01 Ağustos 2016 13:24

'HES'ler bitince Alakır Vadisi de kuruyacak'

Alakır Nehri üzerinde "Alakır Vadisi'ne HES yapılamaz" kararına rağmen kapasite artırımı adı altında 5'inci HES inşaatının çalışmaları da başladı.

Paylaş

Antalya Kumluca'da Birinci Derece Doğal SİT alanı olarak ilan edilen Alakır Vadisi'ndeki Alakır Nehri üzerine inşa edilen 4 Hidroelektrik Santrali’nin (HES) ardından "kapasite artırımı" adı altında "Yürütmeyi Durdurma" kararına rağmen 5'inci HES inşaatı da sürüyor. REİS Enerji Şirketi’ne bağlı Dereköy Elektrik Üretim Ltd. Şti. tarafından yapımı planlanan Dereköy Regülâtörü ve HES projesinin kapasite artırımına ilişkin olarak Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nce verilen "ÇED gerekli değildir" raporu da mahkemeden dönerken, şirketin çalışmaları ise dur durak bilmiyor. İnşa edilen 4 HES ile birlikte toplamda 8 adet HES projesi bulunan Alakır Nehri üzerindeki projelerin bir bir hayata geçirilmek istenmesine karşı vadinin sakinlerinden Birhan ve Tuğba Erkutlu çiftinin mücadelesi de sürüyor. 

'KHK İLE YENİ BİR BOŞLUK YARATILABİLİR'

Vadide devam eden çalışmaları değerlendiren Birhan Erkutlu, mahkeme kararında "Alakır Vadisi ve Nehri üzerinde herhangi, bir HES çalışması yapılamaz" denildiğini aktararak, buna rağmen çalışmaların devam ettiğini belirti. Şirketin kapasite artırımı adı altında sunduğu projenin 5'inci HES çalışmasına dönüştüğünü belirten Erkutlu, mahkemenin projeyi yeniden iptal etmesine rağmen, alınan kararların arkasından dolanılarak projenin hayata geçirildiğini aktardı. Benzer şekilde 3 adet daha HES projesinin halen çivi çakılmamasına karşın kılıç gibi başlarında durduğunu ifade eden Erkutlu, "Her ne kadar hukuki mücadeleyi kazansak da yeni bir kanun maddesi ya da KHK ile yaratılan bir boşluk ile yeniden bir hukuk mücadelesi vermek zorunda kalıyoruz. Burada kapasite artırımı için yeni bir proje sunarak sadece var olanın düzenlenmesi olarak yansıtılıyor. Mahkeme de bunu böyle algılıyor ve buna izin veriyor. Bütünsel bakılarak "ÇED gereklidir" kararı verilmesine karşın şirketler böyle bir teknik boşluk üzerinden hukuksuzca işler yapıyorlar" diye konuştu. 

'OHAL HUKUKİ KAZANIMLARIMIZ İÇİN RİSK YARATIYOR'

inşaat sürecinin hukuksuz bir şekilde devam ettiğinin altını çizen Erkutlu, darbe girişimi ile birlikte ilan edilen OHAL süreci ile diken üstünde olduklarını da söyledi. OHAL sürecinin kanun üstünde kararnameler çağı olarak değerlendirdiklerini söyleyen Erkutlu, verdikleri mücadele sırasında hukukun üstünlüğü ilkesinin göz ardı edilmesinin en büyük sorunları olduğunu hatırlattı. Torba yasalar veya değiştirilen mevzuatlarla kazanımlarını ellerinde tutmakta zorluk çektiklerini belirten Erkutlu, OHAL ile birlikte doğaya karşı bir yönelimin olmamasını umut ettiklerini söyledi. Kazanılmış haklarının bir KHK ile yok sayılabileceğini belirten Erkutlu, OHAL süresinin uzaması durumunda "OHAL yokken bile yaşadığımız olağanüstü durumlar varken, OHAL varken neler olacağını hesaplayamıyoruz. Yine de herkesin hakkı olan bu suyu kimse borulara hapsedemez diyoruz" dedi. 

'HES'LER TAMAMLANDIĞINDA VADİ ÖLMÜŞ OLACAK'

Alakır Vadisinin seneler önce göç veren bir bölge olduğunu ve bakir kaldığını belirten Erkutlu, bölgede çok fazla bitki ve hayvan çeşitliliği olduğunu belirterek tüm canlıların suya bağımlılığı olduğunu kaydetti. Suyun yaşam damarı olduğunu belirten Erkutlu, vadinin ekosistemini, canlıları ve iklimini akan nehrin belirlediğini ifade etti. Nehir akmadığı zaman vadinin öldüğünü vurgulayan Erkutlu, şunları kaydetti: "Nehir tipi dedikleri bu hidroelektrik santrallerde nehir suyu tamamen kapalı borulara alınıp taşınıyor. Tribüne düşürülünce oradan merdiven misali başka alanlara aktarılıyor. Alakır'da 8 adet HES'in planlanmasının sebebi de bu. Vadiye maksimum 8 adet sığdırabildikleri için. Bin 200 ile bin 300 rakımlı yükseklikten başlatıldı HES'ler. Böylece su her 5 ile 10 kilometrede başka bir HES'in tribününe düşürüyor. Öylece kot yakalanamayacak kadar denize yaklaşılınca son buluyor. Bunların hepsi gerçekleştirilirse 20 kilometre eninde 70 kilometre uzunluğundaki Alakır Vadisinin tek yaşam kaynağı olan nehir tamamen borulara hapsedilmiş olacak. Buna bir de Akdeniz gibi sıcaklığın çok yüksek olduğu bir bölge olduğu faktörünü de eklediğimiz zaman çok daha büyük bir risk ortaya çıkacak. Ve vadi tamamen kurumaya terk edilmiş olacak. HES ile birlikte doğal yaşam ve koca vadinin içindeki tüm canlıları öldürmek demek. Zaten yapılan 4 HES ile birlikte vadinin yarısı bitmiş, kurumuş durumda." (DİHA)


 

ÖNCEKİ HABER

CHP’den ‘darbe’ komisyonu

SONRAKİ HABER

Çine'nin kanayan yarasına ilk neşter atıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa