Önce ben içeyim!

Önce ben içeyim!

Devletin insanların sağlığıyla oynadığı oyunlar dur durak bilmiyor. Sürekli insan sağlığını tehdit eden, canlarını yok sayan şeyler yapılıyor. Son günlerde hatırlayacak olursak okullarda çocuklara süt içme alışkanlığı kazandırmak için bedava süt dağıtımı yapıldı ve dağıtıma hala devam ediliyor. Bu sözde çocuk

Sevim Güngör

Devletin insanların sağlığıyla oynadığı oyunlar dur durak bilmiyor. Sürekli insan sağlığını tehdit eden, canlarını yok sayan şeyler yapılıyor. Son günlerde hatırlayacak olursak okullarda çocuklara süt içme alışkanlığı kazandırmak için bedava süt dağıtımı yapıldı ve dağıtıma hala devam ediliyor. Bu sözde çocukların iyiliği içinmiş. Biz biliyoruz ki son kullanma tarihi geçmiş bozulmuş sütleri halkın, işçilerin, emekçilerin çocuklarına dağıtarak, insanların gözünü boyamaya çalışıyorlar. Her şey tamamen insanların yararına yapılıyor kendilerinin kesinlikle hiçbir çıkarı yok(!)  Pekala gel gelelim sayın başı büyüklerimize... Biri çıkıp diyor “çocukların psikolojisi bozuk”, öteki “çocuklar sütü ilk kez içiyor ondan olabilir” vs. gibi çeşitli bahaneler uyduruyorlar. Ancak kendilerini teşhir ediyorlar farkında değiller. Madem biliyorsunuz halkın çocuklarına süt alamadığını, bu yaşlarına kadar süt içmediklerini, bu zamana kadar neredeydiniz? Hoş bu olayda da çocukları düşündüğünüzden değil, sevgili yandaşlarınızı düşündüğünüzden; stok fazlası, depolarda kalmış, son kullanma tarihi 2005 olan sütleri dağıttınız çocuklara. 

DOKSANLARDAN BUGÜNE KADAR NE DEĞİŞTİ?

90’lı yıllar daha dün gibi aklımızda değil mi? O yıllarda da Çernobil patlamasından dolayı radyasyonlu fındıklar, çaylar ihraç edilemediği ve ülkeye geri gönderildiği için ilkokul çağındaki çocuklara bedava dağıtılmadı mı? Bunlar, sevgili devlet erkanlarımız, daha neyin lafını ediyorlar? Ne çabuk unutuldu bir bakanımızın çay içerken poz verdiği kareler! Çay içiyormuş, bakınız radyasyon falan yokmuş(!). Zaten radyasyon olmadığı için tonlarca çay  imha edilmişti. Zaten radyasyon tehlikesi olmadığı için Karadeniz’de her haneden biri kanserden dolayı ölmedi mi? Şimdi de vali yardımcısı çocuklara süt içiremiyor ve önce kendisi içiyor sütü, bakınız efendim zehirli falan değil. O kadar binden fazla çocuk boşuna hastanelik oldu, içtiği sütle hiç alakası yok çünkü. Bu halk üzerindeki oyunlarınız daha ne kadar sürecek? 90lardan da mı ders almadınız? Ayrıca son alınan karara göre ilk önce sütü öğretmenler içecek, bir şey olmazsa öğrenciler. İşin açıkçası öğretmenler kobay olarak kullanılacak.

YATAKLARINIZDA NASIL RAHAT UYUYORSUNUZ?

Çok da merak ettiğim bir şey var. Soruyorum sayın vekillerimize: O el bebek gül bebek yetiştirdikleri çocukları, zehirlenen çocuklardan biri olsaydı ne yaparlardı? Yeri göğü inletmezler miydi? Hiç mi vicdanınız yok nasıl rahat ediyorsunuz halkın sağlığıyla bu kadar oynarken, canına kast ederken nasıl mışıl mışıl da uyuyorsunuz o pahalı yataklarınızda? İçiniz nasıl da elveriyor? Ancak artık şaşıramaz hale geldi sanki insanlar. Çünkü vakitleri kalmıyor ki. Bir olayı daha yeni duymuşken hemen yenisi patlak veriyor. Sağlık sorunu sadece bu mu? Ülkenin bir çok yerinde işçiler ölüyor, iş cinayetleri işleniyor, hiçbir önlem alınmıyor. Hangi birini sayalım daha? İnsan sağlığının ederi bu işte devletin gözünde! Sırf kendilerine yakın şirketlerin sütleri kalmasın diye bozuk sütleri içirirken çocuklarına, aşırı dozdandır diyecek kadar değersiz bu ülkenin çocukları. Başka ülkelerin radyasyonlu diye kabul etmediği fındıkları kendi çocuklarına yedirecek kadar alçak poltikalar izlendi ve izleniyor. Bu son yaşanan süt olayının ve alınan tutumların da geçmişten hiçbir farkı yok yani. Halkın çocukları yine depolarda kalmış bozuk sütlere layık görüldü, tıpkı radyasyonlu fındıklara layık görüldüğü gibi.

SAĞLIK KOŞULLARI İYİYE Mİ GİDİYOR, KÖTÜYE Mİ?

Ne değişti dünden bu güne? Devletin sağlık politikaları ne kadar ve ne yönde değişti? Bunları bilmek için alim olmaya gerek yok, bu ülkede yaşamanız yeterli. Etrafınıza bir bakın yeterli. Sağlık koşulları iyiye mi gidiyor kötüye mi? Bir hastayı on hastane dolandırmasına rağmen parası olmadığı için hiçbir hastanenin kabul etmediği, GSS politikalarıyla fakirin cebindeki beş kuruşa da gözünün dikildiği, 10-13 yaşlarında çocuk işçi çalıştırılan ve bunlara hiçbir güvence sağlamayan bir ülkede sağlıkta ne kadar ileriyiz varın siz düşünün.

Amma velakin bu kadar karamsarlığa rağmen hakkımızı, canımızı, sağlığımızı korumak için, elbette ki bu politikalara karşı direnmeliyiz. Bir söz vardır çok klasik gelebilir ancak manidardır da: “hak verilmez alınır” diye. İşte madem devlet hakkımızı vermiyor; biz de hakkımızı almak için çabalarız ve elimizden geleni ve hatta daha fazlasını yapmaya çalışırız ve çalışacağız da.

www.evrensel.net