Bahreyn ve Suudi Arabistan arasındaki birlik

Bahreyn ve Suudi Arabistan arasındaki birlik

Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Körfez İşbirliği liderlerinin toplantısı bu kez rutin bir toplantı olmayacak. Liderler ne resim çekmek için, ne de birbirlerine övgü yağdırmak için bir araya gelecek. Önceden sızan haberler, Suudi Arabistan ve Bahreyn krallığı arasında siyasi birlik gerçekleştirme ihtimali ve iki krallı

Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Körfez İşbirliği liderlerinin toplantısı bu kez rutin bir toplantı olmayacak. Liderler ne resim çekmek için, ne de birbirlerine övgü yağdırmak için bir araya gelecek. Önceden sızan haberler, Suudi Arabistan ve Bahreyn krallığı arasında siyasi birlik gerçekleştirme ihtimali ve iki krallığın tek bir yapıda entegrasyonu üzerine odaklanıyor. Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz, Körfez İşbirliği Konseyindeki arkadaşlarını iki konuda şaşırttı. Birincisi Ürdün ve Fas’ı Konseye davet etti. Bu davet, Arap baharına bir cevap olarak nitelendirilmiş ve aynı zamanda özel Arap kraliyet ligi oluşturmak istemiştir. Dolayısıyla bu lige girenler demokrasi ve değişim istemlerine karşı bir koruma altına almış olacaktır. İkicisi ise “iş birliği” aşamasından “birlik” aşamasına geçme talebinde bulunmasıdır.
İlk teklif, yani Ürdün ve Fas’ın Arap İşbirliği Konseyine davet edilmeleri ve üye olarak göstermek fazla başarı sağlamadı. Suudi Arabistan kraliyet ailesi içerisindeki üst düzey kişilerin durumu sempati ve heyecanla karşılamamaları gibi diğer üye ülkelerden de bu adım tepki gördü. Dolayısıyla bu iki ülkeye geri adım attırmak için 5 milyar dolar tazminat ödendi.
İkinci adım, “iş birliği” aşamasından “birlik” aşamasına geçme önerisi de Arap İşbirliği Konseyinin ortakları tarafından kibar bir muhalefetle karşılaştı. Özellikle Umman, Dışişleri Bakanı Yusuf Bin Alavi aracılığıyla, bu atılacak adım için geniş bir çalışma yapılması ve çalışmanın sonuçlarının liderlere iletilerek kararların verilmesi talebinde bulundu. Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt ise sesiz kalmayı tercih etti. Şüphesiz iki Arap ülkesi arasında söz konusu olan birleşme, arzu edilen bir çalışmadır. Ancak bu iki tarafın halkının rızasıyla ve referandumla olmalıdır. Yoksa zorla Bahreyn’in Arabistan’a katılması, gelecek için kaygılar yaratmaktadır. Suudi Arabistan bundan 16 ay önce, değişim isteyen ve Şii mezhebinin hakim olduğu muhalefetin protesto gösterilerini bastırmak ve rejimin yıkılmasını önlemek için Bahreyn’e bini aşkın asker göndermişti.  Dolayısıyla bu birleşme talebi Bahreyn’e hakim olan aileyi korumayı hedeflemektedir.
Her şeyden önemlisi, Suudi Arabistan; eşitlik, şeffaf bir iktidar ve anayasal düzen talep eden protesto gösterilerinin kendi topraklarında Şii azınlığın olduğu ve esas petrol rezervlerinin bulunduğu doğu bölgesine sıçramasından kaygı duymaktadır. Bahreyn’deki en büyük muhalif güç olan “Milli Uyum Derneği”, Suudi Arabistan’ın Bahreyn’deki askeri güçlerine karşı çıktı. Masaya yatırılan bu birleşme fikrini de reddetti. Birleşme için halkın onayını talep etti. Bu talep şüphesiz ki meşrudur.
Bahreyn’deki kraliyet ailesi ve özellikle başkanı Prens Halife Bin Salman Al Halife, yaşanan krizle beraber İran tehdidine karşı Arabistan’ın desteğini almak istiyor. Fakat halkın geniş bir yelpazede bu fikre tepki göstermesi büyük protestolara yol açmakta ve hiç kimse tarafından arzu edilmeyen dış müdahalenin de yolunu açmaktadır. Körfez İşbirliği Konseyi üyeler arasında başta sınır anlaşmazlıkları olmak üzere sorunlar paketi içermektedir. Diğer sorunlar yaşanırken para biriminin birleşmesi yeni sıkıntılar ekleyecektir. Özellikle Arabistan ve Bahreyn arasındaki birleşme projesi bölgede gerginlik ve istikrarsızlık yaratmaktadır. Bu projenin bölgesel bir savaşa yol açacağını söylersek abartmış olmayız.

El Kuds el Arabi, başyazı
Arapçadan çeviren: Nesrin Rihani- Ali Karataş

www.evrensel.net