Korkunun panzehri: Örgütlülük

Korkunun panzehri: Örgütlülük

OSTİM’de Savunma Sanayi Kümesi’ne üye bir firmada çalışan bir teknik ressam darbe girişimi ve sonrasındaki duygularını Evrensel'e yazdı.

Ankara’dan bir teknik ressam

OSTİM’de Savunma Sanayi Kümesi’ne üye bir firmada çalışıyorum. 165 fabrika ve atölyenin üyesi olduğu bu küme, isminden de anlaşılacağı üzere direkt savunma sanayine parça üretiyor. Oturduğum yer ise Yenimahalle’de, MİT’e çok yakın bir bölge. Yani gerek çalıştığım sektör itibariyle, gerek evimin çatışmanın geçtiği bölgeye çok yakın olmasıyla darbe gününü ve sonrasını film izler gibi değil de filmin içine düşmüş ama hiçbir şeye etkisi olmayan oyuncular gibi yaşadım. 

Darbe günü yaşadığım korku kısmını geçiyorum, zaten ne anlatsam eksik kalır. Ben Yenimahalle’de teleferik protestosu yapıldığında tam aşağı inecekken “TOMA geldi” diye geri eve giren bir insanken, birden kafamın üstünden uçağından helikopterine tarama sesleri duyunca kafamı dahi kaldıramadım. Biraz sakinleyince ilk aklıma gelen ise “Biz şimdi savunma sanayinde çalışıyoruz, askerler kaybederse işsiz kalırım. Eğer askerler kazanırsa iş yükü artar. Zaten olan oldu bari askerler kazansın, biz de nasipleniriz” diye düşündüm. O an herkes canıyla cebelleşirken böyle bir ekonomik kıyasa gittiğim için sonra çok utandım kendimden. Bir de şöyle bir şey var, sanki iş yükü artınca bu çalışanlara ekonomik katkı olarak mı dönecek? Yok tabi ki, dönerse yine patrona dönecek. Yani kısacası ben o günü uçak, helikopter, cam kırılma sesleri dehşetine bir de “Acaba işsiz mi kalacağız” korkusunu da ekleyerek yaşadım.

O günü ailecek koridor da geçirdik. O yüzden ne olup bitiyor çok gözlemleyemedim. Ertesi gün işe gittiğimizde çatışma görüntülerine baktım. Bu sefer de başka bir ruh hali aldı beni. Bizim yaptığımız tanklar, askeri araçlar insanların üzerlerinden geçiyordu. Sonuçta çiçek imalatçısı değildik. Bu yaptıklarımızın hayra kullanılma ihtimali çok yoktu, ama kendi halkını öldüren bir makineyi imal etmiştik. Bu düşüncemde haklı mıydım, haksız mıydım bilmiyorum, ama yapılanlardan kendimi de sorumlu tutmaya başladım.

Şu anda Akıncılar Üssü’ndeki malum durumlardan ötürü TAİ (TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş) çalışmalarını neredeyse durdurma seviyesine indirgedi. Haliyle bizim Savunma Sanayi Kümesi’nde de işten çıkarmalar başladı. OSTİM’de metal sanayinde sendikanın örgütlü olduğu tek yer Klisom fabrikası. O arkadaşlarla konuşuyoruz “Ne yaparız, ne ederiz” diye. Onlarla konuşurken de en çok utandığım şey, Klisom işçilerinin iki ay önce bize gelip sendikayı anlatmaya çalışması, bizim de “Kardeşim burada sendika yok, biz sizin aldığınız ücretin daha fazlasını daha az çalışarak alıyoruz, işyerlerinin bağlı olduğu küme var, onlar karar veriyor” deyişimizdi.  

Bu saatten sonra ben zaten savunma sanayinde çalışmayı istemiyorum. Ama sendikalı arkadaşlarla konuşup OSTİM’de sendika çalışması yürütebileceğim bir işe başvuracağım. Örgütlenmeyi ekonomik kaygılardan daha çok, darbe günü hissettiğim yalnızlığı aşarak, böyle durumlarda tek başıma çaresiz hissetmemek için istiyorum. Bir daha başıma böyle bir şey gelirse “Ne yapacağız, ne edeceğiz” diye tartışabileceğim, birlikte hareket edebileceğim bir yapının içinde olmak istiyorum. Size de tavsiyem “Armudun sapı, üzümün çöpü” diye eşelemeden kendinize yakın gördüğünüz parti, sendika ne varsa gidin, içine girin.

www.evrensel.net