06 Ekim 2016 08:24

Hayatın Sesi’nin ne olacağına, onu kuranlar karar verir

Hayatın Sesi program yapımcısı Ercüment Akdeniz, Hayatın Sesi TV'nin kapatılmasının yarattığı 'eksik'leri yazdı.

Paylaş

Ercüment AKDENİZ*

antenler yalan söylüyorsa, 
yalan söylüyorsa rotatifler, 
kitaplar yalan söylüyorsa, 
...
söz yalan söylüyorsa, 
ses yalan söylüyorsa, 
....
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada 
bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.
NAZIM HİKMET

Milli Güvenlik Kurulu toplantısının yapıldığı akşam (28 Eylül), yıldırım hızıyla verilen bir karar sonucu yayınımız kesildi. İçlerinde Hayatın Sesi’nin de olduğu 12 muhalif televizyon ve 11 özel radyo kapatıldı. OHAL’i, halka bir “müjde ambalajıyla” servis eden siyasi iktidar, güya temel hak ve hürriyetlere dokunmayacaktı! Üstelik söylenenlere bakılırsa; OHAL rejimi altında yaşam olabildiğine normal akacak ve bu uygulamanın vatandaşa hiçbir ters etkisi olmayacaktı! 
Oysaki kendi başına 23 medya kuruluşunun yayınının kesilmesi bile iktidarın söyleminin ne kadar yalan olduğunu gösteriyor. Peki, muhalif seslere darbe vurulurken son bir haftada vatandaşın hayatı nasıl seyretti?  
İzmir BMC fabrikasında kapı önüne konan 250 işçi, feryadını duyuracak bir tek medya kuruluşu bulamadı. Bizde olsa onlar “Son Dakika” haberi olurdu. Aynı hafta içinde peşpeşe yaşanan iş cinayetleri ana akım medyada yine yer bulmadı. Yer bulan sayılı haberde ise işveren ihmallerine yer yoktu! Onlara göre yaşananlar iş cinayeti değil basit birer “iş kazası”ndan ibaretti. 
Kapatma kararı sonrası kanalımızı ziyaret eden Cumartesi Anneleri bize çok önemli bir anektod anlattı. Dediler ki; “Biz her hafta olduğu gibi yine o meydanda oturduk, yine kayıp çocuklarımızı aradık. Ama bu hafta hiçbir televizyon sesimizi duymadı!” 
Tam 101 canımızın katledildiği 10 Ekim katliamı üzerine yapılan eylemler de geçen hafta medyada haber olmadı, Cerratepe Davası’nda verilen karar da! Dünya Öğretmenler Günü’nde açığa alınmış öğretmenlerin yaptığı eylemler de yine ne görüldü ne de duyuldu. Cemevlerine atılan çarpı işaretlerine isyan eden Aleviler de aynı akıbetle karşılaşacaktı, belediyelerine kayyım atanmış Kürt yurttaşlar da. 
İşin belki de en trajik yanı; bizim gibi kapatılan televizyon ve radyoları haber yapacak medya kuruluşu da kalmamıştı! 
Umalım ki; bir savaş hazırlığının eşiğinde, “milli güvenliği tehdit” gerekçesiyle kapatılan televizyon ve radyolara; muhalif gazete, dergi ve yayınevleri eklenmez. Zira geçmiş savaş ve kriz dönemlerinde işçilerin grevleri, emekçilerin direniş çadırları da yine aynı gerekçeyle yasaklanmıştı. 
İsterseniz sözü bir soruyla toparlayalım;
Patronu olmayan bir televizyon kanalı hayal edebilir misiniz?
Hayatın Sesi işte böyle birşeydi/işte böyle bir şey!
Bu kanalın kurucuları; onun gerçek sahibi olan işçiler ve emekçilerdi. Ve bir kez daha onun nasıl kurulacağına yine onlar karar verecek. Türkiye’de görsel bir işçi yayınının doğmasını sağlayan demokratik koşulları 9 yıl önce yine onlar kazanmıştı; yine grevleri ve direnişleri, halk hareketleriyle onlar kazanacak.
Tarihten bugüne muktedir fermanları ve bu fermanların yasak koyucu gücü hep bir yere kadar olmuştur, bugün de öyle olacaktır. Muhalif basının, halkın sesi olan yayınların ne zaman kapatılıp ne zaman açılacağını da padişah fermanları değil yine işçilerin, emekçilerin ve halkın gücü belirleyecek.
Bu arada Hayatın Sesi ailesi elbette boş durmayacak. Hukuki bütün girişimler sonuna kadar zorlanacak. Bu haksız ve kanun tanımaz uygulamalar er ya da geç yargı önüne çıkacak. Halkımız, yurdun dört yanında, bu hukuk tanımaz karara olan tepkilerini dile getirecek. 
Gelinen yerde; her bir işçi, her bir kamu emekçisi; talancı şirketlere karşı ağacına, suyuna sahip çıkan her bir köylü; savaş politikalarına boyun eğmediği için üniversite dışına atılan her bir akademisyen, her bir öğrenci; taciz, şiddet ve katliam tehdidiyle yaşayan her bir kadın kendi haberini yapacak doğal bir muhabirdir artık. Ve büyüyerek gelen bu muhabirler ağı daha güçlü yayın araçları yaratmayı mutlaka başaracak. 

*Hayatın Sesi program yapımcısı

ÖNCEKİ HABER

Ya Benimsin Ya Kara Toprağın

SONRAKİ HABER

Demirtaş: İstanbul adayı olsam, billboardlara ayna koyardım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa