18 Mayıs 2012 13:15

Ermeniler ‘tarihi’ adaletin peşinde

Toprakla insan arasındaki tuhaf bir ilişki. İnsan insandan kopuyor da, kopamıyor topraktan bir türlü. Toprağa verilen emek, taşa yazılan tarih insanın peşini bırakmıyor. Anadolu’dan koparılan Ermenilerinki de böyle bir şey olsa gerek. Dallarını İstanbul’da yeşertseler de, köklerini çekip çıkartmıyorlarAnadolu’nun topra

Ermeniler ‘tarihi’ adaletin peşinde
Paylaş
Elif Görgü

Anadolu’nun toprağından. Ne kadar harap edilmiş de olsa sökmeye çalışanların peşini de bırakmıyorlar.
İşte bu yüzden de kadastro çalışmalarıyla köy ağalarının tapusuna geçirilen mezarlıklarını, kiliselerini geri almak için mücadele ediyorlar ne zamandır. Her bir köşeye ulaşabilmek için çok da uzun isimli bir dernek kurmuşlar: “Bitlis, Batman, Muş, Van, İstanbul ve Diğer Tüm İller İlçeleri ve Köyleri Ermenileri ve Sason İlçesi ve Köyleri Ermenilerinin Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Dayanışma Derneği”

Bugüne kadar 100’e yakın Ermeni Mezarlığı ve 40’ın üzerinde kiliseyi tekrar devlet adına tecil ettirdikleri söylüyor Dernek Başkanı Aziz Dağcı.

NE YAŞAYANA HUZUR VAR, NE ÖLÜYE

“Eğer burada kalırsanız toprak sizindir, giderseniz bizimdir” demiş kendi köyünün ağalarından biri. Dağcı aslen Sasonlu.  “Toprağı satamazsınız, hiçbir şey yapamazsınız diyorlar bize. Bu nasıl adalettir, köle miyiz biz?” diye isyan ediyor Dağcı. Zaten derneği kurmaya da 2006 yılında kadastro çalışmaları için köyüne gittiğinde karar veriyor. Topraklarını tecil ettirmek isterken bir bakıyor ki köyün Ermeni mezarlığının yarısını bir ağa, diğer yarısını başka bir ağa tapusuna almış; kilisesine ise bir başkası göz koymuş!
“Ağalar bile kendi aralarında anlaşamıyorlar bu kiliseler ve mezarlar üzerine. Biri diyor ‘kilise benimdir’ diğeri diyor ‘benimdir’. Biri ahıra çeviriyorsa diğeri de gidip tapuyu üzerine yapıyor!”

ADALET SAĞLANANA KADAR HUZUR YOK

Böyle bir şey işte Anadolu’da, Mezopotamya’da Ermeni olmak. Ne yaşayanına huzur var ne ölüsüne... Bu duruma itiraz edince kendi köylüleri üzerine yürüyor Dağcı’nın. Bu olaydan sonra dernek kurma macerası başlıyor ve Bitlis, Batman, Muş, Van, İstanbul ve Diğer Tüm İller İlçeleri ve Köyleri Ermenileri ve Sason İlçesi ve Köyleri Ermenilerinin Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Dayanışma Derneği kuruluyor.
Ne kadar başkasının üzerine geçirilmiş Ermeni mirası varsa tek tek tespit ediyor, ondan sonra başlıyor devlet yetkililerinin korkulu günleri! Çünkü Dağcı, bakanlıklardan kültür müdürlüklerine, müze müdürlüklerinden savcılıklara kadar ne kadar ilgili kurum varsa bir gün huzur vermiyor onlara; onlarca dilekçe ve suç duyuruları ile halkının hakkını arıyor. Elindeki kocaman dosyanın içi dilekçe örnekleri, derneğe devlet kurumlarından gelen yanıtlarla dolu. Kendisi bile karıştırıyor bazen hangi dilekçe hangi kiliseye ait.

SIRA SURP GARABET’TE

Aziz Dağcı son olarak Muş’ta bulunan ve Ermeni toplumu açısından çok önemli yapılardan biri olan ve her yıl dünyanın her yerinden Ermenilerin ziyaret ettiği  Surp Garabet Manastırı ile ilgili de olumlu yanıt aldıklarını aktarıyor. Surp Garabet bugün neredeyse tamamen yıkılmış durumda.

Anlatıyor Dağcı: “Manastırı 48 hane zapt etmişti. Kiliseyi yıkıp eve çevirenler adına yapılmıştı tapu ve tecili. Bunu kurmuş olduğumuz dernek vasıtasıyla engelledik. Ancak bu çalışmamız devletin bazı kurumları ve definecilerin işine gelmedi. Bir türlü bu kilisenin içinde bulunan insanları boşalttıramadık. Van Kültür varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü duyarsız kaldı. Hiç ilgilenmedi hatta. Bunun üzerine genel müdürlüklere ve teftiş kurulu başkanlığına dilekçe vererek Surp Garabet Ermeni Kilisesini yok etmeleri nedeniyle görevden alınmalarını ve soruşturma başlatılmasını talep ettik. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla Van Cumhuriyet Başsavcılığına görevi kötü kullandığı gerekçesi ile suç duyurusunda bulunduk. Ancak hâlâ bir cevap alamadık. Savcılık ne işlem yaptı bilmiyoruz”
(İstanbul/EVRENSEL)


KİLİSEYİ BOŞALTMA KARARI ÇIKTI

Suç duyurularından haber çıkmaz ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğünden 24 Şubatta bir yanıt gelir Dağcı’ya. Ancak bu yanıt Dağcı’nın adına geldiği için kabul etmez. “Derneğin isminden Ermeni kelimesi yazdığı için derneğin değil benim adıma gönderdiler. Kabul etmedik, Ermeni sözünü ağzınıza almak istemiyor musunuz, diye sorduk. Biz tepki gösterince derneğin adına gönderdiler yeni yazıyı” diyor Dağcı.
13 Martta bu kez dernek adına gönderilen Genel Müdür Yardımcısı Nermin Beşbaş imzalı ikinci yanıtta, manastır ve arazisinde bulunan 48 hane ile 6 samanlığın boşaltılması kararı alındığı, bölgeyi işgal edenler için yeni yerleşim yerleri bulunması için Aralık 2011’de çalışmaların başlatıldığı belirtilir. Bölge boşaltıldıktan sonra ise alanda rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışması yapılacağı açıklanır. Ancak henüz bir çalışma yok. Ama Aziz Dağcı kararlı: “Kilise hâlâ işgal altındadır. Ermeniler kiliseyi ziyarete gittiği zaman onlardan para istedikleri haberleri kulağımıza geliyor. Bu yazı doğrultusunda gereğinin yapılmasını istiyoruz. Yapmazlarsa İdare Mahkemesinde yasal işlemleri başlatacağız”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Sadece anaç değil insandır da kadın

SONRAKİ HABER

Üniversite öğrencisi Güleda Cankel erkek arkadaşı tarafından öldürüldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa