05 Eylül 2016 04:48

Üretici Kamil Çavuşoğlu: Üreticiden başka herkes kazanıyor

Ülkenin çay ve fındık ihtiyacını karşılayan üretici, kan ağlıyor. Üretici Kamil Çavuşoğlu, 'Üreticiden başka herkes kazanıyor' diyor

Paylaş

Fırat TURGUT
Rize

Yeşille anılır Karadeniz. Her tonuna rastlanır derler, özellikle doğu tarafında. Rize’de, Artvin’de... Yılın büyük bir bölümü yağan yağmurun bereketli kıldığı topraklarda birçok sebze ve meyve yetişir. Başta da çay ve fındık... Çay ve fındık bölge halkı için ilk sırada yer alıyor, zira herkesin bildiği üzere halkın temel geçim kaynağı olma özelliğini taşıyor. Bu sebeple ki özellikle köylerde bulunan tüm evlerin bahçelerinde, etrafında çay ekimi almış başını gidiyor. Keza fındık da öyle.

Ancak ülkenin çay ve fındık ihtiyacını karşılayan üretici, ne kadar çay ekse de ne kadar fındık üretse de deyim yerindeyse kan ağlıyor. Zira fındıkta araya giren tüccarlar nedeniyle üretici para kazanmıyor. Çayda ise uygulanan politikalar dolayısıyla üretici özel şirketlerin insafına terk ediliyor. Rize’nin Fındıklı ilçesinde görüştüğümüz üretici Kamil Çavuşoğlu, “Üreticiden başka herkes kazanıyor” diyor.

KOTA ÜRETİCİYİ ÖZELİN İNSAFINA BIRAKIYOR

Bölgede üreticinin temel dayanağanın çay olduğunu anlatan Çavuşoğlu, “Yıllardan beri üretimi yapılıyor ama üretici sırtını rahat bir şekilde dayamış değil” diyor. Bunun sebebini de şöyle açıklıyor: “Örneğin bu sene kampanya başında ÇAYKUR taban fiyatlarını açıklamadan, özel firmalar, ilk etapta 1 lira 20 kuruş, 1 lira 30 kuruş, 1 lira 40 kuruş ya da 1 lira 50 kuruştan çay almaya başladı. Buna hiçbir şekilde müdahale de edilmedi. Sonra ÇAYKUR tarafından taban fiyat açıklanıyor. Bu dönem 1 lira 83 kuruş. Yani yaş çayda vatandaşın eline geçecek para kilogram başına bu. Kampanya süresince 1700 lira ödeme yapıyor. Kampanya sonunda da 130 kuruş desteklemesi var. Günlük kota uygulamaya başladığı zaman özel firmalar fiyatları anında düşürüyorlar. Diyor ki bir dönüm araziden günlük 10 kilo çay alacağım. Özellere baktığımızda hemen fırsatı değerlendiriyorlar. Bu da ÇAYKUR’un yanlış politikalarından. Özeller de bir gün önceden 1 lira 40 kuruş veya 1 lira 50 kuruştan çay aldıysa, kota uygulanınca fiyatı aşağı düşürüyor. 1 lira 30 kuruştan alıyor. Ve vatandaş da ‘Elimde kalmasın, çayı satıp paraya çevireyim’ hesabı yapınca, bizzat ayağına götürüp, yani özel fabrikaya götürüp çayı satıyor. Ve doğal olarak zarar ediyor.”

BURADA DA TÜCCARLAR VAR

“Tabii serbest piyasada fırsatçılık bununla da sınırlı değil” diyor Çavuşoğlu ve son dönemlerde karşılaştıkları durumu şu şekilde anlatıyor: “Adam kamyonunu alıp geliyor. Vatandaşın elinde kalan çayı peşin paraya satın alıyor. Senin pazarlık yapma durumun da yok. Özel firmaların çay alma fiyatı belli. Adam senin kapına yanaşıyor. Senin köyünün girişine geliyor. Kamyonla orada bekliyor. Av yapmaya çalışıyor yani. Sen kamyon tutup çayı fabrikaya götüreceğine çayını ona satıyorsun. O da aşağı yukarı aynı fiyatlarda çay alıyor. 5-10 kuruş oynarsa oynuyor. Bu kez o adam günde 10 ton çay alıyorsa hemen 5 kilometre aşağı indirip fabrikaya çay satıyor. Senin çayından kilogram başına 10 kuruş kazanıyor. Yani 10 ton çay almışsa günde 1000 lira rahatlıkla kazanıyor.”
Kamil Çavuşoğlu, “Yani uygulanan kotalarla, kontenjanlarla üretici bıktırılmak isteniyor. Üretici istediği düzeyde çaydan da gelirini elde edemiyor” diyor.

‘BEN 7 LİRAYA SATIYORUM SEN 60 LİRAYA ALIYORSUN’

Bu sene fındığın olmadığını söyleyen Çavuşoğlu, geçen seneyi ise “Fındık çoktu ücret yoktu” şeklinde tarif ediyor. Rekoltenin iyi bir düzeyde olduğunu belirten Çavuşloğlu, “Ancak üretici bunu kendi lehine çeviremedi. Çünkü araya giren tüccarlar, fındığı neredeyse bedavaya alıp üreticiyi mağdur ettiler. Kilosu 7-8 lira civarında bir fiyat uygulamasıyla üretici zor durumda kaldı” diyor. Geçen sene toplanan fındığın üreticinin elinde kaldığını dile getiren Çavuşoğlu şöyle devam ediyor: “Bu sene fındığın bölgede az olması sebebiyle elinde tutuyor, fiyatın yükselmesini bekliyor. Ama bana göre hâlâ ümit yok. Tüccarlar da geçen seneden kalan fındığa ayrı bir fiyat, bu seneki fındığa da ayrı bir fiyat tespiti yapıyor. Böyle oyalıyorlar üreticiyi.”

7-8 liradan sattıkları fındığı, tüccarların 17-18 liradan, hatta bazen 25 liradan sattığını anlatıyor. 2-3 katı yani. “Bugün çerez satan dükkanlardan 100 gram fındık al. Bir kiloya ne kadar ödemek zorunda kaldığını göreceksin. Bugün iç fındık fiyatlarına baktığımızda (kavrulmuş) kilosunu 50-60 liraya satıyorlar. Bu duruma baktığımızda tüccarlar da iyi para kazanıyor. Bir kazanmayan üreticiler” diyor.

Bu sebeple fındık üretiminde artık çok zorlandıklarını dile getiren Çavuşoğlu iki seçeneklerinin olduğunu söylüyor: “Ya topluca direneceğiz. Ya da fındık üretimiyle ilgili noktayı koyacağız. Yani kâr edemediğin bir işi niye yapasın ki? Hamallık yapmanın hiçbir anlamı yok artık.”

4 AYDA KAZANDIĞIMIZLA 1 YIL GEÇİNMEYE ÇALIŞIYORUZ

Bölge insanının yaz sezonunda çaydan, fındıktan gelir elde etmeye çalıştığını anlatan Çavuşoğlu sözlerini şöyle noktalıyor: “Bu çayda 4-5 ay gibi bir süreçtir. Fındıkta 20 günlük bir süreçtir. Senenin 12 ayı varsa 4 ayı bu tarımla ilgili işlemler yapılıyor. Ve 12 ay, bu 4 ayda kazandığınla geçinmek zorundasın. Çay, fındık sezonu bittiği an bu insanların hepsi çarşıda, kahvelerde, oturacak yer bulamazsın. Yani mesele ailedeki ekonomik çarkı çevirmektir. Yani karnımızın doyması olayıdır. Bunu çeviremediğin sürece borçlanacaksın, bankalardan para çekecesin. Keza bir sürü ailenin kredi kartı borcu var. Bunlar iflasın eşiğine geldi. Bir bankanın borcunu, başka bir bankadan kredi alarak kapatıyorsa bu işte bir eksiklik vardır yani. Mesele ekmek davası olduğu zaman karnın doyacak. Biz bunu istiyoruz.”

KİVİ ÜRETİMİ TEŞVİK EDİLDİ AMA...

Tropikal iklimlerde rastlanan kivi de yetişiyor Karadeniz’de. 20 yıla yakındır kivi üretiminin yapıldığını belirten Çavuşoğlu, “Çaya alternatif değil ama bu bölgeye ilk geldiği yıllarda devlet teşviği vardı. ‘Boş arazilerinize kivi ekin, iyi para kazanacak üretici’ diyerek teşvik ettiler. Buna bizim insanlarımız olumlu bakmıştı. Fakat maalesef yine umduğunu bulamadı üretici. Ki çok zordur. Kivi ilgi isteyen bir bitki. Bölgede kivinin meyve vermeye başladığı ilk yıllarda kilogramını 2 lira 50 kuruş ila 2 lira 70 kuruş arasında alınıyordu Ama 1-2 seneden sonra fiyatlarda düşüş yaşandı. Şu an gelinen noktada çoğu insanımız artık bu bitkiyi kökünden kesmeye başladı. Ben de bu sene son bir şans verdim. Sadece ailenin tüketebileceği 2 kök fidan bırakıp, diğerlerinin hepsini tıraşlayacağım” diyor.

ÜRETİCİLER ARASINDA GÜÇLÜ BİR BİRLİĞİN OLMASI GEREKİR

Aynı zamanda Emek Partisi Fındıklı ilçe yöneticisi olan Kamil Çavuşoğlu, geçim sıkıntısı yaşayan, maliyeti bile karşılayamayan üreticilerin, yaşadıkları sorunları çözmeleri için örgütlenmeleri gerektiğine dikkat çekiyor: “Bir kere tarımla uğraşan, hayvancılıkla uğraşan biz üreticilerin devletten ne isteyeceğimizi bilmemiz gerekir. İkincisi de üreticiler arasında güçlü bir birliğin olmamasından istifade ederek üreticiyi talan ettiler. Örgütlenemediğimiz zaman, tek başına hiçbir kazanım elde edemeyeceğimizi bilmemiz gerekiyor. Bugün Türkiye’de particilik oynanıyor. Senin partin böyle, benim partim böyle. Bu çekişmelerin bırakılıp çıkarlarımız doğrultusunda topyekün hareket etmemiz gerekiyor. Böyle olmadığı zaman her zaman ezilmeye mahkum kalacağız.

BİR DÖNEM GELİR KAYNAĞI OLAN HAYVANCILIK BİTMİŞ DURUMDA

Sebze ve meyve üretimi dışında bölge halkının başka bir gelir kaynağı yok mu? “Bir döneme kadar hayvancılık da gelir kaynağıydı” diyor Çavuşoğlu ve ama gelinen noktada hayvancılığın da bitirildiğini anlatıyor: “Sen geldin, köyümüzü ziyaret ettin. Hiç hayvan sesi duymadın. Bir ineğin böğürmesi, bir keçi koyunun melemesine şahit olmadın. 500-600 haneli köyde 2-3 tane inek vardır. 4 tane bulamazsın. Ama eskiden hayvancılık da yapılıyordu. Hayvancılık önemli bir geçim kaynağıydı da. Her ailede 3-5 tane, bazılarında 10 tane keçi inek bulunuyordu. Ama şimdi peyniriydi, sütüydü, yağıydı ailenin ihtiyacı çarşıdaki marketlerden karşılanıyor. O da ne olduğu belli değil. Kalitesiz ürünleri yemeye devam ediyoruz. Yüksek köylerde, yaylaların bazılarında bazı aileler hala hayvancılıkla uğraşıyor ama Fındıklı’da 5’i geçmez. 100-200 küçükbaş hayvanı vardır. Bizim bu bölge çok yağış aldığı için kışlık yem üretilemiyor. Kurutulamıyor, stok edilemiyor. Ben de yapıyordum. 2-3 tane ineğim vardı. Ama bunu kışın beslemek zorundasın. Yazın hadi bahçe bostanlarda idare ediyorlar, kışın en azından bir hayvan bir ton ot yiyor. Ortalama da 2 ton. Bir ton ot 1500 lira. Yani bir hayvanın tükettiği bir yılda 3 bin liradır. Vatandaş doğal olarak 3 bin liranın hesabını yapıyor. Bana kâr mı getiriyor, zarar mı getiriyor? 3 bin liraya yağ peynir almış olsan hiçbir zahmet çekmezsin. Yani onun cefasını çekmiyorsun. Sırf bu yem fiyatlarının yüksek olmasından dolayı. Ürettiğin, tükettiğinin fiyatını yakalayamıyor. Yeme verdiğin parayı karşılayamıyorsun. Yani bir yerde boşa çalışmış oluyorsun. Onun için insanlarımız vazgeçmiştir. Buna devletin bir katkı yapması gerekiyor. Tarıma ve hayvancılığa desteği olmadan bu iş yürümez. Doğu, Güneydoğu’da bile durum böyle. Bulutların altı, gözün alabildiğine komple hayvandı. Şimdi bugün gidelim. Bir sürüde 100-200 tane anca görürsün. Yani onlar bile bunun altından kalkamayacak vaziyete gelmişler. Çünkü maliyetini kurtaramıyorlar.”

Öte yandan bölgede sahil kesiminde balıkçılığın da geçim kaynağı olduğunu anlatan Çavuşoğlu, “Sahil boyunda var ama onların da sayıları az” diyor.

ÖNCEKİ HABER

Yıldırım'dan kamuda yeni tasfiye mesajı

SONRAKİ HABER

Berkin Elvan'ın vurulduğu yere ait keşif raporu: Rapor var, tespit yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa