05 Ağustos 2016 04:56
Son Düzenlenme Tarihi: 05 Ağustos 2016 09:54

Getirilen, iktidar güdümünde öğretmenlik

Eğitim Sen Genel Örgütlenme ve Yüksek Öğretim Sekreteri İsmail Sağdıç'la sözleşmeli öğretmen istihdamına İlişkin konuştuk.

Getirilen, iktidar güdümünde öğretmenlik

Paylaş

Uğur ZENGİN
İstanbul

Resmi Gazete’nin önceki gün sayısında yayımlanan Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik ile Devlet Memurları Kanununun 4. maddesinin (B) fıkrası kapsamında istihdam edilecek sözleşmeli öğretmenlere ilişkin usul ve esaslar tepkileri beraberinde getirdi. 

Önceki gün Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ile görüşen Eğitim Sen heyetinde yer alan Eğitim Sen Genel Örgütlenme ve Yüksek Öğretim Sekreteri İsmail Sağdıç, “Kamudaki çalışmada kadrolu, güvenceli, esnek olmayan bir çalışma sistemi olsun istiyoruz. Sözleşmeli öğretmenlikte güvence yok” dedi. Düzenleme, sözleşmeli öğretmenlere güvencesiz ve esnek çalışma biçimini getirmesinin yanı sıra, kadroya atama sırasında girecekleri mülakat, siyasal iktidarların tamamen güdümünde çalışma ve öğretmenlerin özlük haklarda geriye gitmesi anlamına geliyor.

MEB’İN ARGÜMANI

Milli Eğitim Bakanlığının temel argümanının, “Atanan öğretmenlerin gittikleri yerde 1 seneden fazla kalmaması” olduğunu söyleyen Sağdıç, “Özellikle öğretmenler Doğu Güneydoğu illerinden büyük kentlere geliyor. Biz bunun teşviklerle çözülebileceğini düşünüyoruz. Bu gibi yerlerde öğretmen açıklarının bulunması sorun. Eğitimde devamlılık vardır. Öğretmenlerin oralarda uzun süre kalmaları gerekiyor. Tecrübe kazandıkça kalite artacaktır” diyor. Ancak getirilen sözleşmeli öğretmen uygulamasıyla, sözleşmeli öğretmenlere zorunluluk getirildiğini söyleyen Sağdıç şöyle devam etti: “Öğretmeni yaşam ortamından zoraki koparmakla olmaz. Ücret teşvikleriyle öğretmenlerin orada kalmaları sağlanabilir. Öğretmenlerin bulunmak istemediği kentlerde çatışma ortamı biterse orada kalacaklardır. Öğretmenlerin orada kalmama çekinceleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Barışın sağlanması, ücret tatminiyeti sağlamak gerekiyor.” Yapılan değişikliğin, OHAL’i fırsata çevirmek olduğunu söyleyen Sağdıç, kamuoyunda yaratılan algının ise “20 bin öğretmen atıldı, MEB’in önlem alması gerekiyor o yüzden bu sözleşmeliyi getirdiler” şeklinde olduğunu söyledi.

NELER GETİRİYOR?

Peki sözleşmeli öğretmenlik uygulaması öğretmenlere neler getirecek? Sağdıç şöyle yanıtlıyor: 

* 4 yıl boyunca sözleşmeleri yenileniyor. Bu sözleşmede 4 yıl adaymış gibi gösteriyorlar. 

* 4 yıllık süre zarfında bakanlığa göre başarılı olursa 2 yıl daha kalma koşulu var. Bir nevi çakılı kadro. 

* Sözleşmelerinin bitmesi il milli eğitim müdürlerinin iki dudadğı arasında, bir nevi ücretli köle haline gelecek. 

* Siyasal iktidarların tamamen güdümünde olacaklar. 
* Kadrolu öğretmenlerin doğum yaptığında ya da askere gittiğinde ücretli ücretsiz izin hakkı var. Sözleşmeli öğretmenler bu şekilde çalışmayacak. Bu da özlük haklarında geriye gitmeye tekabül ediyor. 

* Sözleşmeli öğretmenler ihtiyaç fazlası duruma düşerlerse ilk önce sözleşmeli öğretmenlerden düşüyorlar. Başka ile atanmayı kabul etmezlerse sözleşme düşüyor.

‘MÜLAKAT TORPİL DEMEK’

6 yılın ardından ise öğretmenlerin kadro almak için girecekleri mülakat ise beraberinde başka problemleri getiriyor. Sağdıç, “Alacakları sözleşmeli öğretmen arkadaşların bilgi becelerilerini 20-30 dakikada ölçmeye çalışacaklar. Sözleşmeli öğretmenliğin uygulanmasına yönelik mülakat en büyük sorunlardan bir tanesi. Objektif olmayan bir biçim. Mülakat torpille anılır oldu. Mülakat izafidir. Bugüne kadar Milli Eğitim Bakanlığının gerek şube müdürü atamalarında yaptığı mülakatlar danıştay tarafından iptal edilmiştir. Gerek müdür-müdür yardımcılığı ile ilgili yapılan mülakatlar başvurular sonucu idare mahkemeleri sonucu iptal edilmiştir. Bu anlamda mülakat objektif bir belirleme sistemi değildir. Nelerin ölçüleceğini biliyoruz. Bunlardan biri ‘eğitimciliğin ölçülmesi’ olarak geçiyor. Eğitimciliği mülakatla ölçemezsiniz. Sorulan sorularla eğitimciliğin ölçülmesi mümkün değildir. Sınıfta öğrenci yetiştirmeye dayalı, öğrenciyi değiştirmeye, dönüştürmeye dayalı bir şeyi sorularla yapmanız mümkün değildir.” 

SİSTEM NASIL İŞLEYECEK?

Sözleşmeli öğretmenlik pozisyonlarına başvuruda bulunmak için KPSS’den, atanacakları alanlar için belirlenen taban puan ve üzerinde puan almış olma şartı ile devlet memurluğundan veya öğretmenlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir ceza alınmamış olması gerekiyor. Sözleşmeli öğretmenlerden sözleşme gereği 4 yıllık çalışma süresini tamamlayarak mülakat sürecinde başarılı olanlar, talepleri halinde görev yaptıkları eğitim kurumunda öğretmen kadrolarına atanacak. Öğretmen kadrolarına atanan eğitimciler 2 yıl daha çalıştıkları yerde görev yapmak zorunda kalacak. Sözleşmeli öğretmenlik için oluşturulan ‘sözlü sınav komisyonu’ oluşturulacak. Gerek görülmesi halinde aynı usulle birden fazla sözlü sınav komisyonu kurulabilecek. Sözlü sınav komisyonu başkan ve üyeleri, boşanmış olsalar dahi eşlerinin, ikinci dereceye kadar kan ve kayın hısımlarının ve evlatlıklarının katıldığı sözlü sınavlarda görev alamayacak. Bakanlıkça, sözlü sınav merkezlerinde oluşturulan sözlü sınav komisyonlarının koordinasyonlarını sağlamak üzere Bakanlık merkez teşkilatı yöneticileri arasından görevlendirme yapılabilecek. Yönetmelikte, sözlü sınav konularının ağırlıkları; “Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü yüzde 25, iletişim becerileri, özgüveni ve ikna kabiliyeti yüzde 25, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı yüzde 25, topluluk önünde temsil yeteneği ve eğitimcilik nitelikleri yüzde 25” şeklinde olacak.

 ‘HAKSIZ SORUŞTURMALAR SON BULSUN’

Eğitim Sen MYK Üyeleri, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ile 15 Temmuz soruşturmaları ve 2010 KPSS’nin iptal edilmesi konularıyla ilgili görüştü. 

Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca başkanlığındaki heyetin yaptığı görüşmede, Bakana 15 Temmuz sonrası açığa alınan Eğitim Sen üyelerine ilişkin bir dosya sunuldu. Üyelerinin ve darbe girişimi ile ilişkisi olmayan eğitimcilerin bir an önce açığa alınma durumlarının son bulması talep edilen görüşmede, Cemaate karşı mücadele etmiş, bu konuda bedeller ödemiş bir örgüt olan Eğitim Sen ve üyelerinin “FETÖ” suçlamasıyla kamuoyuna yansıtılmasından duyulan rahatsızlık dile getirildi. 10 Ekim Katliamı’nı protesto eylemleri ve 29 Aralık grevinin ardından Bakanlık tarafından yürütülen soruşturmaların da gündeme geldiği görüşmede, 15 Temmuz öncesinde çeşitli gerekçelerle sendika üyelerine açılan soruşturmaların cezasızlıkla sonlandırılması istendi. Sendikal faaliyetler nedeniyle açığa alınmış sendika üyelerinin görevlerine dönmelerini talep eden heyet, 2010 KPSS sınavın iptal edilmesinin yaratacağı mağduriyet konusunda da uyarıda bulundu. Soruşturmaların başlatılacağını ve suçu olmayanların görevlerine döneceğini ifade eden Bakan Yılmaz, iptal edilen sınavla ilgili kimsenin mağdur edilmeyeceği sözünü verdi. (Ankara/EVRENSEL)

İZİNLER KONUSUNDA AÇIKLAMA

Maliye Bakanı Naci Ağbal, Meclis Genel Kurulunda Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifinin ikinci bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Kamu emekçilerinin yıllık izinlerine ilişkin soruya Maliye Bakanı şu yanıtı verdi: “Burada, memurlarımızın izinleriyle ilgili bir sıkıntı olduğu doğru, ama bir taraftan da gerçekten yürütülen bir soruşturma süreci var. Bize düşen Hükümet olarak bu soruşturmaları en kısa sürede bitirmek ve ondan sonra da memurlarımızı izinleriyle ilgili gerekli düzenlemeleri ve ayarlamaları yapmak olacaktır.” 

ÖNCEKİ HABER

‘Naziler beni ve kardeşimi kobay olarak kullandı’

SONRAKİ HABER

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Aybet: Gazetecilikten mahkum olan yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa