Ford Otosan işçileri: Kutuplaşma koşulları daha da ağırlaştı

Ford Otosan işçileri: Kutuplaşma koşulları daha da ağırlaştı

Arzu Erkan Ford Otosan işçileriyle darbe girişimi sonrasında fabrikada yaşananları ve OHAL'i konuştu

Arzu ERKAN
Kocaeli

Farklı siyasi görüşlerden, milliyet ve inançlardan da olsalar darbe girişimini korku ve endişeyle karşılayan Ford Otosan işçilerinin kaygıları geçmiş değil. Herkes darbeye karşı da olsa darbe sonrası başta OHAL olmak üzere yaşananların fabrikadaki kutuplaşmayı ve bölünmeyi artırdığını anlatan işçiler, zaten asgari ücret seviyesinde olan ücretle ağır koşullarda çalıştıklarını belirterek yeni hak gasplarının yaşanabileceğini, OHAL’in uzaması durumunda sözleşmelerine müdahale edilebileceğini dile getirdi. Darbe öncesi ve sonrası tüek değişmeyenin çalışma koşulları olduğuna işaret eden işçiler, “Türkiye’nin en büyük otomotiv fabrikasında asgari ücrete çalışan işçileriz ve borç içinde yüzüyoruz. Bunun değişmesi için birleşmeliyiz” çağrısında bulundu. 

15 Temmuz darbe girişimi sonrası üretimi durduran ilk fabrika olan Ford Otosan’da çalışan ve ağırlıklı 25-35 yaş arasındaki genç işçilerle görüştük. Kimi tezgah başında akıllı telefonlardan, kimi televizyonlardan, kimisi bir yakınından öğrenmiş darbe girişimini. Askeri cuntayı aile büyüklerinin aktardıkları ya da okudukları kadarıyla biliyorlar. Demokrasi nöbetlerine ilk günden bu yana katılan işçiler olduğu gibi “Bu parti meselesi değil vatan meselesi” diyerek önce giden sonra da “AKP’lilerin şovuna dönüştüğünü” görerek sonradan katılmayanlar da olmuş. Darbe karşıtı olsa da AKP’yi desteklemediği için eylemlere katılmayan, darbe girişimi sonrası yaşanan gelişmeler ve OHAL ilanı gibi kimi olaylarda AKP’li işçilerle sert tartışmalar yaşayanlar var. Çok değil geçtiğimiz yıl sendikal bürokrasiye karşı ortak mücadele etmiş, iki hafta boyunca birlikte direnmiş işçiler darbe sonrası yaşanan bu karşı karşıya gelişin çok kaygılandırıcı olduğunu belirtiyor. 

İKİ GÜN KARAKOL ÖNÜNDE SABAHLADI

Kendini milliyetçi olarak tanımlayan, AKP’ye oy vermemekle birlikte darbe karşısında siyasal ayrımları bir tarafa bırakarak “Vatana sahip çıkmak için” birlikte davranılması gerektiğini düşünen genç bir işçiyle konuşuyoruz: “İlk başlarda olayın ciddiyetinin farkında değildik ta ki vakitsiz okunan salalara kadar. Açıkçası ilk kez o zaman çok korktum ve de endişelendim. Bir şeyler yapmalıyım dedim ve bir akrabamla birlikte oturduğum mahallenin yakınındaki karakolun önüne giderek, TIR’la karakola yapılacak bir saldırıya karşı barikat kurduk. İki gece orada sabahladık.” Darbe girişimini, demokrasiye yapılmış bir saldırı olarak değerlendiren Ford işçisi “Hangi yüzyılda yaşıyoruz. Eğer iktidardan memnun değilsen gidersin seçimlere değiştirirsin. Silah zoruyla yönetime el koymak nedir? Ben bunu halka, vatanın birliği ve bütünlüğüne bir saldırı olarak görüyorum. AKP’li değilim ama buna rağmen sokağa çıktım. Birçok insanın böyle yaptığını düşünüyorum. Ben karakol önünde sabahlarken ilk gece 60-65 yaşlarında bir yaşlı teyze elinde bayrakla oradaydı. O manzara bana çok moral verdi. Birlikten kuvvet doğar diye düşündüm. Ben 12 Eylül’ü yaşamadım. Babamdan, dedemden dinledim. Ama 15 Temmuz’da yaşanılanların, halka ateş açılmasının çok daha korkunç olduğunu, canice olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

'ŞİİR OKUYUP ÖZLEDİK GEL DİYENLER SUÇLU'

Darbe girişiminin bastırılmasının ardından TSK, bakanlıklar ve kamuda görevden almaların nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olunduğunu ortaya koyduğunu düşünen Ford işçisi “Ülkenin her kademesini, her sektörünü ele geçirmişler. Bunun da tek suçlusunun okyanus ötesine şiirler okuyup, ‘özledik gel’ diyenler olduğunu düşünüyorum” dedi. 

Birkaç kez AKP il binası yanındaki Perşembe Pazarı alanında sürdürülen “demokrasi nöbetlerine” katıldığını söyleyen Ford Otosan işçisi “Biz darbe sonrası sokaklara vatanın birliği için çıktık. Sonrasında ben bunun AKP’lilerce aşırı derecede saptırıldığını düşünüyorum. Recep Tayyip Erdoğan şarkıları, AKP müzikleri, her şeyi kendilerine mal ettiler. Bu nöbetleri de şova dönüştürdüler. Bunu gördüğüm için artık katılmıyorum” diye konuştu.

OHAL ilan edilmesini eleştiren Ford Otosan işçisi, şunları söyledi: “Darbe bastırılmış, hainler deşifre edilmiş, neden böyle bir karar alındı anlamıyorum. Bunları konuştuğumuzda, eleştiri yönelttiğimizde AKP’li arkadaşlarla karşı karşıya geliyoruz. Fabrikada AKP üyesi arkadaşımız çok. Zaman zaman ciddi anlamda gerildiğimiz oluyor. Böyle olmamalı. Hepimizin darbe karşısında tutumu aynıydı. Bir şeyler yanlışsa bunu da açık yüreklilikle tartışabilmeliyiz.” 

'İKİ TÜRLÜ DE KAYBEDEN BİZ OLACAĞIZ'

Kendini Kemalist, laik bir insan olarak tanımlayan başka bir Ford Otosan işçisi ise darbe girişimini o gece televizyonlardan öğrendiğini belirterek “Ben solcu bir insanım. Bu ülkede darbelerin acı sonuçlarını hep solcular yaşadı. Binlerce insan cezaevlerine atıldı. İdam edildi. Darbelere karşı olmamamız mümkün mü? Ben açıkçası darbe başarılı olsaydı da, engellenmesinin ardından şimdi de bizlerin mağdur edileceğini düşünüyorum. Her iki türlü de kaybeden biz olacağız ve şimdi olacaklardan son derece kaygılıyım” dedi.

Darbe girişimi sonrası yapılan sokağa çıkma çağrılarının, camilerden okunan salaların kendilerini çok korkuttuğunu söyleyen Ford işçisi devam etti: “İlk kez böyle bir şey yaşıyoruz. Camilerden salalar okununca bunun ikinci adımı ‘şeriat ilan etmek’ diye düşündüm. Atılan sloganlar, getirilen tekbirler hiçbir şekilde beni temsil etmiyordu. Diken üstündeydik bütün gece adeta. Özellikle eşim ve de çocuğum çok korktu. Sokaklarda cüppeli-sarıklı insanlar. Eşim bütün gece eve gelirler mi? Kapıyı kırıp içeri girerler mi? Bize, çocuğa bir şey yaparlar mı diye endişe içindeydi. Biz böyle bir gece yaşadık.” 

'HEMEN DARBECİ YAFTASI VURULUYOR'

Darbe girişimi gibi o gece erlere yapılan linçleri de doğru bulmadığını ifade eden işçi, “Teslim olmuş bir insana yapılanları onaylamamız mümkün değil. Bence asıl tehlikeli olan darbe girişimi denilerek hukukun askıya alınması. Lincin, işkencenin makul, kabul edilebilir hale gelmesi. İlk günler ‘idam isteriz’ diye sloganlar atılıyordu. İnsan öldürmek, idam etmek çözüm mü? Kendileri yıllardır Adnan Menderes’in idamı üzerinden bir propaganda yapmıyorlar mı? İşin en kötü yanı ne biliyor musunuz? Bunları böyle tartışınca kendi arkadaşlarınızla karşı karşıya gelmeniz. Hemen darbeci yaftası vurulması. Biliyor musunuz bana facebook’tan özelden mesaj atıp, tehdit eden işçi arkadaşlarım oldu. ‘FETÖ’cüleri hallettik sıra sizde, laikçilerde’ yazıyordu. Asıl en korkuncu bu” diye konuştu.

OHAL ilanının fabrikada genel olarak ‘Darbeciler temizlenecek’ denilerek olumlu karşılandığını kaydeden Ford Otosan işçisi şunları söyledi: “Aslında hiçbirimiz OHAL’in ne getirip, ne götüreceğini tam olarak bilmiyoruz. OHAL ilan edildiğini duyduğumda ‘Belli bir saatten sonra sokağa çıkamayız, bir yere gidemeyiz’ diye düşünüyordum. İnternetten baktım sonra. OHAL ilanını yaşamımızda hissetmediğimiz için, şu an bizlere bir etkisi olmadığı için herkesin yaklaşımı ‘Bizi etkilemeyecek’ şeklinde. Ben bu kararın AKP’ye muhalif kesimlere yönelik olacağını düşünüyorum. Başkanlık için fırsat doğdu ellerine ve bunu da muhalifleri susturarak yapabilirler.”

'ÇADIRI KURDURMAYAN GREVE DE ÇIKARMAZ'

OHAL’in hak arayan işçilere etkisinin ne olacağının Avcılar Belediyesi önünde işe geri dönebilmek için direnen işçilere çadır kurdurulmamasıyla ortaya çıktığını söyleyen işçi, şu uyarıda bulundu: “Taşeron işçinin kurduğu çadırı kaldıran yarın greve de çıkarmaz. OHAL uzarsa örneğin bunun etkilerini sözleşme döneminde göreceğimizi düşünüyorum. Geçen yıl yaptığımız direniş gibi bir direnişi OHAL koşullarında nasıl yapacaksın? Hem sendika, hem de işveren OHAL koşullarını sözleşmeyi baskılamak üzere kullanacaktır.” 

'FABRİKADAKİ KUTUPLAŞMA DAHA DA DERİNLEŞTİ'

Darbe girişimi gecesi yapılan çağrılar üzerine aracıyla Perşembe Pazarı alanına gittiğini, alanda AKP bayrakları ve Tayyip Erdoğan posterleri görünce evine geri döndüğünü kaydeden başka bir Ford Otosan işçisi “Ben darbe karşıtıyım ama AKP’nin 14 yıldır neler yaptığını biliyorum. Ben o gece o alana darbeye karşı çıktığım için gittim AKP’yi desteklediğim için değil. O manzarayı görünce de gerisin geri evime döndüm” diye konuştu.

Fabrikadaki kutuplaşmanın darbe girişiminin ardından daha da derinleştiğine dikkat çeken işçi, şöyle devam etti: “Darbe girişimi öncesi kiralık işçilik, özel emeklilik sigortası, kıdem tazminatlarının fona devri gibi işçi aleyhine yasaları konuştuğumuzda AKP’ye oy veren işçiler daha çok susmayı tercih ediyorlardı. O zaman bizim sesimiz daha gür çıkıyordu. Şimdi en haklı eleştiri karşısında bile neredeyse yumruk yumruğa geliyorsun. Mesela kim bu adamların devlete bu kadar sızmasının yolunu açtı diyorsun? Kandırıldık diyorlar? Madem darbe engellendi OHAL ilanına ne gerek vardı diyorsun. Temizlenmesi lazım diyorlar. OHAL’i vatan hainleri düşünsün biz değil diyorlar. Tartışma uzadıkça da kavgaya ramak kalıyor.” 

İşçiler arasındaki bu kutuplaşmanın ortadan kalkması için sorunlarının çözümü etrafında bir tartışma sürdürmenin kaçınılmaz olduğunu belirten işçi “Darbe girişiminden önce de sonra da yaşadığımız sorunlar hiç değişmedi. Hâlâ çalışma koşullarımız ağır, hâlâ aldığımız ücret düşük. Bu tartışmaların bizi ayrıştırmasına izin vermemeliyiz. Fabrika yönetimi de, sendika da şimdi daha uyanık. Yıllardır fabrikada cuma namazının ve vakit namazlarının kılınmasına izin verilmiyordu. Darbe sonrası cuma günleri yemek saatini 1 saate çıkarıp, camiye gidilmesi için servis ayarladı işveren. Karşılığında cumartesi günleri yarım saat fazla çalışma yapılacak. Şimdi mi aklınıza geldi diye sormak lazım esasen. Bence bunlar hep gerçek sorunların üstünü örtmek için. Gerçek şu biz Türkiye’nin en büyük otomotiv fabrikasında asgari ücrete çalışan işçileriz ve hâlâ borç içinde yüzüyoruz. Bunun değişmesi için birleşmeliyiz” diye konuştu.

Son Düzenlenme Tarihi: 06 Ağustos 2016 00:06
www.evrensel.net