Evrensel muhabirleri: Gerçekleri duyurmayı sürdüreceğiz

Evrensel muhabirleri: Gerçekleri duyurmayı sürdüreceğiz

Diyarbakır'da bombalı saldırı sonrası gözaltına alınan gazeteciler, serbest kaldıktan sonra Evrensel'e konuştular: Gerçekleri duyurmayı sürdüreceğiz.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde On Gözlü Köprü yakınlarında gerçekleştirilen bombalı saldırı sonrası gözaltına alınan Evrensel Muhabirleri Hasan Akbaş, Fırat Topal, Serpil Berk ve Serbest Gazeteci Sertaç Kayar serbest bırakıldı. Serbest bırakıldıktan sonra Evrensel'e konuşan gazeteciler hem gözaltı sürecinde hem de sonrasında neler yaşadıklarını anlattılar. Serpil Berk 
“Yaptığımız meslek onların gözünde suç” derken, Hasan Akbaş “Kamuoyu oluştuktan sonra ‘bey’ dediler”, Fırat Topal “Kamuoyu oluşmasa durumumuzu kimse bilmeyecekti” dedi.

‘KÖTÜ BİR CENDEREDEN ÇIKTIK’

Serpil Berk: O gün aslında mağdur konumundayken şüpheli muamelesi gördük. Orada o gün tesadüfen bir bomba patladı ve biz de mesleğimiz gereği yaşananları kamuoyuyla paylaştık. İki polis noktası geçtik, üçüncü noktada durdurulduk ve hakarete uğradık. Şüpheli muamelesi gördük. Ve fiziki anlamda şiddete maruz kaldık. “Kafasını kaldıranın kafasına sıkın, bunlar gazeteci mi” diyerek hakaret ettiler. 12-14 saate yakın ters kelepçeyle bekletildik. Ertesi gün ancak gece yarısı avukatımızla görüşebildik. Kötü bir cendereden çıktık diyebiliriz. Onların gözünde yaptığımız meslek suç. Ve bunu bize 2.5 gün süren gözaltı süresince hareketleriyle, her türlü hakaretleriyle ifade ettiler. 

‘DAYANIŞMA OLMASA DURUMUMUZU KİMSE BİLMEYECEKTİ’

Fırat Topal: Aslında olayın başından bu yana durumun ciddi olduğunu biliyorduk. Diz çöktürülüp saatlerce bekletildik. Ondan sonra da zaten TEM’e götürülünce durumun ciddiyetinin farkına vardık. Orada da saatlerce ters kelepçeyle bekletildik. Sağlık kontrolüne gittiğimizde rapor ayak üstü, geçiştirilerek verildi. Sorguda ise bize yardımcı olabileceklerini bizim de onlara yardımcı olabileceğimizi söylediler. Bir nevi ajanlık teklifi sundular. Biz kabul etmedik. Onlar da “Sizin numaralarınız bizde. Biz arayacağız sizi” dediler. Ondan sonra da nezarete atıldım. Şartlar çok kötü. Hiçbir hakkın yok, akıbetin hakkında hiçbir fikrin yok, hiç kimseyle görüştürülmüyorsun. Zaten OHAL diye bir gerekçeleri var. “Biliyorsunuz OHAL biz sizi 1 ay burada tutarız” gibi sözleri oldu. Dayanışma oluşmasa şu an durumumuzun ne olduğunu kimse bilmeyecekti. Büyük ihtimal bırakılmayacaktık. Yani kamuoyu sayesinde biz serbest bırakıldık. Biz bir patlama atlattık, hemen arkasından berbat bir şekilde gözaltı sürecine girdik. Aslında travma üstüne travma yaşadık biz orada. Bize destek veren tüm arkadaşlara da teşekkür ediyorum. 

‘KAMUOYU OLUŞTUKTAN SONRA ‘BEY’ DEDİLER’

Hasan Akbaş: Biz mesai sonrası arkadaşlarımızla dinlemek üzere gittiğimizde tesadüfen patlamaya tanıklık etmiş olduk. Ve ilk refleksle gazetecilik faaliyetinde bulunduk. Biz haber verme, kamuoyunu bilgilendirme hakkını kullandık. Hem patlamanın yaşanmasıyla birlikte üzerimize düşen parçalar, hem bombanın hemen yanıbaşımızda patlaması ve tesadüfen sağ kurtulmamız büyük bir mağduriyet yaşattı. Ağır bir gözaltı süreci yaşadık. Darp edilerek, sinkaflı küfürlerle, yüzükoyun, balık istifi gibi araçlara bindirildik ve saatlerce ters kelepçeyle işkenceye maruz kaldık. Ters kelepçe takılmasının da yasal bir şey olduğu söylendi bize ancak “Ters kelepçe takın, bilekleri kopsun bunların” diyerek taktılar. Telefonlarımız ilk andan itibaren alındı. Ve “Sizin telefonlarınızda güzel kadınlar varmış bunlarla biz iletişime geçeriz, siz merak etmeyin, herkes sizi soruyor biz idare edeceğiz” diyerek sinkaflı küfürlerle yaklaşımlar sergilendi. Daha sonra kamuoyu oluştuğunu polislerin yaklaşımının değişmesiyle anladık. Bize edilen küfürlerin hakaretlerin yerini, “Hasan bey...” gibi bir üsluba bırakmıştı ama nezarethane koşulları değişmemişti. Bize destek olan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Gerçekleri duyurmak için çalışmaya devam  edeceğiz. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net