02 Ekim 2016 18:24

Yüksekdağ: İktidar bu ayıptan derhal dönmeli

Hayatın Sesini ziyaret eden HDP Eş Genel Başktanı Figen Yüksekdağ iktidara derhal bu ayıptan dönün çağrısı yaptı.

Paylaş

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Aysel Güzel Hayatın Sesi televizyonu, Özgür Radyo, TV10 ve IMC TV’yi ziyaretlerde bulundu. Yüksekdağ Hayatın Sesi Televizyonuna gerçekleştirdiği ziyarette Hayatın Sesi’nin hayatın içerisinden gücünü aldığını vurgulayarak, bu kanalı kapatmanın kolay olmayacağını söyledi.

‘HAYATIN SESİ CEZA POLİTİKASI KARŞISINDA SUSMADI’

Ziyarette konuşan Figen Yüksekdağ, “Doğruların her zaman siyasi iktidarın hedefinde olduğunu vurgulayarak, “Doğruyu söylemekte ısrar eden basın örgütlerinin cezalandırılması ve bu cezaya boyun bükmesi bekleniyor. Bu zamana kadar bizim izlediğimiz Hayat TV hiçbir zaman bu ceza politikası karşısında susmadı. Otosansür, sansür uygulama politikası karşısında boyun eğmedi. Basın özgürlüğünün, söz söyleme özgürlüğünün sonuna kadar savunucusu oldu. Şimdi bu özgürlüğü kullananlara ceza kesme derdinde siyasi iktidar. Bu kesilen cezalarla bizi hizaya dizemeyeceklerini çok iyi bilmeleri gerekiyor. 90’lı yılları, 80’li yılları hatırlatmak isteriz. Bu memleket sayısız basın örgütünün  kapatılmasını gördü, gazetecilerin sokak ortalarından vurulmalarını gördü, gazetecilerin katledilmesini, yazarların ve gazete dağıtımcılarının tutuklanmasını, katledilmesini gördü. En karanlık dönemlerde bile söz söyleme ısrarında vazgeçmediniz. Basın kuruluşlarına yönelik bu operasyonu başlatanlar 90’lı yıllardaki sansürcülerin ve basın örgütlerini kapatan, yayınlarını durduranlar bu uygulamalarla susturabileceklerini sanıyorlar. Daha kötüsünü yaparsa diş geçirebiliriz durdurabiliriz, itaat ettirebiliriz diye düşünüyorlar” diye konuştu.

‘HAYATIN SESİ EMEKÇİNİN SESİ OLDU’

Yüksekdağ, “Geride bıraktığımız süreç içinde, bütün bir tarih boyunca da yaşanan bu baskılar, gazete binaların bombalanması, katliamlar, kapatmalar, yasaklar, bunların her biri bu alanda çalışan emekçileri, söz özgürlüğünü savunan emekçileri yıldırmayı başaramadığı gibi çok önemli bir deneyim biriktirmelerine vesile oldu. 90’lı yıllarda saldıranlardan daha fazla, daha ağır saldırmayı başarsanız bile bu biriken deneyim karşısında yine yenileceksiniz.  Hayat TV  bu alanın en kararlı savunucularından ve ekranlarından birisi oldu. Hayatın bütün  renklerinin farklılıklarının özellikle de ana akım denilen tekelci medya tarafından sesi duyurulmayan, yüzü gösterilmeyenlerin kamuoyuna ulaştırılması açısından Hayat TV’nin yeri ayrı. Sayısız zorluklara rağmen, olanaksızlıklara, sermaye kuruluşlarına dayanmadan kendi haberini bir ticaret metasına dönüştürülmeden çalıştı. Emek alanı örgütlenmesi oldu. Sadece emeğin emekçinin sesi olmadı. Kendisi de bir emek alanı oldu. Hayat denilen şey sadece bu televizyon binası değil. Hayat dediğin bir fabrikadır, bir okuldur. Hayat vicdanın attığı bir yerdir. Biz direndiğimiz zaman sesimizi susturmayı beceremeyecekler. Kapatarak, karartarak siz bizi yenemezsiniz. Hayat TV Türkiye’nin yeni yaşam isteğinin sesiydi. Çok zor koşullarda, ekonomik zorluklar yaşayarak o yayınları yaptığınızı çok iyi biliyorum. Emek alanını, işçinin emekçinin, kadının gündelik yaşamını bu ekranlardan takip ettik. Ezberletilen sözlerden değil, iktidar karargahlarında oluşturulmuş metinlerin okutulması yoluyla değil, özgür bir dille özgür bir sözle yayıncılığın nasıl yapılacağını gördük” dedi.

Siyasi iktidarın bir an önce bu ayıptan dönmesi gerektiğini söyleyen Yüksekdağ, “Türkiye’nin siciline bu kadar büyük bir ayıbı ve suçu işlememenin bir yolu var. Hukuksuzca yapılan bu uygulama hızla geri çekilmeli. İşçilerin emekçilerin, kadınların, esnafların, gençlerin böyle bir cezalandırmaya boyun eğmeyeceklerine inanıyorum. Boyun eğmemeye çağırıyorum. Hayat TV’nin   cezalandırılması sadece kanalın cezalandırılması değildir, özgür fikirlerin özgür yayıncılığın teslim alınması değildir. Zaten bunu yapamazsınız. Özgür düşünceyi teslim alamaz ama bu yolla bütün Türkiye halkının haber alma hakkı gasbediliyor. Bütün Türkiye halkları cezalandırılmaya çalışılıyor.  Böyle kritik bir dönemde  herkes sesine sözüne sahip çıkmalı, özgür basın kuruluşları etrafında  kenetlenmesi hayati bir ihtiyaçtır” diye konuştu.

‘GERÇEKLERDEN KORKUYORLAR’

Hayatın Sesi TV Haber Müdürü Gökhan Çetin de yaptığı konuşmada HDP gibi, siyaseten baskı politikalarının hedefinde olan bir partiden gelen bir ziyareti önemsediklerini belirterek “Baskı ve baskı politikalarından bahsettik. Bu politikalar ve sahipleri tarafından bu denli fazla kesimin bir şekilde  hedef haline getirildiği ve bu politikaların siyaseten hükümetçe, Cumhurbaşkanının yaptığı açıklamalarla da devam edeceği, derinleşeceği ve artacağının gözlemlendiği bir dönemde, savaş politikalarının birşekilde sınırsız halde hayata nüksettiği bir yerde tabi ki televizyonumuzun kapanması bizi mutlu eden bir şey değil. Ama bugüne kadar söylediklerimizin ve gerçeklerin peşinde koşmamızın aslında bir yere denk düştüğünü bizlerin bugüne kadar yaptığı işlerin boşuna gitmediğinin en açık kanıtı. En açık kanıtlarından biri de gerçeklerden ne kadar korktukları. “ diye konuştu. Çetin, televizyonlarının ülkenin emek ve demokrasi güçlerinin yarattığı birikimin yanısıra özel olarak Türkiye işçi sınıfının yaratmış olduğu mücadele birikimi  ve mücadelesinin ihtiyaçları üzerinden ortaya çıktığını aktararak,  “Bu yüzden de bu mücadelenin bitmediği, aslında bir çok birikimi, deneyimi biriktirdiği bir durumda Hayatın Sesi gibi bir televizyon kanalına ya da böylesi mecralara ihtiyaç ortadan kalkmış değil” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

7'nci kattan düşen inşaat işçisi öldü

SONRAKİ HABER

Erdoğan: S-400 konusunda teslim sürecindeyiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa