Çevre sorunları geleceği tehdit ediyor

Çevre sorunları geleceği tehdit ediyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 15 Mayıs Dünya İklim Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, iklim değişikliğinin insanlığın önündeki en büyük sorunlardan biri olduğuna işaret etti.Bu sorunla mücadelenin başarısızlıkla sonuçlanmasından az gelişmiş ve gelişmekte olan &uu

Bu sorunla mücadelenin başarısızlıkla sonuçlanmasından az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin daha fazla etkileneceğinin bir gerçek olduğunu bildiren Bayraktar, özellikle sanayideki hızlı gelişimin günümüzde çevre sorunlarının artmasına neden olurken, atmosfere verilen sera gazlarındaki artış sonucu küresel ısınmaya dayalı iklim değişikliğinin gündeme geldiğini belirtti.

İKLİM KUŞAKLARI KUZEYE KAYACAK

20. yüzyılda yeryüzündeki ortalama yüzey sıcaklığında 0.74 santigrat derece artış olduğunun bildirildiği bilgisini veren Bayraktar, şunları kaydetti: “Araştırmalar önümüzdeki 30-50 yıllık süreçte dünyanın 1-2 derece daha ısınacağını, daha az yağışlı bir döneme girileceğini ve iklim kuşaklarının 150 ile 500 kilometre kuzeye doğru kayacağı, bu süreçten en çok etkilenecek bölgelerin arasında Akdeniz kuşağının da yer alacağını ortaya koyuyor.

Bu durumda küresel ısınmanın; özellikle su kaynaklarının zayıflaması, kuraklık ve çölleşme ile bunlara bağlı ekolojik bozulmalar, tarım alanlarının daralması, verimde düşüş şeklinde öngörülen olumsuz etkilerinden ülkemizin de etkileneceğini söylemek mümkün. Bunun için ülke olarak gerekli tedbirlerin bir an önce alınması ve uygulamaya konulması önemli.

İklimin değişmesine neden olan küresel ısınmanın fosil yakıtların kullanımı, arazi kullanımı değişiklikleri, ormansızlaştırma ve tarımsal üretim gibi insan faaliyetlerinden ve dolayısıyla atmosfere verilen sera gazındaki artıştan kaynaklandığı konusunda bir görüş birliği bulunuyor. Küresel ısınmaya neden olan sera gazları içinde en önemlisi karbondioksittir ve toplam sera gazları içindeki payı yüzde 80’den fazladır.
Atmosfere sera gazı salımına sektörel bazda bakıldığında yüzde 21’lik pay ile enerji üretim santrallerinin birinci, yüzde 17 ile sanayinin ikinci, yüzde 14 ile motorlu taşıtların üçüncü ve yüzde 13’lük payla tarımsal üretimin dördüncü sırada yer aldığı görülüyor.

SERA GAZINDA SANAYİLEŞMİŞ ÜLKELER ÖNDE

Bayraktar, dünyada küresel ısınmaya sebep olan sera gazları salımlarında başta ABD olmak üzere sanayileşmiş ülkelerin ön plana çıktığını, bu nedenle sera gazı salımlarının öncelikle gelişmiş ülkelerde kontrol altına alınması ve bu konuda gelişmekte olan ülkelere finansman ve teknoloji desteğinin sağlanması gerektiğini belirtti.

Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan sera gazının azaltımı için tarım arazilerinin korunması, ürün ve hayvan artıklarının değerlendirilmesi, hayvancılıkta doğru besleme yöntemlerinin geliştirilmesi, iklimle uyumlu ve sürdürülebilir üretim tekniklerinin uygulanmasının önemli olduğunu bildiren Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
“İklim değişikliğine adaptasyon için farkındalığın artırılması, çiftçilerin konuyla ilgili bilgilendirilmeleri, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, konuya ilişkin plan ve projelerin bir bütün olarak ele alınması gerekir. İklim değişikliğinin su kaynakları üzerine etkileri sonucu miktar ve kalite bakımından yeterli suya erişimin zorlaşacağı da bilinen bir gerçek. Türkiye su zengini bir ülke değil. Nüfus artışı, tarımda ve diğer alanlarda suyun bilinçsizce kullanımı gibi faktörlerin su kaynakları üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde gelecek nesillere temiz ve yeterli suyun bırakabilmesi için doğal kaynaklarımızın korunması ve doğru kullanılmasının önemi göz ardı edilemez.”

‘DÜNYA ARAZİLERİNİN YÜZDE 26’SI TAHRİP OLDU’

Halen dünyada, toprak korumayla ilgili standartlar, koruma kriterleri ve teknoloji kullanımında birlikteliğin sağlanamadığını, yanlış arazi kullanımı sonucu ise dünya arazilerinin yaklaşık yüzde 26’sının tahrip olduğu bilgisini veren Bayraktar, “Verimli tarım arazilerinde ve ormanlık alanlarda sanayi tesislerinin ve yerleşim alanlarının kurulması önlenmeli, tarımda suyun israfına yol açan vahşi sulama yöntemlerinin terk edilerek, suyun daha tasarruflu kullanıldığı damlama ve yağmurlama sulama yöntemlerine geçilmeli. Su kaynaklarının etkin kullanımı, sel ve kuraklık için erken uyarı sisteminin geliştirilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının sunulması, doğal kaynaklar ve çevreyi korumaya yönelik tarım tekniklerinin geliştirilmesi için önlemler alınmalı. Araştırma enstitülerimiz ve üniversitelerimizin iklim şartlarına uygun ürün desenleri üzerinde çalışmalara başlamaları ve konuya gereken önemi vermeleri gerekir. Kuraklık riski olan bölgelerde kuraklığa karşı dayanıklı tohum çeşitleri geliştirilmeli. Bu konuda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde, Kuraklık Test Merkezini Kurması Türkiye’de tarımın geleceği açısından büyük önem taşıyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) olarak Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Eylem Planı kapsamında ülke genelinde ormanlık alanların artırılmasına yönelik olarak bir çalışma başlattık. Böylece küresel ısınma ve iklim değişikliği karşısında topraklarımızı ve gelecek nesillerimizi güvence altına almaya katkı sağlamış olmanın sevincini yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
(HABER MERKEZİ)


İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ YOKSULLUĞA İTECEK

İklim değişikliğinin insani gelişmede uzun vadeli engeller oluşturacağı ve insanları gittikçe kötüye giden bir yoksulluğa iteceğinin göz önüne alınması gerektiğini bildiren Bayraktar, bu noktada iklim değişikliğinin, küresel sebep ve etkileriyle küresel bir problem olarak algılanması ve ülkelerin sorumlulukları ve kapasiteleri çerçevesinde küresel bir eyleme geçmesi gerektiğini vurguladı.
İklim değişikliğinin etkilerinden erken ve en ağır biçimde etkilenecek olan yoksul kesimlerin ve küçük çiftçilerin korunması ve desteklenmesi için gerçekçi ve kalıcı politikalar geliştirilmeli, küresel anlamda koordinasyon ve iş birliği sağlanması gerektiğine dikkat çeken Bayraktar, “Her ülkenin ilgili kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının da katkılarıyla kısa, orta ve uzun vadeli bir ulusal iklim değişikliği politikası oluşturması, küresel ısınmanın etkilerini en aza indirecek adaptasyon çalışmalarının yapılması gerekir” dedi.

www.evrensel.net