04 Ekim 2016 15:09

Celal Başlangıç'ın yargılandığı dava 24 Kasım'a ertelendi

Özgür Gündem Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenlerinden Celal Başlangıç'ın yargılandığı dava 24 Kasım'a ertelendi.

Paylaş

Cansu PİŞKİN
İSTANBUL 

Kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan 'Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği' kampanyasına katılan Celal Başlangıç ve Gazete Yazı İşlerinden Sorumlu İnan Kızılkaya hakkında 'Terör örgütü propagandası' yapıldığı iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması görüldü.

Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma, tutuklu gazeteci İnan Kızılkaya ve Celal Başlangıç'ın kimlik tespitiyle başladı. Duruşmayı Kızılkaya ve Başlangıç'ın gazeteci meslektaşları da izledi. 

'SİZİ ASİT KUYULARINA ATACAĞIZ DİYE TEHDİT EDİLDİK'

Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan gazeteci İnan Kızılkaya, ağır tecrit şartlarında kaldığını belirterek savunmasını yapmak için mahkemeden süre talep etti. Kızılkaya mahkemeye sunduğu dilekçede, cezaevindeki birçok haklarının OHAL bahane edilerek engellendiğini söyledi. Gözaltına alındığı andan itibaren işkenceye maruz kaldığını ifade eden Kızılkaya, "Gözaltına alındığımız 16 Ağustos tarihinde polisler, gözaltı aracında 'Sizi musa anter gibi öldüreceğiz, asit kuyularına atacağız' diyerek tehdit etti. Ardından tutuklanarak götürüldüğümüz Silivri'de gardiyanlarca zorla çıplak aramaya maruz kaldım. O günden beri Bilir Kaya ile birlikte ağır tecrit altında kalıyoruz. Darbe girişiminin ardından 12 Eylül askeri cuntasındaki gibi ayakta sayım dayatılıyor. Cumhuriyet, Evrensel Birgün gazeteleri verilmiyor, birçok hakkımız OHAL bahane edilerek engelleniyor. Cezaevinde darbeciler başarılı olsa devreye koyacakları uygulamaya maruz kalıyoruz. Yargılandığım tüm davalar tamamen gazetecilik faaliyetlerine dayandırılıyor. Halkın haber alma hakkı için yaptığım gazetecilik suç değildir. Ağır tecrit koşullarından dolayı savunmamı yapmak için süre talep ediyorum" dedi. Duruşmanın ardından mahkeme salonunundan çıkarılan Kızılkaya, "Tecrit devam ediyor unutmayın bunu" dedi. 

'YARGILAMA KONJONKTÜREL'

Kızılkaya'nın ardından savunma yapan Başlangıç, söz konusu yargılamanın konjonktürel olduğuna vurgu yaparak, "41 yıllık gazeteciyim bunun en az 30 yılında Kürt sorunu ile ilgili binlerce haber, röportaj, makale yazdım. Şu ana kadar yayınlanmış 8 kitabım var. Bunlardan 4'ü doğrudan Kürt sorunu ile ilgili. Örneğin 1993 yılında Bekaa Vadisi'ne giderek Abdullah Öcalan'la röportaj yaptım. Bir dizi yazı yayınladım. O yıllarda bile değil dava tek bir soruşturma açılmadı" dedi. 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde Kandil'e giderek Cemil Bayık'la röportaj yaptığını aktaran Başlangıç, "Bununla da ilgili bir soruşturma açılmadı. Olası bir yanlış anlaşılmayı da düzeltmem gerek. Bunca yıllık meslek hayatımda sadece Cemil Bayık'la röportaj yapmadım elbette. Süleyman Demirel'le de Bülent Ecevit'le de Necmeddin Erbakan'la da Kenan Evren'le de Turgut Özal'la da Erdal İnönü'yle de, Deniz Baykal'la da, Kemal Kılıçdaroğlu'yla da röportajlar yaptım" dedi.

'GAZETECİLİĞİN TEMELİNDE SAVAŞA KARŞI ÇIKMAK YATAR'

Başlangıç, 30 yılı aşkın bir süre Kürt sorunu ile ilgili yazdığı yazılarla, yayınladığı kitaplarla ilgili tek bir mahkumiyetim olmadığını belirterek, "Bütün meslek hayatımda binlerce yazıyla, 4 kitapla, verdiğim onca röportajla, yaptığım konuşmalarla, katıldığım televizyon programlarıyla işleyemediğim bütün suçları bir tek gün Özgür Gündem gazetesinde Nöbetçi Genel Yayın Müdürü olunca işlemişim" dedi. Tarafına yöneltilen bütün bu suçlamaları reddeden Başlangıç, "Gazeteciliğin temelinde savaşa ve çatışmalara karşı çıkmak yatar. Çünkü bir savaşta, bir çatışmada önce gerçekler ölür. Gerçeğin öldüğü yerde gazetecilik de ölmüş demektir. Neden suç işlemeye alenen tahrik edip, suçu suçluyu övüp, terör örgütü propagandası yapıp kendi mesleğim olan gazeteciliği öldüreyim ki" diye sordu.

'GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR'

Başlangıç savcılık sorgusunda genel olarak gazetenin bütün sayfalarına giren yazıları görüp görmediğinin sorulduğunu ancak 3 sayfasındaki haberlerin dava konusu yapıldığını kaydederek, "Sanırım soruşturmayı başlatanlar da o sırada bunların içeriğinden habersizdi" dedi. "Savcılık Nöbetçi genel yayın yönetmeniyle Abdülhamit'in sansür memuru arasında bir farkı pek dikkate almamış" diyen Başlangıç, şunları kaydetti:
"Gazetecilik suç değildir. Sadece nöbetçi genel yayın yönetmeni eyleminden dolayı iddianamede ileri sürüldüğü gibi kimseyi suç işlemeye tahrik etmiş, suçu ve suçluyu övmüş veya terör örgütü propagandası yapmış değilim ve suçlamaların tümünü reddediyorum, çünkü gazeteciyim. Bu nedenle beraat kararı verilmesini talep ederim. Özgür Gündem gibi baskı altına alınan, sesi kısılmak istenen, sonunda susturulan bütün yayın organlarıyla, meslektaşlarımla basın ve ifade özgürlüğü için halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için bundan sonra da dayanışmayı sürdürmeye kararlıyım." 
Mahkeme heyeti başkanının, "Hükmün açıklanmasını geri bırakılmasını istiyor musun" sorusu üzerine Başlangıç, "Bu ülkede aktif gazetecilik yaptığım için Demokles'in kılıcının başımda dolaşmasını istemem. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemiyorum" dedi. Mahkeme duruşmayı 24 Kasım'a erteledi. 
Celal Başlangıç'ın nöbetçi genel yayın yönetmenliği yaptığı 12 Mayıs 2016 tarihinde basılan Özgür Gündem gazetesinin sayısında "Terör örgütü propagandası" yapıldığı iddiasıyla Başlangıç ve sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında dava açılmıştı. 

'BAŞLAYAN DARBEYİ AKP TAMAMLADI'

Mahkeme öncesinde açıklama yapan Celal Başlangıç, Özgür Gündem gazetesi ile dayanıştığı için yargılandığını ifade etti. Başlangıç, "Aslında halkın haber alma hakkını savunduğumuz için yargılanıyoruz, aslında Kürt halkının yanında olduğumuz için yargılanıyoruz. Bu bir anlamda da 'Niye Kürt'ün yanında durdun' yargılanmasıdır" diye konuştu. 
Şimdiye kadar 100 e yakın arkadaşının kampanyaya destek verdiği için yargılandığını belirten Başlangıç, bu kadar baskıya maruz kalmalarını yaptıkları daynışmanın haklılığına yordu. Son süreçte basına yönelik artan baskılara da değinen Başlangıç, "Artık dayanışma için de olsa bir Özgü Gündem gazetesi yok. Kapısı kitli. O zamandan bu yana baskılar Özgür Gündem ile de kalmadı, onlarca basın yayın organı kapatıldı, kapılarına mühür vuruldu. Aslında tüm bu yaşananlar Türkiye'de ki basın özgürlüğünü de gözler önüne seriyor. Bu başlayan bir darbenin AKP ile tamamlanmasıdır" dedi.
 

ÖNCEKİ HABER

Edebiyatçıların İlhan Çomak çağrısı: Şaire özgürlüğünü verin

SONRAKİ HABER

Erdoğan "oy çalındı" iddiasında ısrarcı: Oy hırsızlığı tam bir felakettir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa