08 Ekim 2016 08:56

Soma işçisi Hayatın Sesi'ni yakından bilir

İşçiler, Evrensel'e yazdıkları mektuplarla Hayatın Sesi TV'nin kapatılmasına tepki göstermeyi sürdürüyor.

Paylaş

Soma’dan Maden İşçileri
Manisa

Hayatın Sesi’ni Soma’nın maden işçisi yakından bilir. Özellikle 13 Mayıs 2014’te yaşanan işçi katliamının ardından geçen 3 yılda Hayatın Sesi, işçilerin sesi soluğu oldu.
Katliamın ilk gününden itibaren gerçekleri gözler önüne sermek, işçilerin hak mücadelelerinin yanında tavır koymak, televizyonu işçi kürsüsüne dönüştürmek gibi bir misyonla hareket etti.
İşçi kurultayı yaptığımızda da Hayatın Sesi yanımızdaydı, 17 gün boyunca ELİ önünde tazminatlarımız için direndiğimizde de...
Günlük politikanın peşine takılanlar, bizleri çoktan unuttular. İktidarın etrafında toplanan medya FETÖ bahanesiyle tüm muhalif kesimleri hedefe koyan propagandalar yapmakla, KHK’leri OHAL’i meşrulaştırmakla meşguller.
Ama biz buradayız. Soma’nın 15 bin maden işçisi aynı hayatı, aynı kaderi yaşamaya devam ediyor. Belki bu sayı önümüzdeki süreçte çok daha artacak. Yeni maden sahaları, yeni termik santraller hızla devreye sokuluyor.
Kendi hayatlarımıza sahip çıkmaya, Hayatın Sesi’ne sahip çıkmakla başlamalıyız.
Her çağırdığımızda kameralarını kapıp Soma’nın yolunu tutan, bizimle beraber az maden tozu yutmamış, cefakar Hayatın Sesi çalışanı arkadaşlarımızı unutamayız. Hatta yeri geldi muhabirlik yaptık, yeri geldi kamerayı tuttuk.
Şunu biliyoruz ki Hayatın Sesi bizim, Evrensel gazetesi bizim!
Bu sese ses vermeye devam edeceğiz.
Hayatın Sesi susturulamaz.


İŞ KAZALARINI GÜNDEME GETİRECEK TELEVİZYON YOK

HABAŞ Demirçelik İşçisi
Aliağa / İzmir

HABAŞ Demir Çelik fabrikasında çalışıyorum. Çalıştığımız fabrika neredeyse cehennem gibi. Hiç bir zaman orada çalışanlar gündeme gelmez. İş kazasında ölen, yaralanan arkadaşlar haber olmaz, Evrensel ve Hayatın Sesi gündeme getirmezse...
Fabrikada ambulans olmadığı için bir arkadaşımız öldüğünde ambulansla ilgili haber Evrensel’de çıktı. Sendikacılar, “Hep uğraşıyoruz aldıramıyoruz” diyordu. Haberden sonra yeni bir ambulans alındı. Gerçi o da diğer fabrikada duruyor ama sorunumuzu Hayatın Sesi ve Evrensel gündeme getirdi.
İş kazalarını, çalışma koşullarını, haksızlıkları gündeme getirecek televizyon ve gazete yok. Kimse bilmek, görmek ya da duymak istemiyor. Patron Başaran sadece gazeteleri değil müfettişleri veya başka herkesi susturabiliyor.
Ben 15 Temmuz günü ülkem için darbeye karşı her gün mesaiden sonra gece ya da gündüz sokaktaydım. Bizim istediğimiz FETÖ ve terör öğütlerine hukuki olarak gereken neyse yapılsın. Ama Hayatın Sesi bizim sesimiz olan bir televizyon, neden susturuluyor anlamak zor.
Ben Hayatın Sesi’nin ve işçiler için yayın yapanların kapatılmasına karşıyım.


HAYATIN SESİ BİZİM SESİMİZDİR, SUSTURULAMAZ

Plastik Hortum İşçisi
Kemalpaşa / İzmir

Merhaba Evrensel okurları;
Bugün kapatılan ve yok sayılan sadece bir kanal değildir. Kapatılan ve yok sayılan bizim soluğumuz, nefesimiz ve aynı zamanda alın terimizdir. Bugün biz işçiler emekçilerin sesi olan ve her daim işçilerin mücadelesini kamuoyuna duyuran aynı zamanda dayanışma çağrısı yaparak mücadeleyi büyüten soluğumuz, nefesimizi kesmeye çalışanlara karşı direnmekten başka çare yoktur.
Sadece işçilerin, emekçilerin sorunları üzerinden haber yapmaz. Zaten diğer kanallardan farkı da budur. Hayatın Sesi aynı zamanda biz işçilerin emekçilerin mücadeleyi nasıl büyüteceğimizi, nasıl kazanımlarla ilerleteceğimizi gösteren bir kanaldır. İzmir’de Kent AŞ, Hugoboss, Fokker Elmo, Yatsan, BMC, Savranoğlu, Billur Tuz, Dostcam, İzenerji, İzelman, İzsu, gibi birçok işçi mücadelelerini kamuoyuna duyuran ve dayanışma çağrıları ile mücadeleyi büyüten bir TV kanalı var mı? Hayır yok. O halde kanalımıza ve basınımıza sahip çıkmamız gerek. Hayatın Sesi ve Evrensel gazetesine destek çıkmalıyız. Peki nasıl destek çıkacağız?

GÜNLÜK EN AZ 2 GAZETE İLE MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM!

Öncelikle her gün mutlaka işçilerin, emekçilerin gazetesi Evrensel almakla başlamalıyız. Hatta sadece kendimize değil aynı bantta, aynı tezgahta, aynı bölümde yanı başımızda çalışan işçi kardeşlerimize de gazeteyi götürmeliyiz. En acil görevimiz günlük en az 2 gazete alarak başta işçiler, emekçiler olmak üzere herkese okutmaya ulaştırmaya çalışmalıyız. Ve bu işçilerle beraber gazeteyi kullanmalıyız. Haber yaparak, mektup göndererek ve gazetenin bizim önümüze koymuş olduğu görevleri iyi analiz ederek mücadele etmeliyiz.
İşçileri tezgahlarda, bantlarda, bölümlerde, vardiyalarda vs. her alanda günlük biz işçilerin emekçilerin sorunları ve ekonomik talepleri etrafında birleştirmeliyiz. Bugün basınımızı ve televizyon kanalımızı hedef alan zihniyet, her geçen gün artan işçilere baskı ve sömürü daha artacaktır. Birleşmekten, mücadele etmekten başka çare yok. Biz İşçilerin emekçilerin mücadelesini ne kadar büyütürsek bize yapılan saldırılara karşı cevabımız o kadar güçlü olur.
Hayatın Sesi, bizlerin sesidir ve susturulamaz!


HAYATIN SESİ'NİN KAPATILMASINI KINIYORUM

Kocaer Haddecilik İşçisi
Aliağa / İzmir

Ben çok fazla televizyon izlemem, dizi takip etmem. Haberleri de sürekli yalan dolan olduğu için pek fazla izlemem. Ama biz Kocaer Haddehanesi’nde direnişte iken özellikle haberleri takip ettim. Kocaer fabrikasında direnişte iken, birliğe, bizim dışımızdaki arkadaşların dayanışmasına ihtiyacımız vardı. Hayatın Sesi ve Evrensel’in bizim sesimizi İzmir’e ve bütün ülkeye duyurmakta, tecrübelerimizi paylaşmakta önemli bir etkisi oldu.
Ulusal gazetelerin hiçbirisi bizim haberimizi yapmadı. Hayatın Sesi ve Evrensel direnişimizle ilgili sahtekarlık yalan dolan olmadan bizden yana durarak anlattı. Diğer fabrikalardaki işçilerin gerçekleri öğrenmesi için ve patronun hukuksuzluklarını anlatmak için çabaladı.
Direnişteyken patron fabrikayı zarara uğrattığımızı iddia ederek bize dava açmıştı. Bir arkadaşımız Hayatın Sesi’ndeki “İşçiler Soruyor” programına katılarak olan biteni anlattı. Orada bir sendika uzmanı ve bir hukukçu bizleri aydınlattı, bu durumla karşılaşacak diğer işçileri de ne yapması gerektiği yönünde uyardı.
Hayatın Sesi bizim direnişimizde sadece sesimizi duyurmakla kalmadı, bizim sesimiz de oldu. Hayatın Sesi’nin kapatılmasını kınıyorum.


İŞÇİLERİN SESİNİ DUYURAN TELEVİZYON KAPATILDI

İlkay ÖZÇOBAN/Schneider İşçisi
Çiğli/İzmir

Ben yaklaşık 10 yıldır Schneider Elektric’te çalışmaktayım. Bir emekçi olarak bizim sesimizi duyurmaya çalışan Hayatın Sesi’nin kapatılmasına karşıyım. Şu anki medya, evlilik programları, diziler ve birçok gereksiz yayınlarla insanları farklı bir yöne çekmeye, farklı algılar yaratmaya çalışıyor.
Biz emekçiler de bu tür yayın organlarında sesimizi duyuramıyoruz.
Şu anda bir emekçi olarak basın özgürlüğümüz kısıtlanıyor. Kendi görüşlerimizi sunamıyoruz ve eleştiride bulunamıyoruz.
Peki neden biz işçilerin sesini duyurduğu kanal olan Hayatın Sesi kapatılıyor da başka gereksiz olan yayınlar devam ediyor, emekçiye verilen değer bu kadar mı?
Ülkemizde yaşanan OHAL sebebi ile sanki keyfi bir uygulama olarak görü-yorum bunu.
Ben dahil bütün emekçilerin sesinin duyulmasını, kanalın açılmasını istiyorum.
Hükümetin OHAL’i öne sürmesine ve bu tür keyfi uygulamalara bir emekçi olarak karşıyım.
Bizim semizi duyuran, basın, yayın ve medya organlarına dokunma!.. 


O KAMERA SİZİN İSTEDİKLERİNİZİ ÇEKMEZ

İsmet DOĞAN

OHAL gerekçesiyle kapatılan Hayatın Sesi TV ve İMC TV’nin el konulan malları TRT’ye verilmiş.
Olmaz ki,
O malzemeler TRT de çalışmaz.
TRT’nin bünyesine ters gelir.
Hayat TV’yi biz kurduk. Tuğla tuğla ördük, ilmek ilmek dokuduk.
Havuz medyası değil ki bu.
Alın terimizle kazandıklarımızdan damla damla biriktirdiğimiz paralarla kuruldu. “Bu milletin a... koyacağız” diyen yağmacı, talancı müteahhitlerin kirli paralarıyla değil.
Almak istediğimiz gömleğin daha ucuzunu aldık, daha kalitesizini, Hayat TV’ye alınacak ka-mera daha kaliteli olsun diye.
Kumbaramız vardı evde. Üzerinde Hayat TV logosu.
Oğlum ve kızım biriktirdikleri harçlıkları attılar oraya.
Benim oğlum ile kızımın bayramlarda büyüklerinin ellerini öperek aldıkları harçlık ile alınan mikrofonla birilerinin, k... öpenlerden alınan rüşvet paralarıyla alınan mikrofon aynı olabilir mi?
İnşaat işçisi sabahtan akşama kadar çalıştı, 10 saat. Aldığı yevmiyesini götürdü verdi.
Maden işçisi yerin yüzlerce metre altına akıttığı alın terini koydu buraya.
Antep’teki dokuma tezgahlarından, Bursa’daki otomotiv fabrikalarından, TEKEL fabrikalarından, SEKA’dan, Zonguldak madenlerinden, Ereğli’deki demir çelik fabrikalarından, İstanbul varoşlarından binlerce atölyede emek emek yaratıldı Hayat TV.
Binlerce memur, binlerce işçi, öğrencinin tertemiz, analarının ak sütü gibi temiz paralarıyla yaratıldı.
Elektrik faturası içinde vatandaştan zorla alınan “TRT PAYI” ile alınan kamera ile bir çocuğun dondurma parasından arttırdıkları ile alınan ka-mera nasıl aynı amaca hizmet edebilir ki?
Olmaz.
Çalışmaz,
İşinize yaramaz o aletler.
O kamera Soma madeninden yaralı halde kurtulup bindirildiği ambulansın beyaz çarşafını kirleten işçiye zoom yapmayı bilir,
O madenin sahibinin Maslak’taki 50 katlı gökdeleninin ihtişamını çekmez.
Düşünsenize;
Benim kızımın 6 yaşındayken biriktirdiği harçlıkla alınan mikrofona TRT ekranlarında sapığın biri “6 yaşındaki kız çocuğu ile evlenilebilir” diyecek!
Olabilir mi böyle bir şey?
Olmaz.
Olamaz.
O aletler çalışmaz sizin ellerinizde.
Mecidiyeköy’de gökdelen inşaatında düşen iş asansöründe ölen 10 işçiyi yazar o klavyeler, yapılan binanın metrekaresinin kaç bin dolar olduğunu değil.
Tankların yok etme gücünü, jetlerdeki bombanın ağırlığını değil cesedi bir hafta sokakta kalan Taybet Ana’dır o aletlerin bildiği.
Size gelmez,
Amacınıza hizmet etmez,
Bünyeniz kaldırmaz bunları...
Biz yeniden kurarız televizyonumuzu.
Eskisinden daha güzel, eskisinden daha güçlü.
Daha sizin gidişinizin haberini yapacağız.
Ama siz o aletleri kullanamazsınız.
Sütte leke var, onlarda yok.
Bozar sizi.
Benden söylemesi...

ÖNCEKİ HABER

Ankara Garı'ndan giderken o çocuklar... Ellerinde pankartlar

SONRAKİ HABER

Ürdünlü öğretmenlerin ücret artışı talebiyle başlattığı grev devam ediyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa