22 Eylül 2016 01:31

Gazeteciler, baskıları ve mücadele yöntemlerini tartıştı

Basın İş'in düzenlediği forumda bir araya gelen gazeteciler, basın ve ifade özgürlüğü ile baskılar karşısında yapılması gerekenleri tartıştı.

Paylaş

DİSK Basın İş, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılar karşısında "Ne yapılabilir?" başlığıyla Taksim'de bulunan Aynalı Geçit Toplantı Salonu'nda meslek örgütleri ve gazetecilerin katılımıyla forum gerçekleştirdi. Gazeteciler basın ve ifade özgürlüğü ile baskılar karşısında yapılması gerekenleri tartıştı. 

Foruma Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Özgür Gündem Gazetesi eski Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol, DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, Haber Sen'den Engin Başçı, Gazeteci Celal Başlangıç, Ayşe Düzkan,  Bülent Mumay, Ayşe Yıldırım ve DİSK  Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ve çok sayıda gazeteci ve kurum temsilcisi katıldı. 

Moderatörlüğünü Ayşe Düzkan'ın yaptığı forumda gazeteciler hükümetin baskılarına karşı mücadelenin yöntemleri ve araçları üzerine tartışmalar yürüttü.

'KEYFİ UYGULAMALARA KARŞI DEKLARASYON İLAN EDELİM'

Forum da ilk sözü alan DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, Çağlayan Adliyesi'nde üç gün boyunca görülen Nöbetçi Yayın Yönetmenliği, Dündar-Gül ve Oda TV davalarına dikkat çekerek adliyelerin tüm mesailerini gazetecilere ayırır hale geldiğini söyledi. Eren, "Hepimiz adliyelerin önünde beraberiz zaten. Türkiye çok bir sert döneme doğru gidiyor. İnan ve Zana çok zor şartlar altındalar. Yeni yöntemler bulmamız gerekiyor ki baskıyı önleyelim. Türkiye'deki keyfi uygulamalara ve durumu belirten bir deklarasyon ilan edelim. Ülkeye ve dünyaya yaşananları gösterelim önerisinde bulunuyorum" dedi.

'SORUN BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ SORUNUDUR'

KESK üyelerine yönelik saldırılara karşı yürütülen mücadelenin gazetecilerin mücadelesinden farksız düşünülemeyeceğini belirten Haber-Sen İstanbul 5 Numaralı Şube Başkanı Engin Başçı sözlerini şöyle sürdürdü: "KESK emek ve hak arama mücadelesini insan hakları ve demokrasi mücadelesi ile paralel yürüten bir sendika. Gazetecilerin yaşadığı sorunlar toplumun yaşadığı sorunlardan bağımsız değil, toplumun sorunu da gazetecilerin sorumlarından bağımsız değil. Sorun basın özgürlüğü sorunudur. Bir ülkede basın özgür değilse toplumda özgür değildir. Toplumun doğru haber alması özgür basın sayesinde sağlanır. Nerede bir kriz varsa bu ülkede en başta Hak arama mücadelesini yürüten sınıflar etkileniyor. Bu krizden olağanüstü koşullardan. Alana çıkmaksa alana çıkmak, adliyede sorunları paylaşmaksa, paylaşmak ama bu dayanışmayı büyütmemiz gerekir. Başka çaremiz yok."

'DAYANIŞMAYI GÖRÜNÜR KILMALIYIZ'

Dayanışma ve dayanışmayı görünür kılmanın önemini vurgulayan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş de, “İlk defa bir iktidarın her görüşte olan gazetecilere saldırdığını ve baskı sürecine girdiğini gördük Geçmişte sadece Kürt kardeşlerimize yönelik olan baskılar şimdi herkes için rutin bir gündeme dönüştüğüne tanıklık ettik.  Dava açılanlar, gözaltına alınanlar bini geçti. Demokratik ülkeler de olduğu gibi ülkemiz de gazetecilik faaliyeti yürüten insanların tutuklanmamaları gerekiyor. Gazetecilik faaliyeti içinde olan her meslektaşımızın arkasında olmalı ve görünür kılmalıyız. Çağlayan Adliyesi önünde kimseyi ayırmaksızın bulunmamız ve dayanışma içinde olmamız gerekir. Yan yana durabilirsek güçlü oluruz" dedi.

'BASKILARA KARŞI DAYANIŞMALIYIZ'

Darbe girişimi sonrasında 3 bin civarında gazetecinin işsiz kaldığının altını çizen TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, "Darbe girişiminin ardından 3 bin civarında gazeteci işsiz kaldı. İşsiz kalan gazeteciler içinde bir şeyler yapmak lazım. Dışarıda da gazeteciler özgür değil. Gazetecilere karşı baskı, tutuklama keyfiyete döndü. Böyle bir ortam da ayrım yapmak bizi daraltıyor. Bizim adliye önünde eylemlerimizi ve katılımlarımızı artırmamız gerekiyor. Baskılara karşı dayanışmalıyız. İktidara karşı da biz gazetecileri, arkadaşlarımızı alana kadar çabalayacağız onu göstermeliyiz. Daha çok örgütlenmeyiz" diye konuştu.

'SİVİL İTAATSİZLİK EYLEMLERİ BULMAMIZ GEREK'

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi eski Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol davalarda salonları doldurmanın ve kamuoyu yaratmanın kararları etkilediğini dile getirdi. Aykol şunları söyledi: "Ama gene emir aldıkları için bildiklerini okuyorlar. Dayanışma ve yazılacak ortak metinler uluslararası kuruluşlara iletilmelisi önemli. Son yıllarda yaptığımız sivil itaatsizlik eyleminin nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyası olduğunu düşünüyorum. Sivil itaatsizlik eylemleri bulmamız lazım. Hükümet kendini yenildiğini hissettiği yerde daha çok baskı yapıyor. ".

'MESLEKTAŞLARIMIZ İÇİN ANİ BİR REFLEKS GÖSTERMELİYİZ'

Gazetecilerin gözaltına alınmasıyla mesleğin itibarsızlaştırılmaya çalışıldığına değinen Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat,  "Son zamanlarda iktidar tarafından yapılan mesleğe yönelik itibarsızlaştırma operasyonu. Bir meslektaşımız gözaltına alındığı zaman meslektaşlarımız için ani bir refleks göstermeliyiz.  Sağlam bir sosyal medya çalışması yapmak gerekiyor. Meslek örgütleri uyumamalı. Anındalık çok önemli” diye konuştu.

'SENDİKAL ANLAMDA ÖRGÜTLENMELİYİZ'

Gazeteci Elif Ilgaz Peri, "Ana akım medya da çalışan arkadaşlarımız muhalif bir haber paylaşamıyor. Paylaştığı anda işinden olacak. Baskılar her kesimin üzerinde. Dokunsak yanacağız dönemindeyiz. Sendikal anlamda örgütlülük sağlamamız gerekiyor. Gazetecilerin örgütlenme problemi olduğunu görüyoruz. Her gazetecinin sendikaya üye olması gerekiyor" dedi.

'ADLİYE ÖNÜNDE BİLGİLENDİRME TOPLANTILARI YAPALIM'

AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, "Bütün örgütlerin içinde olduğu bir platformun her pazartesi  en kalabalık biçimde Çağlayan Adliyesi'nde bilgilendirme toplantısı yapması gerektiğini düşünüyorum. Yabancı ve yerli basın için çok önemli olucak. Haftada bir olarak sistematik bir biçimde tutuklu gazetecilerin sorunlarını bildirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu şekilde daha önce aramıza katılmayanları da yanımıza çekebiliriz. Zaten her gün çağlayan adliyesindeyiz. Sendikal anlamda da örgütlenmemiz şart bir ihtiyaç var " diye konuştu.

'ARTAN ZAMANLARDA GAZETECİLİK YAPIYORUZ'

Gazeteci Celal Başlangıç ise sözlerini şöyle sürdürdü: "İş o hale geldi ki artık artan zamanlarda gazetecilik yapıyoruz. İçerik olarak doğru, nitelik olarak da  katılımda eksiklik olan eylemler gerçekleştirdik. Önümüzdeki dava trafiğine bakınca zor bir yola doğru gidiliyor. Basın özgürlüğü için mücadele ediyoruz ama halkın haber alma hakkı noktasında bunu taşımalıyız. Haber alma hakkına ihtiyacı olan insanları da katılacağı eylemlerde yapmalıyız. Gazetecilerin açlık grevine girmesini gibi bir eylem tarzını benimser ve farklı kesimlerinde haber alma hakkı için buna katılmasına katkı sunarsak sesimizi daha gür çıkarırız. Bunu yaygınlaştırmazsak yalnızlaşırız."

'NÖBETLERİ ULUSLAR ARASI ALANLARA TAŞIYALIM’

Son olarak konuşan gazeteci Ayşe Yıldırım da şunları söyledi "Sayımız az ama sesimizin gür çıktığı yerler ve eylemler oldu. Sosyal medya da güçlüyüz. Haber nöbeti ve Genel yayın yönetmeni güçlü olduğumuz eylemlerdir. Bu nöbetleri uluslararası alanlara taşıyalım. İçeriği tartışılabilir, hafta bir ülkeden bir kişi gelir nöbet tutar. Bu iktidarın en çok korktuğu şey uluslarası baskı. Uluslararası bir sempozyum yapılabiliriz" dedi.

Foruma gelen bütün gazeteciler düşüncelerini belirterek gazeteciler üzerindeki baskıları nasıl azaltılabileceği hakkında önerilerde bulundular. Foruma katılan bütün katılımcıları düşüncelerini belirttikten sonra forum son buldu. (İstanbul/EVRENSEL)
 

ÖNCEKİ HABER

Redhack, Van YYÜ Rektörü Battal'ın Twitter hesabını hackledi

SONRAKİ HABER

Berlin’de düzenlenen konferansta Türkiye’deki demokrasi sorunu tartışıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa