05 Ağustos 2016 05:15

Siz de yemeyiniz efendim...

Ege Üniversitesi kampüsünden taşeron olarak çalışan bir işçi çalışma koşullarını Evrensel'e yazdı

Siz de yemeyiniz efendim...

Paylaş

Ege Üniversitesi kampüsünden taşeron işçi - İzmir

Tüm yaşamınız ve ona dair alacağınız kararların kişi ve kurumların ağzından çıkacak bir sözle değişebildiği bir sistemde, başarılı olmak için sudan çıkmış balık misali çırpınan işçiler adına sormak istiyorum; 
Siz yemek yemeden yaşayabilir misiniz?

Bilim insanlarının yetişeceğini umut ettiğimiz, geleceğin mesleklerini inşa eden bir üniversitede taşeronda çalışan işçiler yemek yemeden çalışıyorlar desem şaşırmazsınız, çünkü biliyorum ki bu ülkede birçok kurumda yemek yok ya da o kurumda çalışanların sadece kadrolu olanları beslenebiliyor. 

Sanırım tıbben mümkün olmasa da, sistem taşeronda çalışan işçilerin fotosentez yaparak hayatta kalabileceğine inanıyor...

Ege Üniversitesi Hastanesi dışında, Ege Üniversitesi Kampüsünde işçilerin hiçbiri sabah ve öğle yemeği yiyemiyor. Neden, niçin gibi sorular sorduğumuzda ise yasal mevzuatın buna müsaade etmediği cevabıyla karşı karşıya kalıyoruz. 

Yasal mevzuat dedikleri şeyin bu ülkede her resmi kuruma uygulanan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu olduğu iddia edilse de, bu ülkede kendi çalışanını aç bırakan bir üniversiteye şu soruyu sormak elbette kaçınılmaz oluyor: Bu kanun bir tek size mi özel uygulanıyor? Sizin Tıp Fakültesi çalışanları ücretli mi yemek yiyor, hayır. 

Tıp Fakültesi Hastanesinde taşeron işçiler idarenin öngördüğü yemekhanede, çıkan yemeği yerken, üniversitenin diğer fakültelerinin bulunduğu kampüs içindeki taşeron işçiler kendi hazırladıkları yemeği uzaktan seyrediyor. Ne mutlu ki en azından bu üniversite bünyesinde tıp fakültesinde çalışan arkadaşlarımız yemek yeme hakkından yararlanabiliyorlar. 

Kampüste çalışan taşeron işçiler ücretiyle yemek yemek istediklerinde ise, “Misafir kartı ile yiyebilirsiniz” cevabı veriliyor. Aldıkları 110 lira yol gideri ile 1300 TL’yi tamamlayan işçiler, asrın bilmem kaçıncı yıllarından kalma sefertasları ile ağaç gölgeleri ya da ofislerde yemek yeme ihtiyaçlarını karşılayıp yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.

Üst düzey yöneticilerin kendilerine özel hazırlanan kokteyllerin maliyetinin taşeron işçinin yiyeceği yemeğin maliyetinden fazla olmasına rağmen içilen bir bardak çayın, suyun, yemeğin işçiye çok görülmesi, üniversiteye yakışan bir durum olmasa gerek. Ne zaman yemek mevzusu söz konusu olsa bütçedeki yetersizlikten, kanundan, yasadan bahsediliyor.

Madem aç kalarak yaşanabiliyor bizimle beraber sizleri de sefertası taşımaya davet ediyoruz. “Biz aç kalıyorsak siz de kalınız” demiyoruz çünkü bunu düşünmek bizleri zalim bir düşünceye iter, o zaman bizi sefertası taşımaya mahkum eden duruşunuzla bizler de sizleri sefertası taşımaya davet ediyoruz. Hani demiş ya Kazım Koyuncu, “Birbirimizi anlamak için aynı dili konuşmamıza gerek yok ezildikten sonra aynı şarabız” diye... 

Gelin birkaç günlüğüne aynı şarabın tadı olalım. Davetlisiniz!

ÖNCEKİ HABER

Mehdi Eker: FETÖ barış sürecini hep sabote etti

SONRAKİ HABER

Türk Telekom hat kiralama bedelini yükseltti; yeni zamlar yolda

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa