23 Eylül 2016 08:41

Bu duruma sessiz kalmamalıyız

Ben bir sendikaya üye değilim. Ama bu durum açığa alınmış ve bu süreçte büyük sıkıntılar içine girmiş arkadaşlarımla empati kurmamı engellemiyor.

Paylaş

Van’dan bir öğretmen

Merhabalar, ben Van’da görev yapan bir öğretmenim. Son süreçte emekçi öğretmen arkadaşlarıma karşı yapılan haksız saldırılar konusunda naçizane bir şeyler karalamak istedim. Ben herhangi bir sendikaya üye değilim. Ama bu durum açığa alınmış ve bu süreçte büyük sıkıntılar içine girmiş arkadaşlarımla empati kurmamı engellemiyor. Onların yaşamış oldukları sorunları sanki ben yaşamış gibi hissediyor ve onlara desteğimi esirgemiyorum.
Mantıki çerçevede düşünen insan onuruna sahip ve başkasının dertleriyle dertlenen her insan vicdanını harekete geçirip, 11 bin açığa alınan eğitim emekçisi öğretmen arkadaşımıza destek verir.
Öğretmenlik mesleği ülkemizde ve başka ülkelerde birçok düşünür ve liderin övgüsüne mazhar olmuş bir meslektir. Bilindiği gibi bu mesleğe sahip olmak da o kadar da kolay değil. Birçok sınav ve badireden geçip zorluklar içinde okuyup mesleğine kavuşmuş çocuklarımızı eğiten Tevfik Fikret’in dediği gibi “Fikri hür irfanı hür vicdanı hür” bir nesil yetiştirmek adına eğitim sisteminde o kadar zorluk olmasına rağmen bunlara katlanıp görevini seve seve yapan 11 bin öğretmenin yaşam kaynağını ellerinden almak neden? Bu insanlar devlet gözüyle nasıl bir kabahat işlemiş olabilirler ki bu kadar ağır bir ceza verilmiş olsun.
Savaşı değil barışı, parasız eğitimi, ana dilinde eğitimi, fırsat eşitliğini, liyakatı, iş güvencesini, bilimsel eğitimi, insanın insanca yaşamasını savundukları için mi açığa alındılar?
Bu konular bizim yıllardır tüm eğitim çalıştaylarında olmasını istediğimiz şeyler değil mi? Devlet büyükleri yıllardır Türkiye’de eğitimin gelişmesi için bu açığa alınan öğretmen arkadaşlarımızla aynı şeyleri savunmadılar mı? Bu durumda madem hapimiz Türkiye’nin aydınlık geleceği için aynı şeyleri savunuyoruz bu öğretmenler meslekten neden mahrum bırakılıyor?
Yeni bir eğitim öğretim yılına girdik ve okullarımız açıldı. Öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz okullarına kavuştu. Fakat açığa alınan öğretmenlerimiz bu süreçte okullarına alınmayacak ve onları en çok yaralayan durum da bu. Peki biz okullarına gidecek öğrencilerine kavuşacak öğretmenler nasıl bir psikolojik durumla derslerimize gireceğiz. Bunlardan daha da önemlisi öğretmenini bütün yaz boyunca özlemiş öğrenciler öğretmenlerinin nerede olduklarını bize sorduklarında ne söyleyeceğiz? Onlara hangi açıklamayı yapmalıyız ki onların güzel yüzlerine hüzün serpmemeliyiz. 
Fakir Baykurt’un dediği gibi “Öğretmen yalvarmaz. Öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz.” Biz bu süreçte asla kimsenin boyundurluğu altına girmeyeceğiz. Hakkımız olanı haklı davamızla alacağız. Bu süreçte açığa alınan 11 bin arkadaşımızın yanında toplumun tüm kesimi olarak, çarkın dişlileri gibi yan yana durmalıyız. Önümüzde bunun güzel bir örneği de duruyor. Tunceli halkı öğretmenine sahip çıktı ve öğretmen arkadaşlarımız görevlerine iade edildi. Fakat yine de mücadeleyi bırakmadılar. Her bir açığa alınan öğretmenin görevine iadesi yapılana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini dile getirdiler. Ateş düştüğü yeri yakar diye bir tabir vardır. Bu sefer düştüğü yeri değil her yeri yaktı. Çünkü eğitim toplumun her kurumuna en basitinden her aileye etkisi olan bir kavramdır. Toplumu bu kadar en küçük yapı taşına kadar etkileyen bir durumda, toplumun da devletin yapmış olduğu bu haksız tutum karşısında sessiz kalması beklenemez. Bu mücadelede açığa alınsın alınmasın tüm eğitim emekçilerini ve toplumun bütün duyarlı bireylerini sessiz kalmamaya öğretmenine ve geleceğine sahip çıkmaya davet ediyorum.

ÖNCEKİ HABER

DERİTEKS: OHAL kaldırılsın kısıtlamalara son verilsin

SONRAKİ HABER

Avesta Yayınları'nın bir kitabı yasaklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa