08 Ağustos 2016 04:53
Son Düzenlenme Tarihi: 08 Ağustos 2016 07:45

OHAL nakilleri işkenceye döndü

Darbe girişiminin ardından tutuklamalar cezaevlerini de ciddi şekilde etkiledi. Mahpusların hakları engellenirken, sürgünler de yaşanıyor.

OHAL nakilleri  işkenceye döndü

Paylaş

Damla YELTEKİN
Ankara

Darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ve Gülen Cemaati’ne yönelik operasyonlar cezaevlerini de ciddi şekilde etkiledi. Operasyonlardaki tutuklu sayısının yükselmesi, cezaevlerinde başta siyasi tutuklu ve hükümlüler olmak üzere tüm mahpusları mağdur etti. Yer olmadığı için cezaevlerinin spor salonları koğuş yapılıyor. 3 kişilik odalarda 6 kişi kalıyor. Görüşler yasaklanıyor, sürgünler yaşanıyor. Durumu gazetemize değerlendiren CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 15 Temmuz tutuklamalarının ardından cezaevlerinde yaşanan sürgünlerin ve kötü muamelenin kabul edilemez olduğunu belirterek hükümeti eleştirdi. Tanrıkulu, AİHS’nin askıya alınmasının işkence yasağını ortadan kaldırmadığını vurguladı. 

YENİ SÜRGÜNLER KAPIDA

Siyasi tutukluların avukatlarının verdikleri bilgiler ise, mahpusların üzerindeki baskıların giderek arttığını gözler önüne seriyor. Kapasitenin çok üstünde tutuklunun kaldığı Şırnak Cezaevi’ne darbe girişiminde bulundukları belirtilen 600 kişi daha getirildi. Cezaevinin spor salonu dahi koğuş haline çevrildi. Cezaevinde su sorunu yaşanıyor, mahpuslar aileleriyle görüştürülmüyor. Darbe girişiminin ardından Başkent Ankara’da bazı günler tutuklananların sayısının 300’e yaklaştığı belirtiliyor. Bu nedenle Sincan’daki Ankara Kadın Kapalı Cezaevi’nde 3 kişilik koğuşlarda artık 6 kişinin kaldığı belirtiliyor. Cezaevi yönetiminin kadınları sürgünle tehdit ettiği, kadın mahpuslara “Siz de hazırlanın sizi de yollayabiliriz” denildiği de iddialar arasında. 

NAKİLLERDE ÇIPLAK ARAMA

Sincan F Tipi Cezaevi’ne ilişkin avukatların verdikleri bilgiler, yine en çok siyasi tutuklu ve hükümlülerin mağdur olduğu yönünde. Spor faliyetlerinin durdurulduğu cezaevinde bir süredir mektuplar da engelleniyor. Siyasi tutuklu ve hükümlülerin aileleriyle görüşmesinin keyfi olarak yasaklandığı belirtilirken, aynı cezaevinde darbe suçlamasıyla kalan askerlerin 15 günde bir aileleri ile görüşmelerine izin verildiği de ileri sürülüyor. Sınırsız görüşme hakkına sahip avukatlar ise  hafta içi 09.00-17.00, hafta sonları ise 10.00-15.00 saatleri arasında 30 dakika müvekkilleri ile görüşme yapabiliyor.

Sincan’dan çok sayıda siyasi mahpus ise  Bolu ve Tekirdağ’a sürgün edildi. Bolu’ya sevk edilenlerin sayısının en az 126 olduğu belirtilirken, mahpusların aileleriyle görüşü ve tüm iletişim kanallarının kapatıldığı ifade ediliyor. Tutuklu ve hükümlülerin sevk sırasında çıplak aramaya maruz kaldıkları ve darp edildikleri iddia ediliyor. 

90 YAŞINDAKİ MAHKUMLAR SÜRGÜN EDİLDİ 

Avukatların verdikleri bilgilerden en dikkat çeken olanı da Van Cezaevi’nden Kırıkkale’ye sürgün edilen 27 kişinin arasında 90 yaşında oldukları belirtilen iki kişinin de yer alması oldu.

Aynı davadan yargılanan ve davaları Urfa’da sürerken Sincan F Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen iki tutuklunun, 15 Temmuz’dan sonra Bolu ve Tekirdağ cezaevlerine gönderildiği öğrenildi. 

TANRIKULU: İŞKENCE HER KOŞULDA YASAKTIR

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 15 Temmuz tutuklamalarının ardından cezaevlerinde yaşanan sürgünlerin de, yığılmaların da kabul edilemez olduğunu belirtti.

Gazetemize konuşan Tanrıkulu, henüz resmi bir bilgi edinemeseler de kendilerine çok sayıda şikayet ulaştığını söyledi. Tanrıkulu, “Bu tutuklamaların daha önce tutuklu ve hükümlü olanların aleyhlerine, onların bulunduğu ortamların değiştirilmesine yakınlarıyla olan ilişkinlerinin zorlaştırılmasına neden olmamalı” diye konuştu. 

Tanrıkulu, “Geleneksel olarak her nakil sırasında  ağır insan hakları ihlalleri meydana gelir. Hem nakil sırasında kötü muamele, hem de insan onuruna aykırı muameleler yapılır. Bu süreçte yaşanan nakiller sırasında da siyasi tutuklulara insan haklarına aykırı muamele edildiği konusunda yaygın şikayetler var. Bu da bu hükümetin pratiği haline geldi” dedi. 

Tanrıkulu, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 15. madde kapsamında askıda olması demek, işkence yasağı gibi bir hakka dokunmak anlamına gelmez. Sözleşme askıya alınsa bile, işkenceyi meşru kılmaz. İşkence her koşulda yasaktır. Hükümet özellikle buna özen göstermemektedir” diye konuştu. 

ÖNCEKİ HABER

Mahalleli linç etti polis sadece izledi

SONRAKİ HABER

Bursa’da KESK üyeleri, İstanbul bölge mitingine çağrı yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa