kıvrılarak E-50 ile H-20 yollarının kesiştiği büyük kavşağın yakınına ulaşıyoruz. Üzerlerimizde ekstra kalınlıktaki çelik zırhlar çoktan hazır, ancak bazılarımız asker kaskını buradan temin ediyor. DNR’nin en büyük üçüncü şehri Gorlovka’dan gelip, Dnepropetrovsk kentine devam ederken, Mariupol’u Kharkov’a bağlayan ana arter özelliğinde. İşte DNR Ordusuna bağlı ufak bir sınır biriminin 24 saat boyunca koruduğu ve Ukrayna’nın en yakın mevzilerinden önce halk milislerinin son askeri pozisyonuna ev sahipliği yapan sınırın sıfır noktasında, ateş hattındayız!..

BİRKAÇ HAFTA ÖNCE DOĞRUDAN SİPERLER VURULMUŞ

Yukarıdan geçen E-50 yolunun başlamasına yakın araçtan hızlıca iniyoruz ve bizi karşılayan askerler ile hızlıca ve çok dikkatli alt geçide doğru ilerliyoruz. Buradan da dik beton üzerinde tırmanıp E-50’nin üstünde yer alan siperlere ulaşıyoruz. Henüz birkaç hafta öncesine kadar bu büyük siperin üzeri, metal bir çatı ile kaplıymış. Ukrayna pozisyonlarından doğrudan burası hedef alınarak açılan ateşte darmadağın olmuş, ancak şans eseri kimse hayatını kaybetmemiş. ‘Fazla yukarı kalkmayın, eğilerek hareket edin, bir yerden bir yere koşarak geçin’ ihtarları arasında DNR’nin sınır biriminden askerlerle sohbetimiz başlıyor. Mikhas kod adlıdan başlıyorum. 43 yaşındaymış ve Lugansk’tan gelmiş ta buraları savunmaya. Kasım 2015’ten beri bulunduğu noktada görev yaptığını belirten Mikhas’ın 12 yaşında bir kız çocuğu varmış. Gelmeden önce Lugansk’ta durum nasıldı diye soruyorum: “2014 yazında tam 3 ay süresince ne elektrik, ne gaz ne de su vardı. Bir süre sonra geçici olarak Rostov tarafından (Rusya) bu ihtiyaçlar sağlanmaya başlandı”. Aynı yılın haziranından beri savaştığını belirten Mikhas için Lugans’ta savaşın patlak vermesiyle evliliği de kabusa dönmüş. İkinci evliliğini 1 Haziran 2014’te yaptıktan tam bir gün sonra Ukrayna Hava Kuvvetleri şehir merkezini bombardıman altına almaya başlamış.

ŞUBAT AYINDAN BERİ ATEŞ NEREDEYSE DURMAMIŞ  

Mikhas ile konuşmamız devam ederken konu bulundukları ateş hattındaki duruma geliyor: “On aydır buradayım, özellikle bu yılın şubat ayından beri karşı taraftan gene çok ağır atışlar ve bombardıman başladı. Hatta tam olarak 20 Şubat’tan itibaren. O zamana kadar kışın birkaç ay boyunca nispeten sessiz bir dönem hakimdi buraya.”

Daha çok hangi ağır silahlarla saldırıyor Ukrayna güçleri size?
Ağır makineli tüfekler, otomatik silahlar, 152 ve 82 milimetre kalibreli tanklar ve de 122 mm’lik toplar ile

Günün herhangi bir vakti ansızın başlayabiliyorlar mı ateşe yoksa belirli zaman ve saatlerde mi?
Hemen her seferinde geceleri veya sabaha karşı başlıyor ateş.
Burada kaç kişi olduklarını sorduğumda net bir şey söylemese de, nöbetlerdeki değişmelerle birlikte en fazla birkaç on kişinin olduğu tahmin edilebiliyor. Üzerinde yer aldığımız viyadük yıkılmamış ancak ciddi hasarlı ve tüm çevreyi saran ana yollar ile bağlantı yollarının refüjleri, kenar çelik bariyerler, elektrik direkleri, tabelalar, korkuluklar ve de en başta asfaltın kendisi delik deşik, kırık dökük ve paramparça bir görünüm sergiliyor.

YANI BAŞIMDA YOLDAŞIMI KAYBETTİM

Biraz da Student (öğrenci) lakaplı asker ile söyleşiyorum. Boynundan yaralanan 36 yaşındaki milis Makyeevkalıymış ve savaşa değin oradaki bir kömür madeninde işçiymiş. İki kız çocuğu varmış. Bir tanesi engelliymiş ve harpten evvel hastanede tedavi olurken, çatışmalarla birlikte ilaç yokluğu başgösterince ölmüş. Hayatta kalan diğeri ise üç yaşındaymış. Mayıs 2014’ten beri, yani Donetsk çevresinde çarpışmalar patlak verdiğinden bu yana aynı bölgede savaştığını belirten Student, “Vasilyevka” dolaylarında bir yoldaşını hemen yanı başında kaybettiğini aktarıyor. Yüksek kum torbaları ile çevrili büyük siperde bir ara ciddi bir hareketlilik oluyor. Avdeyevka tarafından Ukraynalı keskin nişancıların ufaktan atışlarının başladığını söyleyip hemen teyakkuz haline geçiyorlar. Güneyden gelen yolun ilerisinde tüten büyükçe bir dumanı sorduğumda, birkaç gün evvel yapılan ağır top atışı nedeniyle çevrede günlerdir yanan maddelerin çıkardığı duman olduğunu söylüyorlar. En yakın Ukraynalı sniperların tam olarak ne kadar uzaklıkta olduğunu merak ediyorum. Mikhas elindeki çubuklu dürbünü bana verip siperden hiç kalkmadan bakmamı tembih ederek, “Sadece 700-800 metre kadar, tam karşımızda Donetsk kökenli oligark Renat Akhmetov’a ait kok-kimyasal fabrikası yönünde terk edilmiş binalarda mevzileniyorlar” diye yanıtlıyor.     

OKULLARIN AÇILDIĞI GÜN SAVAŞ UÇAKLARI ALÇAK UÇUŞ YAPMIŞ!   

Kavşak noktasından gelip bizi alan Moskova kökenli milis ile dönüş yolunda Yasinovataya’daki Ukrayna bombardımanı kurbanı yıkıntı ve ağır hasarlı binaları gezerken ayaküstü kısaca sohbet ediyoruz. Harbe kadar Rus Ordusu bünyesinde sadece askerlik yapan Moskovalı, savaşmayı doğrudan Donbass Savaşı sürecinde sahada öğrenmiş. Bugüne kadar Debaltsevo, Maryinka, Şakhtyorsk ve Svetlodarsk kentleri ve çevrelerindeki çatışmalara katılan Rus halk milisi bir kere yaralanırken, değişik cephelerde toplam otuz altı arkadaşının ölümüne şahit olduğunu anlatıyor. Sohbetimiz esnasında bir ara, okulların açılış tarihi olan 1 Eylül tarihinde Donbass’ın Ukrayna tarafında kalan kısmında savaş uçaklarının alçak uçuş yaptıkları bilgisini bizlerle paylaşıyor.

DONBASS’I SAVUNMAYA GELMİŞ

Tekrar aşağıya iniyoruz ve yolun altından geçerek H-20 Karayolu üzerinde son derece ihtiyatlı şekilde ‘Slavyansk (96 kilometre) ve Kharkov tabelasına ve biraz ileride göze çarpan hendeğe doğru yürüyoruz. Bilhassa yolun bu bölümünün asfaltında top, roket, şarapnel parçalarından ve irili ufaklı mermi kovanlarından dolayı yürümek abartısız çok zor. Yer yer asfalt üzerinde ancak daha ziyade yolun her iki tarafındaki geniş topraklık alanda birkaç metrede bir, atılan top ve füzelerin oluşturduğu mini kraterleri görüyoruz. En büyüklerinden bir iki tanesi de henüz birkaç gün önce gece yarısı yapılan atışlar sırasında oluşmuş. Meydana gelen dev çukurlarda biten bitkiler ve çalı çırpının gürlüğünden hareketle merminin aşağı yukarı ne zaman düştüğünü tahmin etme konusunda artık hepsi de uzmanlaşmış.
Stalker (iz süren avcı) lakaplı üçüncü asker ise Rusya kökenliymiş, Nijniy Novgorod’dan (Eski Gorkiy kenti) gelmiş buralara kadar. 26 yaşındaki genç milis tam olarak 2 Haziran 2014’ten beri Donbass’ta aktifmiş. Buraya onu hangi rüzgarın attığını sorduğumda: “Öncelikle Lugansk’ta neler olup bittiğini görmeye gelmiştim. 5-6 Haziran (2014) tarihlerinde Lugansk Havalimanı Ukrayna Hava Kuvvetlerince bombalanmaya başlayınca, havaalanı etrafındaki direnişe katılmaya karar verdim.” şeklinde cevap veriyor. Birinci yılın kasım ayında orta ölçekte yaralandıktan sonra bir ay kadar tedavi olmuş hastanede. 2015 şubatında Büyük Debaltsevo Muharebesi’nde yer almış, sonrasın da ise sırasıyla Kominterno, Dokuçayevsk ve Marinovka cephelerine iştirak etmiş. Evli olmayan ve tek erkek kardeşe sahip Stalker 2.5 yılda ailesini görmek üzere memleketine sadece bir kere gidebilmiş.

UKRAYNA HALEN SOVYET SİLAH STOKLARINI TÜKETİYOR

Halk milisleriyle beraber Pijon kod isimli askerin rehberliğinde alanı keşfimiz sürerken; bir yandan zemine saplanmış kimisi infilak etmiş kimisi ise henüz patlamamış gibi duran roketleri, mayınları, uzun füze kovanlarını görüyoruz; diğer yandan da ellerine alıp gösterdikleri devasa topların parçalarına bakıyoruz. Bir ara G-25 adı verilen, oldukça kalın gri renkte bir mermi gösteriyorlar. Bu bir tür Kalaşnikov otomatik tüfeğine sonradan takılan ve tek atımlık ateşlenen bir silah ve mini bir roketi andırıyor. Ukrayna cephesinden atılan tüm bu ağır silahların menşeini sorduğumda ise; hemen hemen hepsinin de eski, Sovyet yapımı olduğunu, az da olsa bir kısmının ‘bağımsız’ Ukrayna döneminde üretilmiş olabileceğini vurguluyorlar. Kısacası SSCB devrinde o ölçüde muazzam silah üretimi ve stoku yapılmış ki, aradan geçen çeyrek asra rağmen halen Ukrayna Ordusuna yetebiliyor. Bu arada viyadüğün tam ortasında tankın açtığı ateşle oluşan kocaman deliği gözlemlememek olanaksız. Ufak grubumuzla ayrılmadan önce yürürken, tamamen pas yığınına dönüşmüş bir araba enkazına gözümüz takılıyor. Anlattıklarına göre, Ukrayna hava kuvvetleri bombardımanı başlar başlamaz henüz yolda seyir halindeyken yakalanan arabalardan birisiymiş bu. İçindeki kişilerin akıbetleri ise belirsiz… 

ÖNCEKİ HABER

San Marino'dan tarihi gol

SONRAKİ HABER

Mersin Valiliği kayyum eylemlerini 15 gün süreyle yasakladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa