Direnme hakkını kullanan inşaat işçileri OHAL'i gördü

Direnme hakkını kullanan inşaat işçileri OHAL'i gördü

TÜRGEV inşaatında çalışan işçiler, insanlık dışı koşullara karşı iş bırakınca OHAL tehdidiyle karşılaştı.

Haşim DEMİR 
Emek Partisi İstanbul İl Yöneticisi

  
Beykoz-Elmalı’da yapılan TÜRGEV inşaatını yapan Kalyoncu Grup bünyesindeki RSY adlı inşaat firmasında çalışan 500’e yakın işçi, insanlık dışı koşullarda hizmet veren yemekhanenin düzeltilmesi, başta tuvalet olmak üzere duş kabinlerinin hijyenik koşullara kavuşturulması amacıyla iş bıraktı. İşçilerin en öncelikli talepleri bunlardı. Elbette iş güvencesi başta olmak üzere, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması da en önemli talepler arasındaki yerini koruyor. 

HAK ARAYANA POLİS TEHDİDİ

Düşük ücrete ve kölece çalışma koşullarına karşı inşaat işçileri yüzlerce kez direnişler ve eylemler yaptı. Beykoz’un göbeğinde faaliyete bulunan RSY şirketi bünyesinde çok sayıda taşeron inşaat firması ile birlikte çalışma yürütüyor. İnşaatın hemen yanında ve içerisinde koğuşları andıran çok sayıda konteyner var. İnşaat alanına yaklaşınca ağır bir metan gazı ve lağım kokusu insanın burnunun direğini kırıyor. Sabah erken saatlerde gazetemizden gelen haber ve parti  il yöneticimizin bilgilendirmesi üzerine ticari taksiyle inşaat alnına gittim. İnşaatın girişine yakın yerde inip kapıya yöneldiğimde, özel güvenlik elamanları ve sivil giyimli polisler tarafından durduruldum. Önce kim olduğum ve neden geldiğim soruldu. Ben “Burada işçilerin eylemi var, onun için geldim” der demez kimden bilgi aldığımı sorarak, bilgi veren kişinin ismini istediler. Ben “Neden soruyorsunuz, niye söyleyeyim, siz kimsiniz?” derken, uzun boylu, kirli sakallı polis, “Burada sen soru soramazsın, ben sorarım. Buradan hemen git, o taşıdığın gazeteci kartı da geçerli değil, sana şimdi gözaltı yaparım o zaman kim olduğumuzu görürsün” diyerek tehditler savurdu. Bazı inşaat işçileri bu durumu görünce kapıya yakın bir yerde kümelendi. Bunun üzerine polisler “Bunlara OHAL uygulayacaksınız bak o zaman eylem yaparlar mı?” dedi. 

İNSANLIK DIŞI ÇALIŞMA VE YAŞAM KOŞULLAR

Daha sonra ben gözden kayboluncaya kadar, takibe uğradım. Sonra tekrar yeni bir ticari taksi ile aynı bölgeye dönerek bir çay bahçesinde telefon trafiğine başladım. İşçilerle her konuşmamda hayretler içinde kaldım. Gökdelenlerde, devasa sitelerin yapımında, büyük lüks otellerin ve AVM’lerin yapımında çalışırken 20., 30. katlarda iş güvenliği tedbirleri alınmadığı için düşerek yaşamlarını yitirenler aklıma geldi. Yine MESA-NUROL gibi inşaat firmalarında çalışırken o şirketlerin bünyesinde faaliyet yürüten taşeron firmaların barakaları aklıma geldi. Orada tahta kuruları, haşerelerin, farelerin, karınca gibi bitlerin boca olduğu barakadan bozma konteynerler aklıma geldi. Dönüp yanı başıma baktığımda yine o barakaları, yani konteynerleri gördüm. İşçilerin anlattığına göre, bana gelen video görüntülerinden de anlaşıldığı gibi, yemekhane her türlü hastalığın kol gezdiği bir yer. Yemek yapan aşçı başının tüm teri yemek kazanlarına düşüyor. Bu çok net. Masaların üstü yağ tabakası ile kaplı. Çatal, kaşıklar yıkanmadan sadece kirli bir bezle siliniyor. İşçilerin tamamı bu kaşık ve çatallarla yemek yiyor. Kullanılan nebati yağ işçilerin midesini bozmuş. Gastritten dolayı mide yanmaları ve kusmalar had safhada. Yemekhaneyi kullanan aşçı ve bazı görevliler yemekhane lavabosuna tükürüyor, kirli ellerini yıkıyor, hatta sakal traşı bile oluyorlar. Konteynerden oluşan koğuşlarda 3-4 kişilik yerlerde 8 kişi, 2 kişinin olması gerektiği yerlerde 4 kişi kalıyor. Ayak mantarı, egzama, uyuz kol geziyor. İşçilerin ortak kullandığı tuvaletlerde ölüm kol geziyor desek abartı olmaz. Başta Hepatit B olmak üzere her türlü bulaşıcı hastalığa müsait bir halde. Sık sık ishal, kusma vakalarına rastlanıyor. Tuvaletlerin giderleri yakın bölgeye aktığı ve toplandığı için sızıntı sonucu işçilerin yürüyerek gittiği tüm inşaat alanında pis suya temas var. Ağır lazım kokusu ve sivri sinekten dolayı işçiler rahat uyuyamıyor. 

AMİRDEN ‘BUNLARA OHAL KANUNU UYGULAYACAĞIM’ TEHDİDİ

İşte tüm bu insanlık dışı koşulların düzeltilmesi için işçiler inşaat alanı meydanında toplanarak eylem yaptılar. İdari amirlerden Fatih adlı kişi ağza alınmayacak küfürler ederek işçilerin eylemini kırmak için yoğun çaba harcadı. İdari amir “Ben bu şerefsizleri göndermedim onun için bunu yapıyorlar. Bunların anasını belleyip göndereyim ki o zaman görsünler. OHAL kanununu uygulayacağım, bunları polise vereceğim, gitsinler bir ay gözaltında kalsınlar” diyerek OHAL tehdidini kullanmaktan geri kalmadı. 

İŞÇİ KIYIMI BAŞLAYABİLİR

Bu tehditlerin ardından işçiler meydandan dağıtılarak, apar topar evlerine gönderildi. Bu rezaletleri düzelteceklerine söz vererek işçileri ikna ettiler. Ama görünen o ki RSY inşaat firması ve bünyesindeki taşeron firmalar bu eylemin öncüsü olduklarında şüphe ettikleri işçileri işten atarak bir kıyıma başvuracaklar. Bunu ilan etmiş durumdalar. 

İŞÇİLER ÖRGÜTLENMEK İSTİYOR 

Burada çalışan işçilerin birlikteliği önemli olduğu gibi, bu birlikteliği örgütlülükle taçlandırma yönünde bir irade de var. Bu en önemli yandır. İş cinayetleri ile maden sektörünü bile geçen inşaat iş kolunda insanlık dışı koşulara karşı da bir mücadele ve örgütlenme fikri her geçen gün güçlü bir eğilim olarak ortaya çıkıyor. Sağlam bir inşaat işçileri birliğine ve gerçek anlamda bir işçi sendikasına ihtiyaç var. Bu mutlak süratle gündemimizde olmalı ve bu mücadele merkezileştirilmelidir. İnşaat işçilerin hukuki destek almaları da bir o kadar elzemdir. 
Takip ettiğimiz her eylemde ve direnişte işçilerin en önemli taleplerden biri mutlak suretle hukukçu istemeleri, hak kayıplarının telafisi için iş kanunlarının bilinmesidir. Bizim göz ardı edemeyeceğimiz bir yan da budur. RSY işçilerinin eyleminde OHAL’i yaşayarak gördüm. OHAL’in kaldırılması işçilerin en önemli talebi olmalı. Bu eylem bunu gözler önüne serdi. Öyleyse ‘OHAL’ e hayır’ diyelim.


İŞÇİLERİN TALEPLERİ KABUL EDİLDİ

TÜRGEV inşaatında çalışan işçilerin, çalışma koşullarının düzeltilmesi talebiyle yaptığı iş bırakma eylemi sonuç verdi. İnşaatı yetiştirme sözü veren patronlar, işçilerin taleplerini kabul etmek zorunda kaldı. İnşaat İşçileri Birliği inşaat bittikten sonra yaşanabilecek işten atmalara tehlikesine karşı işçileri uyararak, birliklerini koruma çağrısı yaptı. 
İşçiler şantiyedeki kötü barınma koşullarına, kötü yemeğe, akmayan sular ve kullanılamayan tuvaletler ile ağır çalışma koşullarına isyan ederek direnişe geçti. Bir süre işçilerle görüşmeyi kabul etmeyen patronlar, işçilerin birliklerini koruması ve direnişi sürdürmesi üzerine görüşmeyi kabul etti. Görüşmede patronların işçilerin taleplerini kabul etmesi üzerine yeniden işbaşı yapıldı. İnşaat İşçileri Birliği’nden yapılan açıklamada işçilerin birliklerinin kazanım getirdiği belirtildi. “Ancak gözardı edilmemesi gereken gerçek şu ki: işverenin iş takvimi bu taleplerin karşılanmasına sebep oldu ve işverenin bu süreci atlattıktan sonra ilk işi, bu eylemi örgütleyenleri işten çıkarmak ve örgütlülüğü budamak olacak” denilen açıklamada, İnşaat İşçileri Birliği’nin Beykoz’daki işçilerin yanında olduğu bildirildi. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net
ETİKETLER TÜRGEVinşaatOHAL