27 Eylül 2016 21:11

2016’da en az 70 kadın işçi yaşamını yitirdi

İSİG Meclisi, 2016’ın ilk 8 ayında en az 70 kadın işçinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Paylaş

İSİG Meclisi’nin yazılı, görsel, dijital basından takip ettiği, emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ile işçi-işçi yakınlarının bildirimleri doğrultusunda elde ettiği verilere göre 2013 yılında en az 103, 2014 yılında en az 131, 2015 yılında en az 120, 2016 yılının ilk 8 ayında ise en az 70 kadın işçi yaşamını yitirdi.
2016 yılının ilk sekiz ayında yaşamını yitiren kadın işçilerin 26’sı çiftçi ve esnaf iken, 44’ü işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden oluştu. 2016 yılının ilk sekiz ayında, 14 yaş ve altında 3, 15-17 yaş arası 2, 18-27 yaş arası 16, 28-50 yaş arası 37, 51-64 yaş arası 11 kadın işçi yaşamını yitirdi. Gulnora Tuxtayeva adlı göçmen işçi ise yaşı bilinmeyen olarak kayıt altına geçti.
2016 yılının ilk sekiz ayındaki işçi ölümleri incelendiğinde, bu ölümlerin iş kollarına göre dağılımında yüzde 48’lik bir oranla tarım, ormancılık sektörünün ağırlık taşıdığı görüldü. Kadın işçilerin birçoğu tarım işçisi ve mevsimlik işçi olarak çalıştığı gözlendi. İşçiler ya çalışırken araziye uygun olmayan araçlarla emek harcadıkları için ya da uygunsuz koşullarda taşındıkları için yollarda yaşamlarını yitirdi.

KADIN İŞÇİLER ÜZERİNDEKİ SÖMÜRÜ KATLANACAK

İSİG Meclisi son dönemin en tartışmalı konularından biri olan kiralık işçiliğe de değindi. Bu politika ile halihazırda kötü koşullarda, esnek ve güvencesiz çalıştırılan kadın işçiler üzerinden sömürünün daha da katlanacağını belirten İSİG raporunda şu ifadeler yer aldı:

* Türkiye’de genç kadınların büyük bölümü küçük ve orta boy işletmelerde çalışıyor. Kiralık işçilikle 10 kişiye kadar işçi çalıştıran küçük işletme sahipleri 5 işçiye kadar geçici işçi de çalıştırabilecekler. Böylece devlet küçük işletmeleri korurken, burada çalışan kadın işçileri; düşük ücretli, güvencesiz, sendikasız ve ömür boyu emekli olamayacakları bir işe mahkum edecek.

* Mevsimlik tarım işçileri, temizlik işleri, hasta ve yaşlı bakımı işleri, yani kadınların çalıştığı işler, Özel İstihdam Bürolarının sürekli iş ilişkisi kurabileceği işler olarak tanımlanıyor. Devlet bir grup işçinin geleceğini tümüyle Özel İstihdam Bürolarına terk ediyor.

* Mevsimlik işlerde dayıbaşlarının yerini Özel İstihdam Büroları alacak, ev işçileri kendi aralarında kurdukları ağ üzerinden değil, bağlı bulundukları Özel İstihdam Büroları aracılığıyla kiralanacak. Özel İstihdam Büroları arasındaki rekabet sebebiyle hem ücretler, hem de işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda ciddi sorunlar, kayıplar yaşanacak.

* Fabrikalar ve büyük işletmeler de altı aylık, iki defa olmak üzere işçi kiralayabilecek. Kiralık işçi sayısı düzenli çalışanların dörtte birini geçmeyecek. Büyük işletmelerde, düzenli ve sendikalı işler genel olarak erkek işleri olacağından, işçi lehine olan bu kısıtlamadan kadınlar pek yararlanamayacak.

* Özel İstihdam Büroları, hamile olup yarı zamanlı çalışmayı tercih eden bir kadının geri kalan işini, kiraladığı diğer işçilerle ikame edebilecek. Bu hem güvencesiz çalışmayı dayatacak hem de doğum izni gibi kazanılmış ve hâlâ üzerinde mücadele verilen pek çok hakkın geriye düşmesi anlamına gelecek.

* Bu bağlamda özellikle bu dönemde İşçi sağlığı ve iş güvenliğine dair atılabilecek her adım, emekçilerin geleceğini insanca kurabilmek adına hayati önem taşımaktadır. Emek süreçlerini toplumsal cinsiyet temelinde ele almak ise, rapordan da anlaşıldığı üzere, özgür ve eşitlikçi bir yaşamın inşası için öncelikli olarak ele alınması gereken bir konudur. (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Kiraz Belediyesi işçilerinden ücret eylemi

SONRAKİ HABER

"Mançalı Adam" Süreyya Sahnesinde

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa