06 Ekim 2016 08:20

Ya Benimsin Ya Kara Toprağın

İMC TV Haber Koordinatörü Faruk Eren, İMC TV'nin önce TÜRKSAT'tan çıkarılma sonra da kapatılma sürecini anlattı.

Paylaş

Faruk EREN*

Geçtiğimiz şubat ayında İMC ani ve hukuksuz bir uygulamayla TÜRKSAT uydusundan çıkarıldı. Yaptığı haber bültenleri, canlı yayınları, tartışma programlarıyla dikkat çekmeye başlayan İMC bunun karşılığını da almaya başlamıştı.
Son yıllarda yapılan ölçümlerde haber kanalları arasında ilk sıraları zorlamaya başlamıştı. Diyarbakır’daki HDP mitinginde patlama, Kobani’ye IŞİD saldırısı gibi olaylarda yapılan yayınlarda İMC haber kanalları arasında en çok izlenen kanal olmuştu.
Ve sanıldığı gibi izleyicilerimiz sadece Kürt coğrafyasından ya da batıdaki Kürtler değildi. Elbette bölgede en çok izlenen kanaldık. Ama batıda da çok sayıda izleyicimiz vardı. Yayınlarımız da sadece bölgeyi kapsamıyordu. Ekolojiden emek dünyasına kadar geniş bir yelpazede yaşanan her sorun ekranlarımızda yer alıyordu. Galiba bu rahatsız etti bazı çevreleri ve bu nedenle TÜRKSAT’tan çıkarıldık.
Uydu değiştirerek yayınlarımıza devam ettik. Ama izleyicilerimizin büyük bölümünü kaybettik. Çünkü İMC izleyebilmek için yeni bir çanak takmak gerekiyordu. Bu süreçte camlarına “Bedava İMC ayarlanır” yazan uyducular bile gördük. Ama doğrusu eski izlenirliliğimize ulaşamadık.

BASKILAR ARTIYOR

Aynı süreçte gazetecilere de büyük baskılar yapılıyordu. Önce hükümeti eleştiren çok sayıda köşe yazarı merkez medyadaki işlerinden oluyor, ekranlara çıkarılmıyordu. Bir süre baskılar, art arda açılan davalara, gözaltına almalara dönüştü. Hükümetin Cemaatle kavgası medyada başka türlü bir kıyıma da neden oldu. Cemaate ait çok sayıda gazete ve kanala el konuldu.
Ama baskıların kuşkusuz en şiddetlisi Kürt medyasına yönelikti. Sokağa çıkma yasakları sırasında kameraman vuruluyor, kafalarına silah dayanıyor, haber için bölgede bulunan muhabirler hemen her gün gözaltına alınıyordu. Özgür Gündem daha 15 Temmuz öncesinde boğulmaya çalışıldı.
İşte böyle bir ortamda 15 Temmuz’a geldik. Sonrasını tek tek yazmaya gerek yok. Her şeyi kısa bir süre önce yaşadık. Sadece hapishanelere atılan gazetecilerin sayısının 100’ü geçtiğini söylemek yeterli.

ARINÇ’IN LİSTESİ

Çarşamba günü Hayatın Sesi, TV 10 gibi kanalların da TÜRKSAT’tan çıkarıldığını öğrendik. Bazı kanalların yanı sıra radyolar da vardı bu listede. Resmi hiçbir açıklama yapılmamıştı. Yayını durdurulan çok sayıda televizyon ve radyo olduğu söyleniliyor, ama tam listeye kimse ulaşamıyordu.
Ertesi gün Anadolu Ajansı kapatılan televizyon ve radyoların arasında İMC’nin de bulunduğunu söyleyen bir haber geçti. Ama onlar da tam liste vermemişti. Kısacası birçok kanal ve radyo büyük çabalarla kapatıldıklarını öğrenmişti! Aslında kapatılan kanalların bir bölümü, şimdi bir kenara atılmış olan bir zamanların muktediri Bülent Arınç’ın listesinde yer alıyordu.
Bülent Arınç başbakan yardımcısıyken katıldığı bir televizyon programında elindeki dosyayı göstererek Evrensel, Özgür Gündem gibi gazetelerle bazı televizyon ve radyoları açıkça tehdit etmişti. İşte o listedeki televizyon ve radyolar şimdi kapatılıyordu. (Özgür Gündem daha önce kapatıldı, diğer gazetelere ne olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz!) 
Önce Van’da Batman’da iki kuruma kilit vuruldu. Hâlâ bazılarımız umutluydu. Kısa sürdü bu umut. En iyimserlerimiz bile ilk günden nöbet tutmaya başladı kanalda.
Ve son gün. Dünya basın tarihine geçecek bir yayın gerçekleştirdik. Alkışlarla sloganlarla basın özgürlüğünü savunmaya çalıştık. Kimimizin gözü yaşlı, kimimiz öfkeliydik.

KORKUYORLAR

Bu kadar çok kanalın sesinin kısılması basın tarihinde bir ilktir. Üstelik basına yönelik baskıların artacağına yönelik çok emare var. Binlerce kişiyi işinden eden, açlığa mahkum eden, ekonomideki kontrolünü kaybeden, yargısı, bürokrasisi adeta çökmüş olan ama bir yandan da savaş içinde olan tuhaf bir durum içindeyiz.
Telaş içinde kendisinden olmayan herkesi sindirmeye, biat etmeye zorluyor. Başlıktaki gibi maço erkek tavrıyla yaklaşıyor kendisinden olmayan herkese. Belli ki daha da gözünü karartmışlar ve daha sert günler yaşayacağız. Onun için ilk olarak basının sesini kısmaya çalışıyor.
Ama bu bize bir avantaj da sağlıyor. Gerçeklerin toplum tarafından öğrenilmesinden korkuyorlar. Gerçek gazeteciler bir yolunu bulup yine gerçekleri kamuoyuna duyuracak ve bu korkuyu yenecekler.
Ne onların olacağız, ne kara toprağın.

*İMC TV Haber Koordinatörü 

ÖNCEKİ HABER

Yine geleceğiz bekle bizi İstanbul

SONRAKİ HABER

İngiltere’de Avam Kamarasından sorumlu bakan istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa