Gürkan: Emekçiler ülkenin geleceği için birleşmeli

Gürkan: Emekçiler ülkenin geleceği için birleşmeli

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, Erdoğan’ın halkın darbe karşıtlığını, kendi amaçları için kullandığını belirtti emekçilere birlik çağrısı yaptı.

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, AKP ve Erdoğan’ın halkın darbe karşıtlığını kendi siyasal gelecekleri için kullandığı uyarısında bulundu. Yenikapı mitinginin de bunun bir parçası olacağına vurgu yapan Gürkan, işçilerin ve emekçilerin ülkenin geleceği için birlikte mücadele etmesi gerektiğini ifade etti.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan Hayatın Sesi Televizyonu’nda Ne Yapmalı Nasıl Yapmalı programına konuk oldu. Ercüment Akdeniz’in sunduğu programda Gürkan, “OHAL, KHK’lar ve AKP’nin darbe karşıtlığı, devletin yeniden yapılandırılması ne anlama geliyor? Uzlaşma ‘atmosferi’ ve Türkiye nasıl bir rejime doğru ilerliyor?” soruları hakkında partisinin görüşlerini açıkladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun  Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP ve AKP’ye yakın basın tarafından kuşatma altına alındığına dikkat çeken Gürkan, Kılıçdaroğlu’nun bu baskılar sonucu mitinge katılma kararı aldığını belirtti. Yenikapı mitinginin Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sağlayacak ve bu talepleri dile getirecek bir miting olmayacağına vurgu yapan Gürkan, “Bu, Cumhurbaşkanının ve AKP’nin kendi siyasal rejimini yeniden tahkim etmek üzerine bir gösteri alanına dönüştüreceği miting olacaktır. Yani ülkenin değişimine, dönüşümüne, demokratik katkı sağlayacak bir miting alanı olmayacaktır. Diğer taraftan bir ‘uzlaşı’ sağlanacaksa, Mecliste bir parti daha var; HDP. Bu parti niye davetli değil? Bunu şundan bağımsız söylüyorum. Siz davet edersiniz, HDP uygun görür gelir, eş başkanlar düzeyinde ya da gelmez” ifadeleriyle değerlendirdi.

DARBE GİRİŞİMİ TÜM YÖNLERİYLE AÇIĞA ÇIKARILMALI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve hükümet yetkililerinin yaptığı açıklamalarda da baskıların süreceğinin ortaya çıktığını anlatan Gürkan, şu sözlerle devam etti: “Bu darbeye kim karışmışsa, bu darbenin kararını kim almışsa, kim uygulamaya koymuşsa ve karar alıp bu darbenin uygulamasına siyasal zemini hazırlamışsa, bunların tamamının açığa çıkartılması, sorgulanması, yargılanması ve hesap sorulması gerekir. Cumhurbaşkanı ‘Rabbim ve milletim beni affetsin’ diyerek siyasi sorumluluktan kurtulamaz. Bu hesaplaşma ve yargılama, ülkenin demokratikleşme hesaplaşması olmalıdır ama böyle bir hesaplaşmanın olmayacağını düşünüyoruz.”

Darbeye karşı tutumuna ve Meclisteki darbe karşıtı ortak deklarasyona imza atmasına karşı HDP’ye teşekkür dahi edilmediğini belirten Gürkan, hükümetin Meclis dışındaki toplumsal kesimlerle de diyalog ve görüşme yapmadığını anlatarak şunları söyledi: “Alevi örgütleri yok. Sendikalar yok. İşçi sınıfının temsilcileri yok. Meslek odalarının temsilcileri yok. Bunlar uzlaşının içerisinde yok. Dolayısıyla uzlaşı dedikleri şey sadece kendi siyasal gücünü sağlamlaştırabileceği, parlamentodaki partilerle ‘milli mutabakat’ içerisinde birleşebileceği, ortaklaşabileceği, siyasi partilerle kendi gücünü yeniden sağlamlaştırma meselesi.” Gürkan, Erdoğan ve AKP’nin toplumu kucaklayan değil, ayrıştırıcı bir dil kullandıklarına da dikkat çekti.

YENİKAPI İÇİN UYARI

Yenikapı mitingiyle ilgili Gürkan şu uyarıda bulundu: “Hükümet etrafında oluşturduğu güçle, onun sağladığı meşruiyetle hem emekçi sınıfların, işçilerin, emekçilerin kazanılmış haklarını gasbedecek düzenlemeleri peş peşe gündeme getirecektir. Hem de Kanun Hükmünde Kararnamelerle yetkilerini de aşarak, yönetmeye devam edecektir. “

Darbelerin işçi ve emekçilerin yararına olamayacağına vurgu yapan Gürkan, bir daha darbe yaşanmaması için demokratikleşme yönünde adımların atılması gerektiğini belirtti.

Gürkan geçmişte işlenen siyasi cinayetlerle ve katliamlarla hesaplaşılmadan demokratikleşmenin olamayacağını ifade etti.

ANKARA KATLİAMI...

Ankara Katliamı’nın üzerinden 300 gün geçtiğini hatırlatan Selma Gürkan, Suruç Katliamı gibi Ankara Katliamı’nın da devletin yol vermesi ile yaşandığını belirterek, “Hesaplaşacaksanız ve yargılamayı bunun üzerinden yaparsanız bütün ilişkileri açığa çıkarırsınız” dedi.  Katliam davasının da ülkenin demokratikleşme mücadelesinin bir parçası olarak ele alınması gerektiğini belirten Gürkan, kamuoyuna da davayı ısrarla takip etme çağrısı yaptı.

DEMOKRASİNİN ÖNÜ AÇILMALI

Darbe girişiminin Aleviler, Kürtler ve toplumun başka kesimlerinde korku yarattığına dair soruya Selma Gürkan, “Hükümet ağzını açtığında daha çok tüfek, daha çok tank, daha çok top diyor. Bunu böyle yapamazsınız. Bunların önüne geçmek için demokrasinin önünü açmalısınız. Sokak gösterilerinde sembollerden bahsetmek gerekiyorsa ‘sela’, ‘tekbir’ dini bir semboldür kimseyi rahatsız etmemesi gerekir ama biliyoruz ki tekbir sesini duyunca tüyleri diken diken olan insanlar var bunlar din düşmanı mı? Hayır. Bir katliamı çağrıştırdığı için insanlar korku duyuyorlar. Bayrak bir bağımsızlık sembolü olmaktan çıkmıştır. Bayrak bütün ülkenin ortak değeri olmaktan çıkarılmıştır, sistem bunu yapmıştır” yanıtını verdi. Gürkan, Erdoğan’ın ve egemenlerin kendi iktidarlarını sürdürmek için iç savaşı gerekli görmeleri durumunda iç savaşın kışkırtabileceği uyarısında da bulundu.

İKİYÜZLÜ BİR POLİTİKA İZLENİYOR

Selma Gürkan, AKP’nin yaşam tarzına müdahale politikası ve laiklik üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Gürkan şunları söyledi: “İkiyüzlü bir politika izleniyor. Başbakan, ‘başı açık bir kadınla, başı kapalı bir kadının ortak alanda bulunması ve başı kapalı kadının kocasına rağmen o alana gelmiş olması’ diyerek bundan çok etkilendiğini söylemişti. Mesele bir taraftan dinci gericiliğin inşa edilmesi, Alevisi, Sünnisi, başını açık ve kapalı kadınlar, içki içen, içmeyen, oruç tutan, tutmayanlar bu ülkede yaşamak istiyor. Bunları güvence altına alan şey laikliktir, hak ve özgürlükleri esas alan demokrasidir. Mesele sadece yasaya yazmak değildir, yasada olsun yada olmasın insanların hak ve özgürlüklerini kullanıyor olmasını esas alan bir laikliği inşa edersek işte o zaman demokratikleşiriz. Eğer toplumu dini kurallara göre inşa edersek bu kurallar çerçevesinde yaşamayan insanlara ne uygulayacağız. ‘Benden isen eyvallah, benden değilsen katledeceğim seni.’ Bunu mu uygulayacağız. Muhafazakarlar 28 Şubat’ta mağdur edildi. Ama oruç tutmadığı için katledilenler de var. Ya da Kürtçe konuştuğu için linç edilenler var.”

ORTAK MÜCADELE PLATFORMU

Demokrasi güçlerinin birliği ve demokrasi için mücadele birlikteliğine ilişkin Selma Gürkan değerlendirmelerde bulundu. 15 Temmuz’un önemli bir süreç olduğunu hatırlatan Gürkan, 15 Temmuz’dan önce de AKP’nin “Tek parti tek adam diktatörlüğü” şeklinde tarif edilen siyasal bir rejimi inşa etmek istediğine vurgu yaptı. Hükümetin, halkın darbe karşıtlığı rüzgarını arkasına alarak bu isteğini gerçekleştirmek istediğine de dikkat çeken Gürkan, şunları söyledi: “İşçi sınıfı ve emekçiler, kendi sosyal, ekonomik ve siyasal talepleri için mücadele ederken, diğer toplumsal kesimlerle bu talepleri ortaklaştırırsa kazanma şansı yükselecektir. Daha sol düşünen kesim önyargılarını kırarak daha muhafazakar kesime yaklaşamıyor. Muhafazakar kesim de ideolojik olarak sol kesime yaklaşamıyor. Tabii hayatta steril bir ortamda değiliz. Bu önyargılar var ama bu önyargılar bizi kıskaca aldıkça yaşadığımız sorunlar hayatımızı çekilmez hale getirdikçe işte bizim bu kaygılarımız ve güçlüklerimiz bizi birleştiriyor. Fabrikada AKP’lisi, CHP’lisi, MHP’lisi, HDP’lisi EMEP’lisi bir sorunla karşılaşıyorsa ve birleşiyorsa aynısını Türkiye için de düşünebiliriz. Ülkemizin geleceği, halklarımızın geleceği ve sınıf olarak emekçilerin geleceği için diğer mücadele eden güçlerle birleşebiliriz.”
Geçmişteki ortak mücadele deneyimlerine değinen Gürkan, “Bizim önerdiğimiz bir örgütsel form değil. Bizi ortaklaştıran talepler etrafında bir mücadele ortaklığıdır” dedi.

GÜLEN ABD İLE UYUMLU BİR PROJE, AKP DE ÖYLE

Fethullah Gülen örgütlenmesine ilişkin de EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan şunları söyledi: “Bu sadece AKP iktidarı dönemiyle sınırlı bir değişim değildi. ‘Biraz daha evveline, 70’lere gidelim. Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku diye adlandırılan yapılanma daha dağılmamıştı. Ve soğuk savaş döneminde özellikle Ortadoğu’da yeşil kuşak projesinin siyasal aktörlerinden birisiydi Fethullah Gülen ve hareketi. ‘Ilımlı İslam’ şeklinde ABD ile uyumlu. ABD’nin denetiminde bir İslam projesinin parçasıydı. Kaldı ki, AKP’yi de öyle değerlendirebiliriz, 2001’den itibaren. Kuruluş felsefesi de 28 Şubat’tan sonra Erdoğan, ‘Milli görüş gömleğimi çıkardım’ deyip başka bir gömlek giydi, Cezaevinden çıktıktan sonra ABD’deki görüşmelerin arkasından 2002’de iktidara gelen bir AKP’den bahsediyoruz. Fethullah Gülen Hareketi öyle tek başına bilinmedik bir örgüt yapılanması değil. ABD’nin bölgedeki politikalarına uygun olarak beslenmiş bir grup. Türkiye’deki siyasal yapıların da buna göz yumduğu, güçlenmesine yol açtığı ve özellikle bu hareketin de AKP hükümeti döneminde hem ideolojik yakınlık hem de bir çıkar ortaklığı üzerinden her tarafta kendisini örgütleme ve güçlendirme olanağı bulduğunu söyleyebiliriz.”
Bütün suçların Cemaate atılmasına ilişkin de Gürkan, AKP’nin yeniden kendisini temize çekmek istediğine vurgu yaparak, “Temiz bir sayfa açmaya çalışıyor. Ama leke o kadar geniş ve siyah ki, temiz sayfa açılması mümkün değil. Bakalım siyasi hesaplaşmanın ötesine gidebiliyor mu?” diye sordu.

‘İŞLEYİŞ BÖYLE OLDUKTAN SONRA BİR ŞEY DEĞİŞMEZ’

TSK’deki yeniden yapılandırmaya ilişkin de Selma Gürkan şunları söyledi: “Bizim NATO’nun askeri yapısına dair bir hafızamız var. Bu hafıza gladyolar, kontrgerilla faaliyetleri, askeri müdahaleler, darbeler, suikastlarla dolu. Demokratikleşme açısından şöyle bir şey yok; askeri bürokrasiyi öyle bir hale getirmişsiniz ki emir komuta zincirinden bahsetmiyorum sadece, ücretler, gelirler yaşadıkları statü, yetkiler, dokunulmazlıklar bütün bu ayrıcalıkları düşünürseniz, siz Milli Savunma Bakanlığına değil nereye bağlarsanız bağlayın işleyiş böyle olduktan sonra hiçbir şey değişmez. Sadece denetim şuradan şuraya geçmiş olur. Fakat ordu, halk üzerinde bir baskı aracı olmaya devam edecektir. En basitinden ‘devlet benim’ diyen Havva Ana kime demişti, jandarmalara. Havva Ana köyüne, toprağına sahip çıkarken karşısında jandarmayı buldu. Kastamonu Gürmen işçileri direnişte karşısında jandarmayı buldu. Bunlar sadece bir örnek. Aynı şey diğer illerde de geçerlidir. Halk her hakkını aradığında karşısında askeri, polisi, devletin silahlı güçlerini buluyor. Bu yapılanmalar halkın gelirleriyle oluşturulur. Ancak eldeki mekanizma, güç halka karşı kullanılıyor.” (İstanbulEVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Ağustos 2016 10:13
www.evrensel.net
ETİKETLER EMEPSelma Gürkan