01 Ekim 2016 04:54

Savaşçı politikalar devrede

İki Almanya’nın birleşmesinden bu yana Almanya’nın dış politikasında askeri yöntemler öne çıkarken, silahlanma için bütçe yıldan yıla artırılıyor.

Paylaş

Yücel ÖZDEMİR
Köln 


İkinci Dünya Savaşı yenilgisinden sonra dünyanın her hangi bir ülkesine asker göndermesi, silah satması adeta tabu olan Almanya, bunu kırmakla kalmadı, aynı zamanda gecikmenin verdiği hırsla hızlı bir şekilde militarist politikaları öne çıkarıyor. Daha önce insani nedenlerle değişik misyonlar altında başta Birleşmiş Milletler olmak üzere çeşitli uluslararası kurumlarda sınırlı sayıda Alman askeri, yurt dışına gönderilirken, 12 Temmuz 1994’te Federal Anayasa Mahkemesi tarafından alınan karar, yurt dışına asker göndermede adeta bir mihenk taşı oluşturuyor. Böylece, Alman Meclisinin karar vermesi durumunda Alman askerleri gerektiği her yere gönderilebilecekti.

Öyle de oldu.

4 BİN ALMAN ASKERİ

Sonraki yıllarda Almanya hızla dünyanın çeşitli bölgelerindeki çatışma bölgelerine asker göndermeye başladı. Son verilere göre halen 18 ayrı operasyon kapsamında, dünyanın 18 ayrı bölgesinde 4 bine yakın Alman askeri bulunuyor. Asya’dan Afrika’ya kadar değişik bölgelerde bulunan Alman askerleri, en son terörle mücadele kapsamında İncirlik üssüne gönderilmişti.

İncirlik üzerinden Ortadoğu’da rol oynamak isteyen Almanya, bu tutumuyla aynı zamanda bölgedeki çatışmaların daha fazla körüklenmesi için çaba harcıyor.

YENİDEN PAYLAŞIMDA BÜYÜK SAVAŞ HESAPLARI

Ekonomik gelişmeler, siyasi rekabetlerin ve dünyada emperyalist devletler arasındaki çıkar çatışmalarının giderek sertleştiği, bu çerçevede rekabetin daha da kızışacağı; dolayısıyla paylaşım planları yapan ülkelerin hızla daha fazla militarist politikalara başvurduğu bir dönemden geçiyoruz. Paylaşımın sonuçta yapılacak savaşlardan geçtiğinin farkında olan Almanya, şimdiden bu yönde önemli hazırlıklar yapıyor. Terörle mücadele, savaşları bitirme adına yapılan askeri operasyonlar, yurt dışına asker göndermeler giderek kalıcı hale geldi.

Bütün bu militarist politikalar ve doğal olarak ülkede yaşayan emekçiler üzerinde baskı yapılarak, sosyal haklarda önemli kısıtlamalara gidiliyor. Askeri harcamalar için ayrılan bütçenin sürekli artırılması aynı zamanda sosyal alanlardan, eğitimden, sağlıktan daha fazla kesinti yapma anlamına geliyor.

Dolayısıyla dış politikaya dair yapılanlar ve planlananlar işçi ve emekçilerin daha fazla baskı altına alınması, sosyal haklardan mahrum bir yaşamın dayatılması anlamına geliyor. Bu nedenle, 8 Ekim’de Berlin’de Almanya’nın militarist dış politikasına ve savaşlara karşı yapılacak gösterinin güçlü geçmesi büyük bir önem taşıyor. 

NEDEN MİLİTARİST DIŞ POLİTİKAYA İHTİYAÇ DUYULUYOR?

Almanya’nın dış politikada militarist yöntemleri neden kullanmaya ihtiyaç duyduğunu eski Cumhurbaşkanı Horst Köhler, Afganistan’a yaptığı bir ziyaret sırasında şu şekilde ifade etmişti: “Bizim kadar büyük, böylesine güçlü bir dış ticaret yönelimi bulunan ve dolayısıyla dış ticarete bağımlı bir ülkenin, icap ettiğinde, yani acil bir durum söz konusu olduğunda, çıkarlarını koruyabilmesi için askeri gücün de elzem olduğunu bilmesi gerekir. Örneğin serbest ticaret yolları için, bölgesel istikrarsızlıkların önlenmesi için...”

Sermayenin çıkarları için militarist dış politikanın izlenmesinin açık itirafı olan Köhler’in bu sözleri ülkede geniş tartışmalara yol açmış, sonra da kimsenin kendisine sahip çıkmadığını söyleyerek görevinden istifa etmişti.

Ne var ki; Köhler gitti, savunduğu görüşler kalmaya devam etti. Daha sonra göreve gelen Cumhurbaşkanı Joachim Gauck başta olmak üzere, özellikle CDU (Hristiyan Demokrat Birliği) CSU (Hristiyan Sosyal Birliği), FDP (Hür Demokratik Parti) ve SPD’den (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) siyasetçiler bu görüşleri sık sık dile getirmeye devam ettiler.

Gelinen aşamada, Alman sermayesinin çıkarlarının dünya üzerinde askeri yöntemlerle korunması ve geliştirilmesi adeta sıradan bir politika oldu. Üstelik bu politika sadece Almanya’da değil aynı zamanda AB üzerinde de egemen hale getirilme gayreti içerisinde. Fransa ile birlikte son aylarda sürdürülen temaslarda, AB’ye hızla militarist bir karakter kazandırılması için baskı yapılıyor.

ÖNCEKİ HABER

Oruç tutmuyorsan öğretmen olamazsın

SONRAKİ HABER

Erdoğan sahalara döndü: Valimize it dedirtmeyiz, herkes haddini bilecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa