07 Ekim 2016 09:00

Türkiye’nin Musul hayali krizi büyütüyor

AKP’nin Musul hayali, krizi derinleştiriyor. Behlül Özkan, Aydın Çubukçu ve Fehim Taştekin gelişmeleri Evrensel'e değerlendirdi.

Paylaş

Alicem AYDIN
İstanbul

Türkiye ve Irak merkezi hükümeti arasında Musul krizi derinleşiyor. AKP Hükümeti Musul’a operasyonda ve Başika’da asker bulundurmakta ısrar ettikçe, Irak tepki göstermeyi sürdürüyor. Irak hükümeti ‘işgalci’ olarak nitelediği Türkiye askerinin geri çekilmesi konusunda BM’ye acil toplantı çağrısı yaptı, Başbakan Binali Yıldırım ise Başika’daki askeri varlığın devam edeceğini söyledi. ABD topu Irak hükümetine attı, kararın Irak’a ait olduğunu söyledi. Konuyu yakından takip eden Akademisyen Behlül Özkan ve Gazeteci Aydın Çubukçu Türkiye’nin Musul konusunda bir hayale kapıldığının altını çiziyor ve ABD’nin, Irak ve İran’ın Türkiye’nin operasyona katılmasına izin vermeyeceğini söylüyor. Gazeteci Fehim Taştekin ise AKP’nin Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da Yeni Osmanlıcılığının nüksettiğine dikkat çekiyor.

ULUSLARARASI SİYASET İZİN VERMEZ

Marmara Üniversitesi Yrd. Doç. Behlül Özkan: Türkiye’nin Lozan’ı tartışmasının Musul krizi ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de tarihsel olarak Musul’a bir hak iddiasında olduğu söyleyen çevreler hep vardır. Lozan sonrasında da zaman zaman dile getirilir. Irak’a baktığımız zaman belirsiz bir yapı var. Üç parçaya ayrılmış bir devlet yapısı. Bağdat yönetiminin merkezi otoritesi oldukça zayıf, hatta yönetim Barzani Kürt bölgesi defakto olarak bağımsız hareket ettiğini söyleyebiliriz. Musul, Sünni nüfusun yoğun yaşadığı yer. 1990 yıllardan beri, Başika Kampı’nda Türk askeri var. Türkiye Kuzey Irak’ın kuzeyinde de askeri anlamda IŞİD’e karşı ‘daha fazla söz sahibi olabilir miyim’ diye düşünüyor. Ancak buna karşı Irak merkezi hükümetinin açıklama yaptığını görüyoruz.  Türkiye’nin IŞİD’e karşı bir askeri müdahale, (IŞİD’e karşı bir koalisyon içinde gerçekleşmez ise) gerçekleştirmesi mümkün değil Eğer gerçekleşirse uluslararası hukuk açısından oldukça sıkıntılı bir durum. Çünkü ne kadar Irak’taki merkezi yönetim zayıflamış olursa olsun oradaki muhatabınız Bağdat’taki iktidar. Bağdat’ta ki iktidarın karşı çıkmasına rağmen Irak’a yönelik bir girişimde oldukça dikkatli davranmanız gerekmektedir. Meşruiyet içinde hareket etmeniz gerekiyor. Bu şekilde baktığımız zaman Türkiye belli ki IŞİD’e karşı koalisyonda yer alarak Musul’daki etkisini artırmak istiyor. Özellikle Sünni nüfus üzerinden, buna karşı da Irak’taki Şii’lerin çoğunlukta olduğu iktidar da buna karşı rol alıyor. Türkiye’nin Musul’a karşı siyasetini sadece Irak değil, ABD, İran ve Rusya’nın hareketi belirleyecektir.

MUSUL TÜRKİYE İÇİN HAYAL

Yazar Aydın Çubukçu: Musul meselesi ile 12 Adalar meselesinin aynı anda ortaya çıkması rastlantı değildir. Eski tartışmalarda Lozan Antlaşması eleştirilirken ‘Musul’u Kerkük’ü verdik 12 Adalar’ı kaybettik’ diye öne çıkartılan bir argüman vardı. Atatürk ve İnönü’nün politikalarına karşı olanlar bu iki unsuru ortaya atarak ‘Musul, Kerkük ve 12 Adalar’  Türkiye’nin egemenliğinin tırpanlandığını ve emperyalistlere peşkeş çekildiğini söylerler. Bunun gerçeklerle bir alakası yoktur, yani Lozan Antlaşmasında Musul ciddi tartışmalar neticesinde İngilizlere  verilmiştir. Ama 12 Adalar’ın bununla hiçbir alakası olmadığını herkes biliyor. Fakat bunların aynı anda ortaya atılmasının ardında ideolojik, siyasi, askeri ve bölge egemenliği konusunda beslenen hayaller var. Bunun bir hayal olduğunu herkes iyi biliyor. Bir dünya savaşı çıkmadan Türkiye’nin içinde bulunduğu taraf  büyük bir farkla kazanmadıkça Türkiye’ye kimse Musul’u vermez. Musul ve Kerkük gibi bölgelerin hakimi olamaz. Bunun şöyle bir anlamı var: Türkiye’nin oralarda siyasi bakımdan (askeri bakımdan bölge de var ) söz sahibi olması demek, bölgedeki bütün haritaların bütün ilişkilerin yeni baştan kurulması demektir. Bu da başta ABD ve İsrail olmak üzere, Araplar da dahil kimsenin işine gelmez. Araplar-İran-İsrail-Amerika  böyle bir değişikliğin karşısında. Amerika bölgede Irak üzerinde farklı bir plana sahip ve bu planda Musul ve Kerkük’ün Türkiye’ye verilmesi gibi bir şey yok. Bunu herkes biliyor. Türkiye’yi yönetenler de bunun hayal olduğunu biliyorlar. Ama siyasi propaganda, ideolojik politika, kitleleri savaşa razı etmek gibi ihtiyaçlar dolayısıyla iki mesele ortaya atılmış gözüküyor.
Bölge elbette Kürt ve Arap bölgesidir ve halkların kendi çıkarlarını korumak bakımında ihtiyaç duydukları başlıca araçlar arasında kendi siyasi sınırlarına sahip olma vardır. Kürt ve Arap halkları  siyasi sınırlarına kendileri egemen olma davasını kuvvetle savundukları sürece böyle bir değişiklik mümkün değildir. Değişiklik olsa bile Amerika, İsrail ve İran da böyle bir şey için Türkiye’ye prim vermez.

AKP’NİN OSMANLICILIĞI NÜKSETTİ

Gazeteci Fehim Taştekin: Musul, Nuri el Maliki döneminde Türkiye’nin Sünni asilerle kurduğu oyunun kalbinde yer alıyordu. Hesapta Sünni aşiret ve İslamcı örgütleri kullanarak bir Sünni federasyon kuracaklardı. O oyun tutmadı. IŞİD herkesi bertaraf ederken Türkiye de kaybeden taraf oldu. Hesapta Musul’u kurtaran güçler arasında olmak Türkiye’ye oyuna dönme fırsatı verecek ve Ankara’yı Irak’ın geleceğini şekillendirme konusunda söz sahibi yapacak. Mesele IŞİD’i temizlemek değil Musul’un geleceğinde yer almakla ilgili. Bu türden bir hesap güderken tehlikeli bir şekilde Şii-Sünni çatlağında ilerlemeye çalışıyor. Şiiler Musul’a giremez diyerek hassasiyet geliştiriyor. Çünkü Şii dediği Haşd el Şaabi Türkiye’nin tasavvurundaki gibi bir sonuç üretmeyecek. IŞİD ile işbirliği yapmış bazı unsurlar artık orada eskisi gibi at oynatamayacak. Ki Haşd el Şabi sadece Şiilerden oluşmuyor. İçinde Sünniler ve Hıristiyanlar da var. Dahası Musullu ve Tel Aferli Türkmenler Haşd’ın öncü güçleri arasında yer alıyor. Çok bedel ödediler. Bağdat’tan savaşa savaşa Musul’a kadar geldiler. Şimdi Erdoğan siz Musul’a giremezsiniz diyor. Bu insanlar bir kısmı zaten Musullu. İkinci önemli husus; Iraklılar Musul’un düşüşü ve IŞİD’in yükselişinde Türkiye’yi de sorumlu tutuyor. Eğer Türkiye IŞİD’le Musul’da savaşıyor görüntüsü verebilirse bu algıyı yıkıp yeni bir sayfa açabilir. Fakat bütün bunlar hep bakkal hesabı. Üçüncü bir mesele; AKP siyasetinin alt yapısında tarihsel tortular var. Yeni Osmanlıcılık refleksi Suriye’de olduğu gibi burada da nüksediyor. Iraklılar da bu konuda duyarlı. Eğer biri Osmanlı’nın diliyle konuşursa karşılığı Irak Meclisi’nin aldığı kararda olduğu gibi sert oluyor. Türkiye Musul politikasıyla Türkmenleri bile ikna edemezken başkalarını ikna etmesi mümkün değil.

ÖNCEKİ HABER

Halk milisleri karargahında savaşın nabzı

SONRAKİ HABER

HDP’den askerlik kanununa vicdani ret şerhi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa