07 Ekim 2016 12:37

Mühür işçilerin sesine vuruldu

Hayatın Sesi televizyonunun kapatılmasına, işçi ve kamu emekçileri sendikalarının başkanları tepki gösterdi.

Paylaş

Fırat TURGUT
İstanbul

KHK’lerle hukuksuz bir şekilde kapatılan 12 televizyon kanalından biri de Hayatın Sesi televizyonuydu. İşçi ve emekçilerin, sorunlarını ve taleplerini gündeme getiren Hayatın Sesi televizyonunun kapatılmasına, işçi ve kamu emekçileri sendikalarının başkanları tepki gösterdi.

EMEKÇİLERE YÖNELİK BİR BASKI ANLAMINA GELİYOR

DEV SAĞLIK-İŞ Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu: Türkiye’de yaşananlar, darbe girişimi sonrası OHAL ve KHK’lerle fiilen kurulan diktatörlük sisteminin daha da kurumsallaştığını gösterdi. Özgür basının tamamen susturulmasına dönük adımlar atılmış oldu. AKP ve Saray hiçbir muhalif sesin olmamasını istiyor. Ülke Cumhurbaşkanının 2 dudağı arasında yönetiliyor. Hayatın Sesi yıllardır işçilerin sesi oldu. Grevlerde eylemlerde hep bizim yanımızda oldu. O nedenle emekçilere yönelik bir baskı anlamına da geliyor. Bir kez daha bu ülkede eşitliği, özgürlüğü, adaleti kurana kadar direniş ve dayanışmayla yan yana olacağımızı ifade etmek isteriz.

İŞÇİNİN EMEĞİYLE KURULAN BİR TELEVİZYONDU

DERİTEKS Genel Başkanı Musa Servi: 12 televizyon ve 11 radyo kapatıldı. AKP iktidarı muhalif olan tüm kesimlere yönelik saldırı başlattı. Hayatın Sesi de nerede bir eylem varsa oradaydı. Muhalif olanların sesiydi. Hangi koşullarda kurulduğunu biliyoruz. İşçinin emeğiyle kuruldu bu televizyon. Hükümet kendi medyasını yaratmak istiyor. İşçi ve emekçilere yönelik bir saldırıdır. Şiddetle kınıyoruz. Bu saldırıya karşı sesimizi yükseltmemiz gerekiyor. Dayanışma içinde olmamız gerekiyor.

DAYANIŞMA İÇERİSİNDE  OLACAĞIZ

TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk: Bütün bu uygulamalar AKP’nin amacının darbe karşıtlarına değil, muhalif tüm kesime bir saldırı olduğunu gösteriyor. Emekten demokrasiden yana olan ne varsa hedef aldı. Yeniden ülkeyi dizayn etmek istiyor. Hayatın Sesi, İMC TV ve diğer basın kuruluşları, iktidarın borazanı olmayan bütün basın kuruluşları hedefe alındı. Bunu şiddetle kınıyoruz. Emekçilerin tepki göstermesi lazım. Dayanışma içerisinde olması lazım. Bütün bu yayın kuruluşlarıyla sonuna kadar dayanışma içerisinde olacağız. Sadece basına dönük değil, Türkiye’deki bütün işçi ve emekçilere yapılmış bir saldırıdır. 

ADALET MUTLAKA TECELLİ EDECEKTİR

EĞİTİM SEN Genel Başkanı Kamuran Karaca: Türkiye, 15 Temmuz darbe sonrası tam bir cadı avı süreci yaşıyor. Hiç alakası olmadığı halde sadece emekçinin ve halkın seslerini duyurmaya çalışan televizyonlara ve bu kapsamda Hayatın Sesi’ne yapılan operasyon ancak faşizmin uygulandığı ülkelerde yaşanacak bir uygulamadır. Hayatın Sesi emekçilerin sesi, halkın sesi, kamu çalışanların sesi olmaya çalışan, tarafsız haber yapmaya çalışan bir kanaldı. OHAL kapsamında KHK’ler kapsamında aslında darbe sürecinden kârlı çıkmanın, farklı seslere tahammülsüz olmanın bir sonucu. Başta Hayatın Sesi’ne olmak üzere, yapılan bu faşizan uygulamayı kınıyoruz. Bu haksızlığın, hukuksuzluğun mutlaka Hükümet tarafından hukuk çerçevesinde bir gün hesabı sorulacaktır. Adalet mutlaka bir gün tecelli edecektir. Hayatın Sesi çalışanlarına geçmiş olsun diyorum. Yanlarında olduğumuzu belirtiyorum. Zor günlerden geçiyoruz ama birlikte göğüsleyeceğiz.

EMEKÇİLER  O MÜHRÜ SÖKECEKLERDİR

GIDA-İŞ Genel Başkanı Seyit Aslan: Türkiye’nin girmiş olduğu yol, AKP’nin, Cumhurbaşkanının, Başbakanın girmiş olduğu yol, yol değil. Ülkenin demokratikleşmesi gerekirken, darbe girişiminin yenilgiye uğramasına rağmen, ne yazık ki AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı bir süredir yapmak istediğini ama yapamadığını yapıyor. Hayatın Sesi’nin susturulması da bunun bir parçası. Hayatın Sesi, basın özgürlüğünün, haber alma özgürlüğünün temel taşlarından biriydi. Yüzlerce gazeteye TV’ye rağmen bu ülkede üreten, alınteri döken ama hiç sesi duyulmayan işçi sınıfının tek sesiydi diyebilirim. Bu yaptıkları aslında toplam işçilerin ve emekçilerin, yoksul halkın, kamuoyuna sesini duyurmasına, gerçek haber alma hakkına vurulmuş bir mühürdür. Bu ülkede 12 Eylül yaşadı. Başka darbeler yaşandı. Onlardan önceki hükümetler de işçi sınıfına, sendikalarına, siyasi partilerine hep baskı yaptılar ama işçi sınıfı bu mühürleri hep attı. Başta işçi sınıfı olmak üzere emekçiler bütün bu antidemokratik sisteme karşı o mührü sökerek haber alma hakkına ulaşacaklardır. Acilen Türkiye’nin demokratikleşmesi gerekiyor. Darbeye karışmış bütün darbecilerin yargılanması gerekiyor. Ama darbeyle alakası olmamış tüm herkesin haklarının verilmesi gerekiyor.

İŞÇİ VE EMEKÇİNİN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEK

GENEL-İŞ Genel Başkanı Remzi Çalışkan: Öncelikle, yandaş değilseniz hedefsiniz. Ve işçinin sesine de tahammül etmek mümkün olmaz. Hayatın Sesi de işçinin, emekçinin sesi oldu. Bu, haber alma özgürlüğüne, basın özgürlüğüne yapılan bir müdahaledir. İşçiler açısından da doğru haber alma hakkına yapılmış bir müdahaledir. Ciddi bir eksiklik yaşanacak. Öte yandan günübirlik gelişmeler değil. Bir bütündür. 7 Haziran öncesi bir otoriter baskıcı bir yönetim anlayışı zaten vardı. 7 Haziran’dan sonra daha da arttı. Ülke kan gölüne döndü. Ve 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. Daha önceki darbelerde nasılsak buna da karşı olduk. Ancak OHAL ve KHK’lerle ve keyfi uygulamalarla adeta bu girişimi fırsata çevirerek tüm muhaliflere saldırı politikası uygulandı. Bu asla kabul edilemez. İktidarın, darbeyi fırsat olarak değerlendirip, normal zamanda yapmak isteyip de yapamadığı müdahaleleri yapmaya çalışması demokrasiye saldırı niteliğindedir. Bunu kabul etmiyoruz. Hayatın Sesi’nin yanındayız. Hayatın Sesi, sesini bir şekilde işçilere emekçilere tekrar duyuracak. Hayatın Sesi işçinin emekçinin sesi olmaya devam edecek.

KABUL EDİLEMEYECEK BİR SALDIRI

SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden: Muhalif olan bütün herkesin, işçinin, emekçinin sesi olan özgür basının susturulması kabul edilemez. Bütün ötekilere olduğu gibi, kendisi gibi düşünmeyen herkese saldırdığı gibi, iktidar özgür basına da saldırmaya ve kapatmaya devam ediyor. Darbeyle mücadele adı altında başlattığı saldırının bir parçası. Bu saldırılarının darbeyle bir mücadele olmadığını, darbeye karşı çıkanlara yönelik bir saldırı olduğunu biliyoruz. OHAL’i, KHK’leri kendilerine kalkan yapanların bu yöntemlerle demok-
rasiyi getiremeyeceklerini bilmeleri gerekiyor.

BASININ SUSTURULMASI DOĞRU DEĞİLDİR

TÜM BEL-SEN Genel Başkanı Ömer Salih Erol: Türkiye genelinde haber alma özgürlüğünün susturulmasını doğru bulmuyoruz. İnsanlar haber alacak, okuyacak, yazacak, çizecek. Türkiye’deki darbe girişimiyle mücadele kapsamında basının susturulması doğru değildir. Haber alma özgürlüklerinin kısıtlanmasını doğru bulmuyoruz. Haber kanallarının kapatılması doğru değildir. 

OHAL FIRSATA ÇEVRİLMİŞ

BELEDİYE-İŞ Genel Başkanı Nihat Yurdakul: OHAL döneminde, KHK’lerle, görsel-yazılı basın olsun beğenmediklerini kapatıyorlar. Bunun yasal düzenlemesi yapılmalı. OHAL fırsata çevirilmiş. Her şeyi bir çuvala doldurmaya çalışıyorlar. Çok titiz davranılması lazım. Suçluyla suçsuzun ayırt edilmesi lazım.

HAYATIN SESİ’NİN SESİ OLACAĞIZ

CAM KERAMİK-İŞ Genel Başkanı Birol Sarıkaş: Biz mücadeleci anlayışta bir sendikayız. Doğal olarak bu mücadeleler, işverenlerin ve devletin hışmına uğruyor. Yandaş basın merkez medya da bizim mücadelemizi görmüyor. Bu mücadelelerde Hayatın Sesi’ni yanımızda gördük. Sesmize ses kattık. Bilecik’te, Pendik’te, İzmir’de direnişlerimizin sesi oldu. İşçilerin haklı mücadelelerinde, sendikalaşma çabalarında, işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili hukuksuz uygulamalara karşı verdikleri mücadelede Hayatın Sesi yanlarında oldu. İşçilerimiz ilk defa kendilerini televizyonlarda gördüler. İlk defa televizyonların kendilerini de yayımlayabileceğini gördüler. İşçi sınıfı yetim ve öksüz kalmıştır. Bir grev bir direniş ciddi anlamda ortaya çıkmadan bu sesleri duyuracak olanların seslerinin kısıtlanması OHAL’in nereye gideceğini göstermiş oldu. Hayatın Sesi dün bizim sesimiz oldu. Biz de bugün Hayatın Sesi’ne karşı yapılan bu hukuksuz uygulamaları, sokaklarda onun sesine ses katarak cevap vereceğiz. Hayatın Sesi’nin sokaklarda sesi olacağız. Bunun sözünü veriyoruz.

EMEKÇİLER KENDİ GELECEKLERİNİ SAHİPLENMELİ

BES Gebel Başkanı Fikret Aslan: Başta Hayatın Sesi televizyonu olmak üzere kapatılan televizyonlar ve radyolar, muhalif basın, işçilerin ve emekçilerin taleplerini ve sorunlarını gündeme getiren basın yayın organlarıydı. Bunların kapatılması, işçilerin ve emekçilerin haber alma hakkını, sorunlarının gündeme gelmesini engelleyecek. İşçilere ve emekçilere yapılmış bir saldırıdır. Büro emekçileri olarak bu süreçte yapmış olduğumuz sendikal faaliyetimiz, sorun ve taleplerimiz başta Hayatın Sesi televizyonu olmak üzere basın üzerinden sürekli gündeme geldi. Bu anlamıyla büro emekçilerinin de Hayatın Sesi’ni sahiplenmesi kendi geleceklerini sahiplenmesi anlamına geliyor. Havuz medyası kamu-büro emekçilerinin sorununu taşımıyorlar. Başta Hayatın Sesi televizyonu olmak üzere özgür basının yanındayız. Bunu kınıyoruz ve dayanışmayı büyütmek istiyoruz.

ÖNCEKİ HABER

Türkiye’nin Musul hayali krizi büyütüyor

SONRAKİ HABER

Hiçbir şey olmasa da bir şey oldu: 40,6 milyon lira boşa harcandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa