09 Ağustos 2016 04:31

Stavropol’un dağlara açılan kapısı: Mineralnıye Vadı

Kuzey Kafkasya’nın belki de en harikulade doğal güzelliklere ve panoramik manzaralara, peyzajlara ev sahipliği yapan bir yöresidir Stavropol Vilayeti.

Stavropol’un dağlara açılan kapısı: Mineralnıye Vadı

Paylaş

Okay DEPREM
Stavropol

Daha ziyade steplerden ve tarım arazilerinden oluşmasına ve dağlık alanı epey sınırlı olmasına karşın Kuzey Kafkasya’nın belki de en harikulade doğal güzelliklere ve panoramik manzaralara, peyzajlara ev sahipliği yapan bir yöresidir Stavropol Vilayeti. Büyük Kuzey Kafkas Sıradağları’nı diklemesine, kuzeyden güneye doğru çok geniş bir açıdan ve arada engel olmaksızın görebilmesi de onu Kafkasların diğer bölge ve kraylarına nazaran daha ayrıcalıklı kılar. Eyaletin en güneyinde, Karaçay-Çerkez ve Kabarday-Balkar Cumhuriyetlerinin sınırlarına yakın bir noktada bulunan bu minik şehir, kuş uçuşu olarak Kafkasya, Avrupa ve Rusya’nın en yüksek zirvesi olan Elbruz Dağı’na (5642 metre) ise sadece 90 km. mesafede. 

MADEN SUYU KAYNAKLARI MERKEZİ 

“Mineral sular” anlamına gelen Mineralnıye Vadı ismi, Elbruz başta olmak üzere güneyini saran devasa kütleli yemyeşil dağlardan süzülüp gelen maden sularının biriktiği sayısız kaynağı barındırmasından dolayı konulmuş. Hazar Denizi’ne dökülen ünlü Kuma Irmağı’nın açtığı vadi üzerinde yer alan Mineralnıye Vadı, vilayetin merkezi konumundaki aynı adlı kente de 130 km. uzaklıkta. 2000’lerin başında 90 binlere kadar tırmanan nüfusu günümüzde 75 bin dolayında olan MinVad (kısaltması) halkının yüzde 80’i Ruslardan, geri kalanı ise başta Ermeniler olmak üzere Ukrayna, Yunan ve diğer etnik azınlıklardan oluşur. Güney Rusya’nın en büyük kenti Rastov’u Bakü’ye bağlayan demiryolunun üzerinde yer alması ve gene Kafkasların en büyük ve en önemli havalimanını ihtiva etmesi “Mineral Sular”a çapından bağımsız fazlasıyla kritik bir pozisyon kazandırır. Jeleznovodsk, Yessentuki, Kislovodsk ve Lermontov gibi Stavropol Eyaleti’nin en turistik ve popüler senatoryum ve sayfiye kentlerinin ortasında bulunan “Mineralnıye Vadı”, güneyden gelen Beş-tau ormanlarıyla kaplı ve eteklerinde serpantin ocaklarını barındıran “Yılan Dağı” (1000 metre) ile karakterizedir.  

SULTANOVSKAYA’DAN MİNERAL SULAR’A

İlk olarak Rastov na Donu - Vladikavkaz demiryolunun inşası sırasında mühim bir istasyon mevkii olarak iskâna açılan bölgenin o zamanki adı, vakt-i zamanında bu topraklara egemen olan Kırım Hanlığı’nın ünlü sultanı Canbek-Giray’dan esinlenilerek konulan Sultan-ovskaya’dır. 1878’de hukuki statü kazanan yerleşim birimi, SSCB’nin ilk on yıllarından itibaren nispeten hızlı bir gelişme dönemi yaşar. 1930’larda; metalik olmayan hammaddelerin işlendiği manifaktur ile taş kırma-işleme ve mayın fabrikalarının açılmasına, havaalanının da faaliyete geçmesi eklenince Mineralnıye Vadı bölgesi bir anda Sovyetlerin mühim hava sahalarından ve uçuş koridorlarından birisi hale gelir. Büyük Anayurt Savaşı (1941 - 45) başlarında nüfusu 35 bini dahi bulmayan kent, cepheye toplam 18 bin asker gönderebilmiş; bunların 7 bini harpte ölürken, geri gelenlerden 6 bini aşkın kişi de madalya ve nişanlarla ödüllendirilir. Bunlardan 12’si ise ‘Sovyetler Birliği Kahramanı’ unvanına layık görülecektir.

KENTİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ AŞAN BİR ANIT ZENGİNLİĞİ

Oldukça mütevazı bir merkeze sahip “Maden Suları”nın ana cadde ve bulvarlarını arşınlarken kişinin karşısına beklemediği sayıda ve nitelikte anıt ve heykel çıkıyor. Kuzey Kafkasya’nın en önde gelen demiryolları kavşak noktası olmasından dolayı, eskiden beri hatırı sayılır bir demiryolu çalışanı kitlesinin yaşadığı şehirde, kendileri ve aileleri için tesis edilen “Demiryolu İşçileri Sarayı”nın önündeki yeşil alanda bir Karl Marx büstü dikkati çekiyor. Gene Marx’ın adını taşıyan caddenin sonunda, uzunca bir kaidenin üzerinde sayısız kuşun gökyüzüne doğru uçarken tasvir edildiği bir anıt göze çarpıyor. Kuzey Kafkasların topyekün terör olayları ile sarsıldığı 2000’lı yılların başında Mineralnıye Vadı’da gerçekleşen intihar saldırısında hayatlarını kaybeden sivillerin anısına tasarlanmış bir kompozisyon bu. 

ŞEHRİN FARKLI NOKTALARINDAN KESİTLER

K. Marx Bulvarı’nın 22. Parti Kongresi caddesi ile kesiştiği ve Lenin’in abidesinin bulunduğu noktaya yaklaşırken, Büyük Zafer’in 70. yıldönümü sayısının ve Reichstag üzerinde Dağıstan kökenli Sovyet askerinin kızıl bayrağı dalgalandırdığı o bilindik resmin, savaşta hayatını kaybedenler ve gazilerin fotoğraflarından ortaya çıkarıldığı sıra dışı bir çalışma boy gösteriyor. Biraz ilerideyse sürpriz bir şekilde, Ortadoğu’daki konjonktürün anlam ve önemine işaret edercesine “Palmira” adlı bir Arap lokantasıyla karşılaşıyorum. Tren istasyonları, kentsel kimliğin aynaları olarak bilinir. Mineralnıye Vadı gibi küçük bir şehirde insanı karşılayan beyaz renkli neo klasik gar binası hayranlık uyandırıcı. Ana kapıdan girilip 1. peronun yanı başındaki alana ulaşıldığında ise, yukarıda ortasında Elbruz’un iki doruğunun seçildiği Kuzey Kafkas dağ silsilesinin mozaiği ve hemen önündeki süs havuzunun üstünde de şehrin, ambleminde de yer alan simgesi, büyükçe bir kartal figürü yolcuları selamlıyor. 

YERMALOV YONTUSU VE ANTİFAŞİST SAVAŞ ANIT PARKI

Alman işgali sırasında Cemuxa Nehri üzerindeki Sovyet tankçılarını sembolize eden gerçek tank (T-34 / 1943), bugün şehrin en merkezi mahallerinden birinde sergileniyor. Hemen az ileride, eski Sovyet şehirlerinin çoğunda olduğu üzere burada da bir “Afgan Savaşı Gazileri Derneği” olduğunu öğreniyorum. Bu sosyal organizasyonun binasının duvarında ise, “Savaşçılar, enternasyonalistler; anayurt sizinle gurur duyuyor!” yazısını okumak mümkün. 100 yıl süren Kafkas-Rus muharebelerinde Waynakh ve Gürcü cepheleri (1816-1827) birliklerinin kötü şöhretli komutanı General Aleksey Petroviç Yermalov’a (1777-1861) adanan bir heykel de Mineralnıye Vadı’yı gezenlerin gözünden kaçmayacak Sovyet Sokağı üzerinde sergileniyor. Turumuzu tamamlarken son olarak “Ebedi Zafer Ateşi” Memoriyal Anıt Parkı’na uğruyoruz. Savaşta yaşamını yitirenlere ithaf edilen ve 1976’da açılışı yapılan parkın orta yerinde, birkaç yönden merdivenlerle çıkılan yükseltide direklerin taşıdığı beşgen yapının üzerinde beş adet uzun metal rölyef bulunuyor. Ortasındaki kızıl yıldız plakasının içinden 24 saat gazla yakılan ateş yükseliyor. Gene aynı parkın sade bir köşesinde ise iç savaş döneminde kızıl ordu saflarında yitenler anısına granit levha duruyor. Diğer taraftan aşağıya inildiğinde bu sefer savaş temalı sergi salonu ile dört bir tarafta hem 2. Dünya Savaşı hem de Afgan Cephesi kahramanlarının resimlerinin iliştirildiği bez ve panolar seyredilebiliyor.  


 

ÖNCEKİ HABER

Türkiye'yi temsil eden Boksör Onur Şipal, Rio'ya veda etti

SONRAKİ HABER

Keşan'da eğitime kar engeli

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa