Ruha şifa niyetine

Ruha şifa niyetine

Belki Aziz Nesin’in hayatını anlattığı 'Yol' olabilir, belki Muzaffer İzgü'den 'Zıkkımın Kökü' ya da Vedat Türkali'den 'Mavi Karanlık...'

Ayşen AKSAKAL

Başa bir dert geldiğinde; insan ister ki etrafında dostları olsun. Öte yandan o zor günlerde dostlar ne dese batar insana, hiçbir laf yerini bulmaz.
Geçer, derler. “Söylemesi kolay” diyesin gelir. “Üzme kendini” derler. “Sıkıysa sen üzme” diye haykırmak istersin.
Kolay değil yaşadıklarımız. Çok üst üste geldi.
Kaç bomba patladı, kaç insan öldü sayamaz olduk.
İsimler hafızamızda kalamıyor bile artık.
Darbelerin kenarına kadar geldik. Azıcık aklımız kalmıştı, o a uçtu gitti sandık.
Şimdi kendimize ne iyi gelir bilmek zor, ne desem boş ahkam.
Yine de kendimde işe yarayan, ruhuma ilaç olan anları anlatmak isterim. Belki işe yarar, birilerine nefes aldırır.
Evde iki pencere açın mesela karşılıklı. Mümkünse de tül perde uçacak şekilde olsun.
Tam o esintinin ortasına hatta mümkünse yere uzanın, halının üzerine.
Elinizde bir yaz romanı olsun. İçinde karpuz kırıp yedikleri, tulumbayla su sağdıkları, tekneyle açılıp mazot bitene kadar denizde kaldıkları bir roman. Soluk soluğa değil de sizi böyle rüzgar gibi okşayan cümlelerle bezeli olanlardan, naif kalemlerden bir roman.
Belki Aziz Nesin’in hayatını anlattığı “Yol” olabilir, belki Muzaffer İzgü’den “Zıkkımın Kökü” ya da Vedat Türkali’den “Mavi Karanlık.” Ayfer Tunç da okuyabilirsiniz, Latife Tekin de.
Siz kendinize neyin en iyi geleceğini zaten bilirsiniz.
Dışarıdan seyyar satıcılar geçer, birileri matkapla duvar deler, kornaya basar arabalar, bir çocuk ağlar, bir anne camdan bağırır.
Duyduğunuz sesleri alıp romana fon yapın.
Onlar size mani değil, dışarıda hayat olduğuna delildir. Seslerle de barışalım.
Hiç başka şey düşünmeden, telefonu mutfakta bırakıp, televizyonu düğmesinden kapatıp, halıya uzanın. Perde üzerinizde uçuşsun. Bir romana kaptırıp çocukluğunuza varın.
Çocuğunuz var mı? Etrafınızda çocuk var mı? İlaçtır çocuk, şifa niyetine.
Ona bir tekelerleme, bir mani ezberletmeye çalışın. Beş taş öğretin bilmiyorsa, duymadığı hayvanları anlatın. Arada gıdıklarsınız o güler, “Tukan diye bir kuş var; gagası kocaman, rengarenk” diye anlatırken siz; hayran hayran yüzünüze bakar.
Çocuklar hatırlar.
Onu mutlu eden her günü, sıkıcı ve sıcak bir yaz günü yüzünü güldüren bir büyüğü ömür boyu iyi hatırlar.
Bir çocukta güzel bir iz olun.
Evin bir duvarını güzel bir renge boyayın.
Çivit mavisi olur, su yeşili olur, güneş sarısı, şeker pembesi, leylak rengi belki de mürdüm.
Tek duvar boyamak iş bile değil, 2-3 saatte hallolur.
Bittiğinde ise; elde soğuk bir limonata ile ayaklarınızı uzatıp; hayatınıza giren rengi seyretmenin tadı uzun bir süre ruha neşeyle dokunur.
Çekmeceleri açın.
Kim bilir neler atıp unuttunuz orada? Dağınık iskambiller, köşesi kıvrılmış bir vesikalık, kaybettim sandığınız dolma kalem, hatırası olan bir anahtarlık, uzak akrabadan gelen eski bir mektup, şekli bozulsa da kokusu kalmış renkli bir mum.
Onları düzenlemek iyi gelir insana, hayatın bir çekmecesini bari düzenleyebilmiş olmanın ferahlığı rahatlatır.
Birilerini arayasınız gelir belki, o da tam aramanız gereken insandır.
Derli toplu bir çekmeceden yola çıkar, ucu bucağı olmayan hasretli sohbetlere dalarsınız bir ihtimal.
Balkonu yıkadınız mı? Ayaklarınızı ıslak balkonda serinletip, suları yere aka aka meyve yeseniz ne güzel olur aslında.
Hava kararırken, gökyüzünü seyredip, uzun süredir dinlemediğiniz şarkıları dinlersiniz kulaklıkla.
İnsanız sonuçta, ne olacağını düşünmeden duramıyor beynimiz. Ne kadar bunalsak da tüm konular yine gündeme kayıyor.
Ama işte insanız ya; geleceği düşünürken elimizde kaçan bir yaz var. Elimizden akıp gidenler, güzel bir pazar kahvaltısı, aklımızda kalan bir kitap, serin bir akşam üzeri, özlenen bir dost sesi. Hepsi en az gelecekte ne olacağı kadar önemli.
O yüzden bu pazar; biliyorum tüm gün olması mümkün değil ama bir kaç saatliğine, endişenizi bir dolaba kilitleyip, sadece havaya, tavana, balkona kitaba, kediye, köpeğe, konuya komşuya, kendinize bakın, hepimiz bakalım.
Çünkü hepimiz insanız, kendimize lazımız.

FOTOĞRAF: http://www.fotokritik.com/3093924/sokak-arasi-cocukluk

www.evrensel.net
ETİKETLER Ayşen Aksakal