11 Ekim 2016 20:55

CMK'de yapılacak düzenlemeler OHAL'i kalıcı hale getirecek

Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar Grubu İstanbul Barosu Başkan Adayı Avukat Several Ballıkaya, CMK'de yapılacak değişiklikleri Evrensel'e değerlendirdi.

Paylaş

Eda YILDIRIM
İstanbul

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair taslağın detaylarını açıkladı. Basına yansıyan haliyle taslak kabul edilirse polis ve savcıların yetkileri genişleyecek. Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar Grubu İstanbul Barosu Başkan Adayı Avukat Several Ballıkaya, CMK’de yapılmak istenen değişiklikleri gazetemize değerlendirdi. Mevcut yasanın bu haliyle değişmesi durumunda OHAL’in kalıcı hale getirileceği uyarısını yapan Ballıkaya, “CMK’de olmayan birçok düzenleme kanun hükmünde kararnamelerle yapıldı. Şimdi bunları kanuna yerleştirerek kalıcı hale getiriyorlar” dedi.  

İŞKENCE YAYGINLAŞABİLİR

Taslakta ilk olarak ifade alma ve aramayla ilgili hükümlerde yapılmak istenen değişikliğe değinen Ballıkaya, taslakta yer alan değişiklikle cezaevindeki tutuklulardan ifade alma yetkisinin polise verilmesinin son derece tehlikeli olduğunu ifade etti. Yasanın mevcut halinde cumhuriyet savcısının gerekli gördüğü takdirde tutuklanan kişilere ifade alma işlemi uyguladığını aktaran Ballıkaya, “Şimdi yeni düzenlemeyle polis de tutuklandıktan sonra cezaevine konulan bir kişinin tekrar ifadesini alabilir. Yani kişi tutuklandıktan sonra da tekrar polisin denetimine girebilir. Bu işkencenin kalıcılaşmasını ve yaygınlaşmasını sağlayacağı için son derece tehlikelidir” diye konuştu.

Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar Grubu İstanbul Barosu Başkan Adayı Avukat Several Ballıkaya

BELGELERDE OYNAMA YAPILIRSA İSPAT EDİLEMEYECEK

Taslakta, arama ve el koyma işlemlerine ilişkin savcılara doğrudan karar verme yetkisi tanınıyor. Ayrıca kopyalama işleminin uzun sürmesi veya teknik zorlukların bulunması durumunda, savcı bilgisayar ve kütüklerine el koyabilecek. Kanunun mevcut halinde
savcıların,  kuvvetli suç şüphesi ve deliller varsa bilgisayarların kopyasını alma yetkisi vardı.

Bu değişikliğin büyük hak kayıplarına ve ihlallere neden olacağını aktaran Ballıkaya, “Bize göre delillerin güvenliği zaten yok. Ama olan da tamamen ortadan kaldırılacak. Kişinin kendisinden alınan belge üzerinde ne şekilde oynama yapıldığını ortaya çıkarma şansı da ortadan kaldırılacak. Üstelik dijital veriler son yıllarda yargılamada ciddi mağduriyetlere yol açan bir başlık” dedi.

MAHPUSLARA YÖNELİK SUÇLAR CEZASIZ KALACAK

Taslak onaylanırsa yüksek güvenlikli cezaevlerindeki mahkumlarla ilgili tutanaklara görevlilerin sadece sicili yazılacak. Ballıkaya, bu düzenlemenin mahpuslara yönelik hak ihlali yapan görevlinin gizlenmesi demek olduğunu söyleyerek ekledi: “İşlenen suçlar cezasız kalacak. Tutanak düzenleyen kişinin belirli olması gerekir. Bu tehlikeli durum. KHK’lerle cezaevlerindeki görüşmelerle ilgili önemli değişiklikler de yapıldı. Cezaevinde gerçekten işkence, savunma hakkı ihlali gibi çok sayıda şikayet var.”

MAL VARLIKLARI KEYFİ OLARAK EL DEĞİŞTİRECEK

Ballıkaya taslaktaki önemli değişikliklerden birinin de “Mala el koyma”yla ilgili olduğuna dikkat çekti. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yargı kararı olmadan sadece idari kararlarla milyarlarca lira değerindeki mal varlıklarına el konulduğunu vurgulayan Ballıkaya, “Bu düzenlemeyle yıllarca sürebilecek hak kayıpları oluşacak. El koyulan mal varlıkları iktidara yakın çevrelere devredilecek. Bu düzenleme bu işin hoyratça yapılmasına neden olacak” dedi.   

TAHLİYE KARARI KEYFİYETE BIRAKILIYOR

Taslakta tutukluların tahliye talebine 15 gün içinde yanıt verilmesi düzenlemesi yer alıyor. Bu maddeye mutlaka karşı çıkılması gerektiğini ifade eden Ballıkaya, “Tutuklamaya yapılan itirazın hızla yanıtlanması gerekir. Özgürlük önemli bir hak. Tutukluluğun en kısa sürede sona erdirilmesi gerekir. Bu nedenle tutuklamaya yapılan itirazın yanıtlanması da kısa süreli olmalı. Ancak bu düzenleme tutuklamanın keyfi olarak devam etmesi anlamına geliyor” dedi. Ballıkaya, kamuoyunun ve demokrasi güçlerinin bu tasarıya itiraz etmesi gerektiğini söyledi.

TASLAKTAKİ ÇARPICI MADDELER ŞÖYLE

*Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçu, terör amacıyla işlenen suçlar kapsamına alınacak. Ceza yüzde 50 artmış olacak, infazı ağırlaşacak.
*Terörle mücadele açısından önemli bir değişiklik yapılacak. Patlayıcı maddelerin yapımında kullanılan malzemelerin izinsiz olarak bulundurulması veya kabul edilmesi suç olarak düzenlenecek. Cezanın alt sınırı 3 yıldan 4 yıla çıkartılacak. Suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde yarı oranı yerine bir kat artırım yapılacak.
*Çiftçiler vb. meslekler gübreyi bakanlığın koyduğu sınırlara göre kullanacak. Tarlasının büyüklüğünden çok gübre alınması, kentlerdeki gübre alımı gibi şüpheli durumlar incelenecek.
*Duruşmalar il sınırları içinde başka bir yerde yapılabilecek.
*Üst sınırı 2 yıla kadar olan suçlarda tutuklama yasağı var. Ama darp gibi, vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlarda tutuklama yasağı uygulanmayacak.
*Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan dolayı tutuklu olanların tahliye talepleri 3 gün yerine 15 gün içinde değerlendirilecek.
*Azami tutukluluk süreleri dolmuş şüpheli veya sanıkların adli kontrol yükümlülüklerini ihlal etmeleri halinde tutuklanabilmeleri sağlanacak.
*İletişimin tespiti ve dinlenmesi, taşınmaza el koyma, teknik araçlarla izleme tedbirlerine sulh ceza mahkemesi karar verebilecek. Daha önce ağır ceza mahkemesinin oy birliğiyle dinleme, izleme kararı vermesi gerekiyordu.
*Bilgisayarda arama ve el koymaya savcı doğrudan karar verebilecek.
*Kopyalama işleminin uzun sürecek olması veya teknik zorlukların bulunması durumunda, bilgisayar ve kütüklerine el konulabilecek ve işlem tamamlandıktan sonra bu araçlar iade edilecek.
*Mahkemeler, sanığın tanık ve uzman kişi çağrılmasını davayı uzatmak için yaptığını tespit ederse bu talebi reddedebilecek.
*Yargıtayın bozma kararları üzerine mahkeme ilk kararında direnirse, dosya Yargıtay Hukuk veya Ceza Genel Kurulu yerine ilgili daireye gidecek. Bu durum, ilgili daire ile mahkeme arasındaki uyuşmazlığın artık genel kurul tarafından çözülmeyeceği, yine ilgili dairenin kararına bırakılacağı anlamına geliyor.
* Kaçak durumundaki kişilerin mal varlığına el konulabilecek, işlerine kayyum atanabilecek.
*Uzlaşma kapsamındaki suçlar genişleyecek ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulandığı suçlar da kapsama alınacak. Tehdit, hırsızlık ve dolandırıcılık suçları da uzlaşma kapsamında olacak.
- Suça sürüklenen çocuklar için üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda uzlaştırılma girişiminde bulunulacak.
*İstinaf kanun yoluna başvuru sınırı 1500 TL’den 7 bin TL’ye; temyiz kanun yoluna başvuru sınırı 25 bin TL’den 50 bin TL’ye çıkarılacak.

ÖNCEKİ HABER

HDP'li Sancar, Darbe Komisyonu'ndaki tartışmayı anlattı

SONRAKİ HABER

Sudan'da 3 Haziran katliamıyla ilgili komisyon kurulacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa