Dicle Üniversitesi’nde cemaat birliği devam ediyor

Dicle Üniversitesi’nde cemaat birliği devam ediyor

15 yıla yakın Dicle Üniversitesi’nde görev yapan HDP Gaziantep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul ile DÜ’deki cemaat yapılanmalarını konuştuk.

Serpil BERK
Diyarbakır

15 Temmuz darbe girişiminin ardından üniversitelere yönelik başlatılan Cemaat operasyonları devam ediyor. Dicle Üniversitesi’nde de (DÜ) başlatılan cemaat soruşturmasında rektör Ayşegül Jale Saraç dahil birçok akademisyen ve idari personel gözaltına alınmıştı.

15 yıla yakın Dicle Üniversitesi’nde görev yapan HDP Gaziantep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut Toğrul ile DÜ’deki cemaat operasyonunu ve üniversitedeki durumu konuştuk. Toğrul, Dicle Üniversitesinde farklı cemaat yapılanmalarının olduğunu belirterek, yapılan operasyon ile üniversitelerden cemaatlerin temizlenmediğine dikkat çekti.

‘FAKÜLTELER BÖLÜŞÜLDÜ’

Şu an cemaat operasyonu adı altında gözaltına alınan DÜ rektörü Ayşegül Jale Saraç’ın 2008 yılında cemaatlerin ortak  adayı olduğunu ifade eden Toğrul, “Başlangıçta Dicle’de 4 cemaat vardı. Bunlar Kırkıncılar, Fetullahçılar, Menzilciler ve Yeni Asyacılar’dı. Yapılan seçimlerde oyların sadece %16’sını almasına rağmen cumhurbaşkanı o dönem Ayşegül Jale Saraç’ı rektör olarak atadı. Ayşegül Jale Saraç cemaatlerin ortak adayıydı” dedi.

O dönem Diyarbakır’da bazı kurumlarla birlikte üniversiteyi izleme heyeti oluşturduklarını söyleyen Toğrul, “İlk birkaç ay içerisinde Tıp Fakültesindeki 70 öğretim üyesi cemaatlerin baskısıyla görevinden ayrıldı.Cemaatler fakülteleri kendi aralarında paylaşmıştı. Tıp ve Veterinerlik fakültesi Fetullahçılarındı, Fen Fakültesi Kırkıncıların, Eğitim Fakültesi Menzilcilerin şeklinde bir yapılanma vardı. Atama ve yükseltmelerde cemaatlerin oluşturduğu komisyonun verdiği kararlarla yapılıyordu. Üniversiteyi hızla dışardan getirdikleri kendi adamlarıyla doldurdular. Bir çok fakültenin dekanını dışarıdan getirdiler” dedi.

Üniversite de 38 tane tam zamanlı profesör olmasına rağmen dışarıdan tarihçi birini Fen Fakültesine dekan olarak atandığını anlatan Toğrul, “Üniversite bir zamanlar Erzurum, Konya için söylenen cemaatlerin üretim çiftliği lafı Dicle Üniversitesi için söylenmeye başlandı.

Cemaatlerin merkezi olma konumuna getirildi. Burada yetiştirdikleri kadrolarını yeni kurulan üniversitelere kaydırdılar. Tıp Fakültesinden Fetullah’a yakınlığıyla bildiğimiz bir hoca Güney Kürdistan’da Işık Üniversitesi’ne 39. maddeye dayanılarak rektör olarak atandı. 39. madde bilgi ve görgüsünü arttırmayı içeriyordu. Biz o dönem Eğitim Sen olarak suç duyurusunda bulunduk ve davayı kaybedeceklerini anladıklarında YÖK’ten geriye dönük karar çıkardılar ve bizim davamızı boşa çıkardılar” dedi.

10 YIL DOÇENTLİKTE BEKLETTİLER

Son operasyonlarda cemaatçi kimliği ile ön plana çıkanların görevinden uzaklaştırıldığını kaydeden Toğrul, “Onlarla iş tutan Kırkıncılar gibi Fetullah’ın tamamlayıcısı şeklinde olan cemaatlere dokunulmadı. O dönem onları eleştirdiğim için 10 yıl Doçentlikte bekletildim. Nedenini sorduğumuzda, ‘Siz başarılısınız evet ama fikriniz bize uygun değil’ deniliyordu. Kendilerine yakın olmayanların projeleri dahi desteklenmedi” dedi.

Cemaat operasyonlarında bir inandırıcılık olmadığını belirten Toğrul, “Operasyonlarda cemaatle mücadele eden insanlarında gözaltına alındığını görüyoruz. Aksi takdirde bu iş sulanır. Tıpkı KCK, Balyoz gibi davalarda yaptıkları gibi bir sonuç çıkar. Hakkari’de, Dersim’de,  Van’da ve birçok yerde cemaat operasyonu adı altında muhalif olan kesimler de göz altına alınıyor, aynı potada kendine muhalif olanları da eritmeye çalışıyorlar. Gözaltına alınan öğretim elemanları aynı zamanda barış bildirisine imza atan kişiler. Bu haliyle gerçek anlamda bir cemaatle mücadeleden bahsedemeyiz. Üniversite son operasyonlardan sonra cemaatlerden temizlenmiş değil ve bu laik, bilimsel eğitimin de olmadığının kanıtı aslına” dedi.

www.evrensel.net