06 Ekim 2016 17:37

Kapatılan TV ve radyoların sesi Mecliste de kesilmek istendi

Kapatılan radyo ve TV’lerin temsilcileri ile Meclis’te basın toplantısı yapmak isteyen CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’a izin verilmedi.

Paylaş

Sultan ÖZER
Ankara

Aralarında Hayatın Sesi TV, İMC TV, Azadi TV, TV10, Jiyan TV’nin de bulunduğu 12 televizyon ve 11 radyonun sesinin kısılıp, ekranlarının karartılmasına karşı, TV’lerin temsilcileri ile Meclis’te basın toplantısı yapmak isteyen CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan’a izin verilmedi. Sarıhan Meclis basın kapısı önünde yaptığı açıklamada, basının susturulmasının, halkın susturulması olduğunu söyledi. 

Kapatılan radyo ve televizyonlara destek amacıyla Meclis’te basın toplantısı yapmak isteyen CHP Ankara Milletvekili, Avukat Şenal Sarıhan toplantı için ana binada basın koridorundaki salonda açıklama yapmak istedi. Bunun için önceden Genel Sekreter Mehmet Ali Kunbuzoğlu ile de görüşürek izin aldı. Çünkü Meclis Başkanlığı sessiz sedasız bir uygulama başlatarak, milletvekillerinin konuklu basın toplantıları için, basından uzak, milletvekillerinin bulunduğu binada bir salonu ayırdı. Basına uzak olması nedeniyle Sarıhan açıklamanın basın koridorundaki salonda yapılmasını istedi. Bunun için Meclis Genel Sekreteri Mehmet Ali Kunbuzoğluile görüştü. Sekreter de Meclis Başkanvekili AKP’li Ayşenur Bahçekapılı ile görüştüğünü ve izin verdiklerini söyledi. 

ÖNCE VERİLEN İZİN SONRA İPTAL EDİLDİ

Bunun ardından basın toplantısı için kapatılan televizyonların temsilcileri ile basın koridoruna gitmek isteyen Şenal Sarıhan engelle karşılaştı. Görevliler kendisinin basın toplantısı yapabileceğini, ancak konuklara izin veremeyeceklerini söylediler. Sarıhan Meclis Genel Sekreteri Kunbuzoğlu’nun ve Meclis Başkanvekili Bahçekapılı’nın bilgileri olduğunu söyledi. Telefonla görüşmeler yapıldı, ancak önce verilen izin sonra iptal edildi. 

Görevlilerle tartışan Sarıhan, “Cezaevini Meclis’e mi taşıdık” diye tepki gösterdi. Sarıhan’a CHP milletvekilleri  Yakup Akkaya ve NurhayatAltaca Kayışoğlu da destek verdiler. Telefon görüşmeleri ve Sarıhan’ın ısrarına rağmen izin verilmedi. Tartışmalar sürerken, Genel Sekreter Mehmet Ali Kunbuzoğlu geldi. Sarıhan yapılanın doğru olmadığını, kendisinin toplantıya izin verdiğini söyledi. Kunbuzoğlu da “yanınızda birileri olduğunu bilmiyordum” savunması yaparken, Sarıhan, “yalnız yaptığım basın toplantısı için niçin sizden izin alayım” diye tepki gösterdi. 

‘BASIN SUSARSA HALK SUSAR’ 

Uzun süren tartışmalara rağmen basın koridorundaki salonda toplantıya izin verilmedi. Bunun üzerine, Sarıhan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya ve CHP milletvekili NurhayatAltaca Kayışoğlu ve çalıştıkları basın kuruluşları kapatılan gazetecilerle birlikte açıklamayı basın kapısı önünde yaptı. Yapılanın basına bir darbe olduğunu belirten Sarıhan, ayrıca önceki gün Resmi Gazete’de yayımlanan Basın İlan Kurumu yönetmeliğiyle iktidarın beğenmediği basın kuruluşlarının ilanının kesileceği tehdidine dikkat çekti.

HER KARARNAME, HALK İÇİN BİR KARA NAĞME Mİ ?

Basın kapısı önünde yapılan açıklamada Sarıhan, “Basın susarsa halk susar. Halk susarsa içinden kaynayan bir depreme dönüşür ve bunu engellemek için yolumuz demokrasinin, insan haklarının yoludur” dedi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürürlüğe konulan OHAL Rejiminin,  her yeni kararname ile OHAL’in amacı ile çelişen uygulamalara neden olduğunu vurgulayan Sarıhan "Gözaltı, tutuklama, açığa alma ve göreve son verme işlemleri, ciddi ve makul gerekçeler olmaksızın, art arda yürürlüğe konuluyor. Suç ve cezaların şahsiliği ilkesi çoktan unutulmuş durumda. Aileden biri suç atfı ile karşıkarşıya ise, bütün bir aile suçlu kazanına atılıyor. Yaratılan korku ortamı nedeni ile akrabaların ve komşuların dahi sahip çıkmadığı bir tecrit ortamında insanlar yalnızlaştırılıyor. Ekmeğin ve dostluğun yok edildiği bu ortamda  pek çok “yurttaş”, nerede ise “medeni ölüler” halinde. Cezaevleri, olağanüstü bir doluluk yaşıyor. Ceza infaz sistemi, var olan yasaların dahi uygulanmadığı zindanlara dönüştürülmüş durumda. Savunma görevini yapamıyor. Hatta dava almaya korkuyor. Hukuk, her alanda askıya alınmış durumda. Herkes susuyor. Şimdi de 668 Sayılı KHK nin 2. Maddesi’nin 1. Fıkrasının b-c ve 2.fıkrasının 3-4. Maddeleri dayanak yapılarak, yazılı ve görsel basının özellikle muhalif kanadına yönelik kapatma eylemleri gerçekleştirildi. Bu, halkın nefes borularının tıkanmasıdır. Yaratılan bu ağırbungu ortamında, susanlar adına konuşacak olan yayın organlarının önce ekranları karartılıp, ardından basın- yayın araçlarına el konulması, hukukun açıkça katledilmesidir. Aralarında  İMC, Hayatın Sesi, Van, Jiyan , Azadi , Zarok TV ve  TV 10’un da bulunduğu 12 televizyon kanalı ve 11 radyo kapatıldı. Bu kanalların OHAL ilanı ile bağlantısı nedir? Şurada TBMM’nin içinde yayın yapan Hayatın Sesi televizyonu,  işçilerin, emekçilerin, kadınların insan haklarının yanında duran  onların sesi, sözü olmaya çabalayan bir televizyondur. Yine İMC TV; haberleri, canlı yayınları ile  farklı düşüncelerdeki  aydınların görüşlerini açıklayabildiği, kadın ve çevre haklarına duyarlı programlarıyla çoğulcu yayın yapan bir televizyondur. TV 10, özellikle Alevi toplumunun kültürünü yaşatma çabası içindedir. Tek tek adını sayamayacağımız tüm radyo ve televizyonların darbe ya da terörle nasıl bir bağlantısı olabilir? Kaldı ki olağanüstü hal ilanında bulunan hükümet, olağan dönemde de hükmetmiş ve bu yayınların hiçbiri hakkında yasa dışı yayın yaptıkları gerekçesi ile işlem yapmamıştır. Kaldı ki, başlatılmış bir işlem varsa, bunun da sonucunun beklenmesi ve kesin bir hükme dayalı olarak yayınlara son verilmesi hukukun gereğidir" dedi.

Türkiye'nin, 15 Temmuz’da ağır bir darbe girişimi ile karşılaştığını ve bu konuda tartışılması gereken bir durum olmadığını söyleyen Sarıhan şunları söyledi: "Ancak, darbe, olağan koşullarda önlenmiştir. Demek ki devletin gücü, bir darbeyi önlemeye yeterlidir. Yani olağanüstü hal ilanı, bir zorunluluk  değildir. Biran için bunun ihtiyaç olduğu kabul edilse, bu kez de iktidarın,olağanüstü halin ilanı nedeni ile sınırlı kalması gerekir.Olağanüstü rejimler, hukuki rejimlerdir.  Kriz dönemlerine özgüdür ve kriz hallerini aşmak içindir. İstisnai bir rejim olması, hukuk rejiminin de istisnası olması anlamına gelmez. Bütün hukuk rejimleri gibi insan haklarına dayalı olması gerekir.  Olağanüstü rejimler, zaten potansiyel olarak, birey hak ve özgürlüklerinin, yoğun biçimde ihlaline olanak yaratırlar. Krizi aşmak için demokratik yollar terkedildiğinde halkın öfkesi büyür.  Adaletsizlik, halkı isyana yöneltir." 

'OHAL VAR OLAN YASAL DÜZENLEMELERİ YÜRÜRLÜKTEN KALDIRMIYOR'

OHAL'in var olan yasal düzenlemeleri yürürlükten kaldırmadığına dikkat çeken Sarıhan "Anayasa’nın 28 ve 30. Maddeleri yürürlüktedir. Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğünü hükme bağlayan 11. Maddesinde bir değişme söz konusu değildir. Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüklerini güvence altına alan 24 ve 25. Maddelerde,”Basın araçlarının Korunması” başlıklı  30.  de bir değişiklik olmamıştır. Basın özgürlüğünün sınırlanmasında izlenecek hukuki yollar açıktır. 2959 Sayılı Radyo ve Televizyon Kanunu halen yürürlüktedir. 5187Sayılı Basın Yasası,59 . Hükümet döneminde yani AKP iktidarında yürürlüğe girmiştir.Anılan Yasa’nın birinci maddesinde: ‘’Bu kanunun amacı, basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenlemektir, der.Bu yasanın genel gerekçesinde ise şu açıklama yer almaktadır: ‘’Evrensel demokrasi anlayışının ortaya çıkardığı önemli kavram bilgi edinme hakkı, doğru bilgiye ulaşma, gerçeği öğrenme hakkıdır. Düşünce açıklama ve basın özgürlüğü onu kullananlar açısından bir özgürlük olduğu kadar, gerçekleri öğrenmek özgürlüğüne sahip birey ve kitleler açısından da temel bir hak niteliğindedir. Düşünceyi açıklama özgürlüğü sadece kabul gören, zararsız, yahut önemsiz düşünceler yönünden değil aynı zamanda halkın bir kısmı tarafından da benimsenmeyen, kural dışı hatta endişe verici düşünceler için de geçerli olmalıdır.’’der.
AİHS’nin 10.Maddesi’nde; ‘’Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir.’’ olarak ifade edilmiştir.Kapatılan tüm yayın organları yasal izinlere sahip durumdadır" diye konuştu.

BM Kitle İletişim Araçlarının Barışın ve Uluslararası Anlayışın Güçlendirilmesine, İnsan Haklarının Geliştirilmesine, Irkçılık, Savaş Kışkırtıcıllığı ile Mücadele Edilmesine Katkıda Bulunması ile İlgili Temel Prensiplerde haberin dağıtılması, haber alma hakkı, ifade özgürlüğü, bireylerin olayların gerçekliğini denetleme ve objektif bilgiye ulaşma, ses duyurma hakları ve iletişim araçlarının hukuki korumaya alınması temel ilkeler arasında sayıldığına dikkat çeken Sarıhan şunları dile getirdi: "Bu hakkın ihlali, sayısız AİHM kararında hukuka aykırı bulunmuştur.Türkiye aleyhine verilmiş olan AKSOY, POLAT, ERDOĞAN/İNCE, GERGER kararları en tipik örneklerdir. Krizi demokratik usullerle aşabilmek için, öncelikle,   krizingerçekten  var olup olmadığı saptanmalıdır. Kriz gerçekse,  alınacak önlemlerde, orantılılık ve elverişlilik, Yasallık, yetkili organ ve aleniyet, iyi niyet, geçicilik, demokratik ve yargısal denge, ulusalüstü organa bildirim ve gözetime açıklık ilkeleri gözetilmeli, böylece, hukuksuzlukla mücadele ederken, hukuk katledilmemelidir.

'GİDİLEN YOL TOTALİTER REJİME ÇIKACAKTIR'

Nevar ki iktidar, bu basın metnini kaleme aldığımız sırada yeni bir yönetmelikle, anılan ilkelerin kendileri için bir değeri olmadığının örneğini sergilemiştir. Bu yönetmeliğe göre, iktidar, hoşuna gitmeyen gazetelerin resmi ilanlarını, kesin yargı kararı olmadan kesebilecektir. Bu açıkça, idarenin, kendisini, mahkeme yerine koymasıdır. Buradan gidilen yol, demokrasiye değil, totaliter rejime  çıkacaktır. Biz bugün birkez daha, iktidara, krizden ancak demokrasi ile çıkılacağını anımsatıyor ve basın üzerindeki baskıların biran önce kaldırılarak, halkın haber alma hakkının engellenmemesini diliyor, bütün halkı ve basın emekçilerini dayanışmaya davet ediyoruz."

ÖNCEKİ HABER

RedHack gözaltıları serbest bırakıldı

SONRAKİ HABER

Mızraklı: Kobanê düşmedi ama siz düşüyorsunuz farkında mısınız?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa