Gerçek demokrasi ve emeğin hakları için birleşik mücadele

Gerçek demokrasi ve emeğin hakları için birleşik mücadele

Emek ve demokrasi cephesinin oluşturulması tarihsel bir sorumlulukla önümüzde görev olarak durmaktadır.

Fikret ASLAN
Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Başkanı

15 Temmuz’da ülke olarak başarısız bir darbe girişimini yaşadık. Parlamentonun içinde/dışında olan partiler, sendikalar demokratik kitle örgütleri vb kurumlar darbeye karşı tutum aldılar. Darbecilere geniş bir kesimin karşı durmasının temel nedenlerinden biri; darbelerden halk olarak çok çekmiş olmamızın büyük rolü oldu. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin bedellerini toplum olarak çok ağar yaşadık ve sonuçlarını yaşamaya devam ediyoruz. Darbeler hangi ihtiyaçtan kaynaklandı, hangi politikaların sonucunda gündeme geldi, bunların dışında yapılan değerlendirmeler soyut olup gerçeklikle alakası yoktur. Bu nedenle 15 Temmuz darbesini hazırlayan koşullar hükümetin iç/dış politikasından bağımsız düşünülemez.

Başarısız darbe girişimi sonrası; daha fazla demokrasi, düşünce ve ifade özgürlüğünün genişlemesi, sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması beklenirken, tam tersine hükümet OHAL ilan ederek karşılık verdi. Siyasal iktidar uzlaşma kültüründen dem vurmaktan geri durmadı, darbeye karşı birlik ve beraberlik söylemi hep öne çıkarıldı. Diğer taraftan TBMM ve toplumsal muhalefet devre dışı bırakıldı.15 Temmuz darbesine karşı sert tutum alan hükümet, seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atamasının yolunu açan yasayı Meclise sunarak sivil darbe yapmaktan geri durmamaktadır. KHK’lerle; sendikalar, dernekler, okullar, gazeteler ve televizyonlar kapatıldı, on binlerce kamu emekçisi açığa alındı yada işine son verildi. Halen kamuda cadı avı devam etmekte ve kamuda olağan dışı bir tasfiye süreci yaşanmaktadır.Hiçbir kamu emekçisi hukuken ispat edilmedikçe masumiyet ilkesi gereği suçlu sayılamaz. Düşüncesinden, inancından, etnik kimliğinden veya ideolojik görüşünden dolayı yaptırım uygulanması kabul edilemez.

HEDEF YENİ BİR KAMU VE PERSONEL REJİMİ

Hükümet, 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından yakaladığı güçle kamuya dair politikalarını hayata geçirmek için düğmeye basmıştır. Yoğun siyasal ortam içerisinde Anayasada ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda (DMK) değişikliği gündeme getirerek kamu emekçilerinin iş güvencenin kaldırılması veya daha da sınırlandırılması düşünülmektedir. Açığa alınan eğitim emekçilerinin yerine sözleşmeli statüde atamalar yapılarak sözleşmeli çalışmanın önü açılmaktadır. OHAL uygulamalarıyla; esnek, kuralsız çalışma ve idarenin keyfi uygulamaları artmış, iş güvencesi fiilen rafa kaldırılmıştır. Devlet Personel Başkanlığı’nca hazırlığı yapılan ‘başarıyı ölçme’ adı altında gündeme getirilen performansa dair yönetmenlik çalışmalarında son aşamaya gelinmiştir. Hükümet bu toz duman içerisinde, geçmişten beri devam eden kamuya dair politikaları için uygun zemin oluştuğunu düşünerek hızla adım atmaktadır. Devletin yeniden yapılandırması sistemi içerisinde yeni bir kamu ve personel rejimi inşası hedeflenmektedir. 

ÇÖZÜM LAİK KAMU VE LİYAKATIN TEMEL ALINMASI 

Kamu işyerlerinde 15 Temmuz’dan sonra yaşananlar var olan sorunları daha da derinleştirmiştir. Her kademede yapılan çağrılarla kamu emekçileri muhbirliğe zorlanmakta, hükümet muhbirliği yasalaştırma yönünde çalışmalar yapmaktadır. Çalışma barışı tamamen bozulmuş, ahlaki ve etik değerler ayaklar altına düşmüştür. Çürüme ve yozlaşma giderek büyümektedir. Bu duruma bir günde gelinmemiştir. Ortaya çıkan tablo uzun bir dönemdir kamuda ortaya konan politikaların eseridir. Bu politikalarla dayanışma, kolektif çalışma yok edilirken rekabet öne çıkartılmıştır. Kamusal alanda azda olsa var olan laik anlayış terk edilmiş, devlet kurumlarında cemaatlerin kadrolaşmasının önü açılmıştır. Devlet kurumlarında; liyakat, kariyer, sınıflandırma anlayışı rafa kaldırılmış, kadrolaşma esas alınmıştır. Tek çözüm devletin laikleşmesi ve kamuda liyakat sisteminin uygulanmasıdır.  

HAK KAYIPLARI ARTARAK DEVAM EDİYOR

Hükümet, derinleşen ekonomik krizi 15 Temmuz’da yakaladığı rüzgarla, faturayı işçilerin, emeçlilerin sırtına yıkılmak istenmekte, OHAL bahane  edilerek işçilerin demokratik eylemleri engellenmektedir.İçerisinde ‘Varlık Yönetimi Fonu’ oluşturmayı da kapsayan torba yasa Meclis komisyonlarında görüşülmektedir. Fonun kaynağı özeleştirme gelirleri, işsizlik fonu ve vatandaşların cebinden çıkacak paralar oluşturulacak. Her zaman olduğu gibi oluşturulan fon sermayeye kaynak olarak akıtılacaktır. Hükümet asgari ücretin vergi dışı bırakılması, vergi diliminin düşürülerek sabitlenmesi gibi taleplerimizi yıllardır yerine getirmemekte. İşçiler, emekçiler olarak vergilerimizi aylık peşin öderken, vergi yükümlülüğünü yerine getirmeyen sermaye kesimi çıkarılan aflarla ödüllendirilmektedir. Yine sermayeye rant yaratmak için Özel Bütçeli Kamu İdareleri’nin satışının (özelleştirme) önünü açan düzenleme Meclise getirilmişti Bireysel Emeklilik Sigortası’nda yapılan yasal düzenlemeyle zorunlu prim kesintisi yapılarak fon oluşturulmuştur. Daha önce oluşturulan konut edindirme ve tasarruf teşvik fonlarının akıbeti ve ne amaçla kullanıldığı bilinmektedir. Diğer bir amaç ise kamusal sosyal güvenlik hakkının tavsiyesidir.

BÜRO İŞ KOLUNUNDA YAŞANAN SORUNLARI VE GÖREVLERİMİZ

Büro emekçilerinin çalışma koşulları her geçen gün ağırlaşmakta, personel açığı giderek büyümekte, esnek ve kuralsız çalışma yaygınlaşmaktadır. 15 Temmuz darbe girişiminden sonraki gelişmeler emekçiler üzerinde baskıyı artırmakta, huzursuzluk, tedirginlik ve geleceğe dair belirsizlik birçok emekçi acısından çekilmez bir hal almıştır. Çıkartılan iç genelgelerle hafta sonu ve akşam mesai saati dışında çalışma yaptırılmaktadır. Görevde Yükselme Sınavlarında sözlü uygulamasının sonuçları ve yaşanan hukuksuzluklar ortadadır. Taşeronda çalışan işçilere verilen sözler yerine getirilmeli. Her türden güvencesiz çalışan emekçilerin kadrolu istihdam edilmesi yolu açılmalı. Kamu; dinci, cemaatçi yapılardan arındırılmalı, bu yapılara verilen devlet desteğine son verilmeli, kamuda laisizm etkin kılınmalıdır. 
Merkez Temsilciler Kurulu Toplantımızı 20-21 Ağustos tarihlerinde yapacağız. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaşanan gelişmeleri ve devam eden sorunlarımızı tartışacağız. 15 Temmuz’dan sonra ülke olarak yeni bir döneme girdik. Bu gelişmelerin işyerlerimize şu veya bu temelde yansımaları olacaktır. Sendikal ve statü temelinde yaşanan rekabet zemini, 15 Temmuz sonrasında darbe karşıtlığı üzerinden yeni bölünmelerle derinleşme ve hükümetin politikalarına yedeklenme olasılığı bulunmaktadır. Bu gelişmeler nedeniyle, sendikal faaliyetlerimizde eski çalışma tarzlarımızı gözden geçirmeliyiz, yeni döneme uygun çalışmalarımızı güçlendirecek bir söylem geliştirmemiz gerekmektedir.Büro emekçilerini talepleri etrafında birleştirme ve mücadeleyi örgütleme sorumluluğu omuzlarımızdadır. Emek ve demokrasi cephesinin oluşturulması tarihsel bir sorumlulukla önümüzde görev olarak durmaktadır. Birleşik mücadelenin örgütlenmesi için başta konfederasyonumuz KESK olmak üzere hepimize büyük görevler düşmektedir.

www.evrensel.net