30 Eylül 2016 12:54

İzmir emek ve demokrasi güçleri: Sesimize sahip çıkacağız

Çok sayıda televizyon kanalı ve radyonun susturulması ile ilgili İzmir'de emek ve demokrasi güçlerinin temsilcileri ile konuştuk.

Paylaş

Hayatın Sesi Televizyonu dahil çok sayıda televizyon kanalı ve radyonun susturulması ile ilgili İzmir'de emek ve demokrasi güçlerinin temsilcileri ile konuştuk. Kurum temsilcileri, halktan yana yayın yapan televizyonların ve radyoların kapatılmasını medyaya darbe olarak nitelendirdiklerini belirterek, dayanışma içerisinde olacaklarını ifade etti. 

DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, OHAL uygulamalarının başkanlık sisteminin bir başka versiyonu olduğunu vurgulayarak "Başkanlık sistemi tek adam dayatmasına denk geldiği için tek adamın söylediği ile Türkiye'de demokrasiden, özgürlüklerden bahsedilmez hale geliyoruz. OHAL uygulaması ile birlikte Türkiye'de işçiden, emekçiden yana olan tüm radyo ve televizyon kurumları kapatılır oldu. Biz DİSK olarak Hayat, Evrensel demiştik; Hayat'ımıza ve Evrensel'imize sahip çıkacağız" dedi. 

KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hasan Ali Kılıç "Hayatın Sesi TV'nin bizim için anlamı işçinin, emekçinin sesi olması, çalışmayanın, işsizin sesi olması, öğrencinin sesi olması, kadının sesi olması, doğanın sesi olması, ötekinin sesi olmasıdır, Dolaysısıyla yüzde ellinin dışında, yüzde doksanın sesi olmak istediği, biat etmediği için Hayatın Sesi TV susturuldu. Hayatın Sesi TV'ye yapılan bu hareket demokrasiye yapılmıştır. İnsan hak ve özgürlüklerine yapılmıştır" ifadelerini kullandı.

BES MYK üyesi Ahmet Acar ise şu an OHAL süreci bahane edilerek toplumun zapturapt altına alınmak istendiğini belirterek şunları söyledi: "Bugüne kadar bu ülkenin yoksullarının, emekçilerinin, demokrasiden yana emekten yana tüm olan güçlerinin sesini olanakları dahilinde duyurmaya çalışan Hayatın Sesi TV'nin karartılmasını öncelikle kınıyorum.. Biz emek örgütü olarak Hayatın Sesi TV'nin her zaman yanındayız. Bu süreçte de dayanışmamızı en etkili şekilde sürdürmeye devam edeceğiz". 

'HALKIN GERÇEKLERİ ÖĞRENMESİNİ ENGELLEMEK ADINA'

TMMOB İKK Sözcüsü Melih Yalçın hükümetin asıl amacının muhalif sesleri susturmak olduğunu dile getirerek "Bu anlamda son günlerde Hayatın Sesi Televizyonu başta olmak üzere kapatılan TURKSAT yayınları kesilen birçok yayı organları da yine halkın gerçekleri öğrenmesini engellemek sadece kendisine yandaş olan basının kendi istediklerini söyleyebileceğini bir basın ortamı yaratmak üzere yapılmış bir operasyonun parçasıdır. Bütün OHAL uygulamaları olmak dahil üzere muhalif basına devrimci basına yapılan bu uygulamaları şiddetle protesto ediyoruz. Bu zorluk karşısında yılmayacağımızı arkadaşlarımızın yanında olacağımızı bildiriyoruz."

'BASIN ÖZGÜR DEĞİLSE DEMOKRASİDEN SÖZ EDİLEMEZ'

CHP İzmir İl Sekreteri Birgül Değirmenci ise demokrasinin olmazsa olmaz koşullarından birinin de basının özgürlüğü olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Eğer basın özgür değilse  demokraside gerçek anlamda bir demokrasi yaşamda yer alamaz. Bu nedenle kuvvetler ayrılığı ilkesinde yürütme yasama, yargının bağımsız olması gerektiğini sürekli ifade ediyorsak aynı şekilde de basını da özgür  olması gerekir ki gerçek anlamda demokrasi olsun gerçek anlamda vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin uygulama koşulları gerçekleşsin. Gerçekten böyle bir uygulama yapılmış olması demokrasi açısından da basın açısından büyük bir sorun hatta bu sorun hatta bu sorunun ciddi anlamda da düşünce özgürlüğü açsından da kabul edilemez."

'HAYATIN SESİ'NDEN RAHATSIZ OLUYORLARDI'

HDP PM üyesi Ertuğrul Barka da "Bu kapatılma nedeninin ne OHAL ne de darbe girişimlerine karşı alınan önlemler çerçevesinde olmadığını gayet iyi biliyorum. Hayatın Sesi TV de yapılan programlarda çevre mücadelesi de verildi. Uluslarası sermaye ve yerli işbirlikçileri bunlardan elbette rahatsız oluyorlardı. İşte böyle bir düzmece darbe girişimi sonunda OHAL ve KHK'lerle ve keyfi uygulamalarla Hayatın Sesi TV'yi kapatıyorlar. Bu faşizmdir. Faşizme karşı direnmek de bizim en toplumsal, en doğal, en yaşamsal görevimizdir" dedi. 

Tunç Soyer (Seferihisar Belediye Başkanı): Bugün sadece 28 belediyenin başına gelen bir şeyden bahsetmiyoruz. Bunu durdurmazsak kimin başına ne geleceğinin hiçbir şekilde bilinmesi mümkün değil. Yasalardan, hukukun üstünlüğünden daha kıymetli bir şey yok.  Yani adaletin de demokrasinin de tek güvencesi yasalarımızı, hukukun üstünlüğünü savunmak. Gerçekten demokrasiden yana olanların, hukukun üstünlüğünden yana olanların özgürlüklerden adaletten yana olanların kol kola vermesi gerekiyor. Biz azaldıkça birbirimizle dayanışma içine girmedikçe daha çok ezileceğiz daha çok kan kaybedeceğiz. Onun için mutlaka birbirimizle dayanışma içinde olmamız gerekiyor. 

Osman Özgüven (Dikili eski Belediye Başkanı): Hayatın Sesi TV'nin yayınlarının kesilmesi gerçekten özgürlüğe vurulan ayrı bir darbedir. Tüm basının bu şekilde olumsuzluğa, uğramasını şiddetle kınıyoruz. Hiçbir haber verilmeden hiçbir karar alınmadan böyle bir karartmayı doğru  bulmuyoruz. görmüyoruz. Yalnızca Cumhurbaşkanının verdiği emirle Hayatın Sesi TV'nin susturulması olayı ayrı  bir darbedir. Biz de bu darbeye dur diyoruz.

Hamit Mumcu (Konak Kent Konseyi Başkanı): 15 Temmuz darbe girişiminden sonra AKP iktidarı, OHAL bahanesi ile birlikte ülkedeki tüm demokratik olmayan yollarla demokratik haklarımıza elden alarak barış lafı eden aydınlarımıza akademisyenlerimize, aynı şekilde öğretmenlerimize bunlarda yetmiyormuş gibi yazılı ve görsel basınımıza büyük bir saldırı başlattı. Halkın sesi olan Hayatın Sesi TV'nin kapatılmasını şiddetle protesto ediyorum. Burada sivil dayanışmanın önemli olduğunu görüyorum. Hiçbir zaman antidemokratik uygulamalara boyun eğmeyeceğiz. 

Birkan Acar (Tüm Bel-Sen İzsu İşyeri Temsilcisi): Hayatın Sesi TV her mücadele platformunda yanımızda olmuştur. Bugün işçilerin emekçilerin sesi engellenmeye çalışılmaktadır. İşçilerin emekçilerin sesinin karartılmasına izin vermeyeceğiz. Hayatın Sesi TV'yi susturmayacağız.

Mustafa Özdağ (10 Ekim Derneği Temsilcisi): Hayatın Sesi TV'nin kapatılması bu toplumdaki tüm baskıların geniş kesimlere yayılması demektir. Kendisine muhalif olan kesimlerin susturulması anlamı taşımaktadır. Hayatın Sesi TV'nin ve diğer yaşam alanlarımızın savunulması konusunda birlikte bir arada mücadele etmezsek bu baskılar daha  ağırlaşarak sürecektir.

Mustafa Aslan (Narlıdere Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği Başkanı): Hayatın Sesi TV'nin karartılmasını şiddetle kınıyoruz. Bu ülkede halkın sesi olan gazetelerin, televizyonların medyanın üzerindeki baskıların bir an önce kaldırılması.  Başta Hayat'ın Sesi TV ve Alevilerin sesi de olan TV 10'unda kapatılması ve diğer televizyonların, medyanın kapatılması şiddetle kınıyorum. Demokrasi için tüm halk kesiminin biraraya gelmesinden başka bir çaremiz olmadığı,  OHAL süreci bize bir kere daha gösterdi. OHAL'e karşı tüm demokrasi güçlerinin koşulsuz şartız  biraraya gelmesinden başka çaremiz yok. Hayatın Sesi Susmayacak diyorum. (İzmir/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

CHP’li Emir ‘yıkım korkusu’ yaşayan mahalleleri ziyaret etti

SONRAKİ HABER

Eskişehirli kadınlar: Yaşamak ve yaşatmak için sessiz kalmayacağız

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa