Kadından mühendis mi olurmuş?

Kadından mühendis mi olurmuş?

Biz kadınlar toplumun her alanında yaşadığımız cinsiyet ayrımcılığını meslek alanlarımızda da yoğun bir şekilde yaşıyoruz. Tabii bu meslek seçimi esnasında yaşadığımız baskın yönlendirmelerden, lisede seçtirilen derslere; küçükken bize alınan oyuncaklardan, oynadığımız oyunlara; önümüze konulan rol modellere varan

Beyza Metin

Her ne kadar son yıllarda hızla artan işsizlik, güvencesizlik, taşeronlaşma mühendislik mesleğinin itibarını zedelediyse de toplumda hala saygı uyandırır. Mühendis kişi akildir, sorunları çözebilir, pratik zekâlıdır. Birçok ailenin gözünde halen en iyi damat adaylarındandır. Yani erkektir mühendis.
Kadının mühendislik mesleğini seçebilmesi bile bir sürü mücadeleden sonra olur. Kadın öğretmen, doktor, hemşire, sekreter, çocuk bakıcısı, aşçı olmak istediği zaman çok sorunla ya da engelleme ile karşılaşmazken mühendis, şoför, teknisyen, tamirci olmak istediği zaman toplumsal baskıyla karşılaşır. İlla dışarıda çalışacaksa da ondan kadına biçilen anne ve evkadını rolüne en yakın kabul edilen işler yapılması beklenir.

Sen büroda otur!
Oldu ki, tüm bunları aştınız, bilerek isteyerek mühendis oldunuz. Bakın sizleri neler beklemekte:
“Askerliğini yapmış” ibarelerinin yoğunlukta olduğu iş ilanlarının arasında kendinize uygun bir iş ararsınız. Hayalleriniz vardır, “fabrikada üretimde çalışacağım”, “…projede saha sorumlusu olacağım”, ya da “…projede yöneticilik yapacağım” gibi. Bu alanda kadına yaklaşımla yüzyüze geldikçe, ekmek parası derdiyle ister istemez “ne iş olsa yaparım” noktasına gelinir; tabii şanslı ya da ısrarı elden bırakmayan küçük bir azınlığın dışında.
Kadın mühendise daha çok, yaratıcılık gerektirmeyen büro işleri, dokümantasyon, teknik beceriden çok tekrar ve özen gerektiren işler ya da satış mühendisliği dayatılır. Kadının teknik konularda üreten, planlayan, savunduğu fikir için mücadele eden, yöneten ve denetleyen konumlarda olması kolay kolay kabul görmez. Teknik alanda başarılı olmasına rağmen, satış alanına yönlendirilen kadın sayısı hiç de az değil.
İş görüşmelerinde ne zaman evleneceğiniz, çocuk düşünüp düşünmediğiniz, eşiniz çalışmanıza izin vermezse tutumunuzun ne olacağı gibi erkek meslektaşlarınızın asla karşılaşmayacağı birçok soruya maruz kalırsınız. Bir erkeğin fıtıktan aylarca yatması sorun olmaz, ama bir kadının hamilelik süreci hep sorun olarak karşısına çıkar.

Şantiyeye gönderilmeyen “çiçek”
Kadınlar şantiyeye ya da sahaya gönderilmek istenmezler, bunun birçok gerekçesi vardır. “Kadın kapalı alanda ve naif ortamlarda çalışmalı, şantiyede incinir” düşünesi hâkimdir. Çoğu kadın “topuklu ayakkabı ile şantiyede nasıl yürüyeceksin, işçiler yanında küfür edemez” gibi sorulara ve imalara bolca maruz kalır. Sanki iş güvenliği önlemlerine uygun giyinmeyi ya da nerede nasıl giyineceğini kadın bilemez ve küfür çok normal bir şeymiş gibi.
Ama kadına 15. katta hiçbir güvenlik önlemi olmadan cam sildirtmekte, 14 saat sırtında bebeğiyle tarlada ya da fabrikalarda dikkat gerektiren küçük montaj işlerinde saatler boyu çalıştırılıp yorgunluktan bayılmasında beis görmeyen zihniyet, kadın erkek alanına girdiği zaman onun naif ve korunası yanını görür. Kadın işçilerin yoğun çalıştığı işyerlerinde kreş açmayı reddedenler, daha üst sınıftan gördükleri kadın mühendislere vitrindeki çiçek muamelesi yapmaktan çekinmezler. Erkek mühendislerin de yapmadığı; direğe çıkmak, yük taşımak vb. işleri nasıl yapacakları sorusu bile kadının önüne konur.

Erkek gibi kadın helal olsun
Yine birçok işçi ya da teknisyen bir kadından emir almak istemez, ya da bir kadına güvenip, inanmaz. Çünkü hayatında belki de bir kez olsun bir kadının dediğini yapmamıştır. Söylediğinizi, erkek meslektaşınıza teyit ettirir. Elinizin hamuruyla erkek işine bulaşmış haddini bilmez bir kadınsınızdır. “Kadından mühendis mi olurmuş?”, “Git çocuğunu doğur”, “Sen direğe çıkabilin mi?” vb. sözleri işyerinde ya da stajda duymayan kadın mühendis ya da mühendislik öğrencisi yoktur sanırım.
Nasıl ikna edeceğiz peki? Giyeceğiz tulumu, alacağız tornavidayı, yerlere oturup kirleneceğiz, arada birkaç argo kelime kullandık mı, bir iki kişiye bağırdık mı, mis gibi mühendis oluruz bir süre sonra. Bu sefer mühendis kimliğini hak ettik ya, kadınlıktan yırtarız. “Erkek gibi kadın helal olsun” sözünü, güzellikleri dışında hayranlık uyandıran her kadın duymuştur.
Ailelerine vakit ayırmaları gerektiği, eşlerinin kıskanacağı, o kadar adamın arasında gece vakti bir kadının ne işinin olduğu vb. gerekçelerle kadınlar fazla mesaiye bırakılmaz. Bu kadının önemli bölümlere alımlardan, teknik uygulamalardan uzak tutulmasına, gelişimlerinin engellenmesine neden olur. Buna benzer gerekçeler nedeniyle kadın mühendis üretimde çalıştırılmaz, uzun süreli seyahatlere, eğitimlere gönderilmez. Bekârsa evlenip gideceği yargısı ve eğitim masrafının boşa gideceği düşüncesi yaygındır.

Kadın mühendis olurmuş!
Mühendislik sürekli okumayı, kendini geliştirmeyi ve uygulamaları takip etmeyi gerektiren bir meslektir. Ev işleri, yaşlı ve çocuk bakımının kadının yerine getirmesi beklenen işler kadının mesleki gelişiminin önüne geçer. Mesleğinde yükselen kadının “iyi eş, iyi anne” olamayacağı düşüncesi ise o kadar normalleştirilmiştir ki, bazı kadın meslektaşlarımız da bu fikri onaylamaktadır. “Keşke öğretmen olsaydım, çocuklarıma iyi bir anne, kocama iyi bir eş olamadım” diye düşünmeye zorlanan kadın meslektaşlarımızın sayısı az değil. Bir arkadaşımıza, erkek meslektaşının söylediği “Eşim memur, evini de hiç ihmal etmez” sözleri, toplumun nasıl kadın istediğinin en iyi göstergesidir.
Tüm bunlara rağmen kadınlar, hayatın her alanında olduğu gibi mühendislik alanında da kendilerini var ediyorlar. Birçok kadın sahada da, yönetici pozisyonunda da, ülke ve dünya için çok önemli projelerde emek veriyor. Yaşanan sorunlara çözüm üretmek ve farkındalık yaratmak için kadın kurultayları örgütleniyor. Bu dönem TMMOB örgütlenmelerinde birçok kadın yönetim kademelerine geldi ve örgütte bir değişim yarattı. Yaşadığımız tüm sorunların üzerine inatla giderek hayallerimizi gerçekleştirmek ellerimizde.

www.evrensel.net