Türkiye darbesinin Rusya için anlamı

Türkiye darbesinin Rusya için anlamı

Ortadoğu’nun temellerini sarsan 2010-2012 Arap Baharı’nın başından beri Türkiye bölgedeki en aktif ve hırslı aktörlerden biriydi.

Fyodor LÜKYANOV
Moscow Times

Ortadoğu’nun temellerini sarsan 2010-2012 Arap Baharı’nın başından beri Türkiye bölgedeki en aktif ve hırslı aktörlerden biriydi. Bu yüzden dışarıdaki istikrarsızlığın içeri sızması sürpriz değil. Son beş yılda bölgede olan değişiklikler nedeniyle, Türkiye bütün önemli partnerleriye çatışmanın eşiğine geldi, Suriye’nin iç entrikalarında çamura saplandı, keskin bir şekilde yükselen Kürt hoşnutsuzluğuyla yüzleşti, ve daha önce keyfini sürdüğü etkileyici şekilde büyüyen ekonomisini baltaladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan bir süre önce ülkenin bu şekilde hiç bir yere gitmediğini fark etmiş olacak ki Rusya ve İsrail’le uzlaşmak için geçtiğimiz günlerde harekete geçti. Fakat yine de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ülkeyi kendi soktuğu çıkmaz sokaktan çıkarması için daha büyük bir bahaneye ihtiyacı vardı. Bu bağlamda darbe teşebbüsü garip ama elverişli bir hediye olarak geldi.

ERDOĞAN TAM YETKİYE SAHİP

Başarısızlığa uğrayan Cumhurbaşkanını devirme girişimi şimdi liderin lehine ‘süper-oy’ olarak hizmet ediyor, geçmişteki bütün hatalarını siliyor. O, şimdi 2015 seçiminden beri yapılması çok güç öldüğü düşünülen şeyleri gerçekleştirmek için tam yetkiye sahip. Bunlar, öncelikle Anayasa’yı değiştirmeyi , Türkiye’yi başkanlık sistemine dönüştürmeyi ve devletin bütün mekanizmalarını hain veya basitçe istenmeyen çalışanlardan arındırmayı içeriyor.

Peki, eli kulağında değişiklikler dış politikayı nasıl etkileyecek? Kemalizmin temel yapı taşı olan Türkiye ordusu, Türkiye’nin kuruluş ideolojisi olarak geleneksel olarak Batıya fokuslanmıştı. Ayaklanmanın bastırılması ve sonrası büyük ihtimalle ülkeyi ters tarafa doğru harekete geçirecek.

ABD PRENSİPLERİNİ İHLAL EDİYOR

Ankara, Washington’dan, kendi kendini sürgün ederek ABD’de yaşayan Müslüman din adamı ve Erdoğan’ın darbeden sorumlu tuttuğu Fethullah Gülen’in iadesini talep etti. Fakat, politik sebeplerden dolayı sürgünde olan kimseyi sınır dışı etmek ABD prensiplerini ihlal ediyor. Bu sebepten bu istek iki ülke arasında zaten gergin olan ilişkileri daha da kötü yapma tehdidi içeriyor.

BRÜKSEL ÇOK MUTLU OLACAK

Öte yandan Türkiye’deki yetkililer idam cezasını geri getirmekten bahsediyorlar. Bu Türkiye’nin AB’ye girme şansının sonu olur, çünkü AB açıkça Ankara’yı Avrupa Parlamentosundan çekilmesi için zorlar. Bu aynı zamanda Türkiye’nin büyük arzusu olan AB’ye vizesiz seyahat hakkını elde etmesine de engel olur. Brüksel Türkiye’nin göçmenler konusunda iş birliğine karşı Türkiye’ye vizesiz seyahat hakkı tanıyacağına söz vermişti, fakat sonrasında telaş içinde anlaşmadan geri dönmek için yol aramaya başladı. Şimdi ise anlaşmayı iptal edeceği için Brüksel çok mutlu olacak.

ABD- RUSYA GİRİŞİMİ İÇİN DESTEK SUNABİLİR!

Ortadoğu için ise, Erdoğan ve meslektaşları Osmanlı İmparatorluğu geleneklerini canlandırmak için adımlar atmışlardı, yeni durum bu stratejilerinden doğan yıkımları arkalarında bırakmaları için imkan sağlıyor. Erdoğan uzun zaman önce Suriye’deki Esad rejiminin ani yıkılışı ve yükselen Türkiye etkisi üzerine bahse girmekle oyunu kaybettiğini anlamıştır. Şimdi,Suriye sorununa müşterek çözüm bulmak için Moskova ve Washington’ın iş birliği kararı alması karşısında - sembolik olarak, ABD Dış işleri Bakanı John Kerry aktif olarak Rusya ile bu konuda görüşüyor hatta darbe ortaya çıktıktan sonra bile- Ankara gölgeye çekilip, ABD- Rusya girişimi için destek sunabilir. Tabii ki, bu Erdoğan’ın hırslarının ilk umut verici bölgesel olayda tekrar şu yüzüne çıkmayacağı anlamına gelmiyor.

AVRUPA’YA BAĞLILAR

Şu an hüküm süren şartlarda, Ortadoğu politikalarında oyundaki ilk hamlesine geri dönüyor. Euroasia ilişkilerindeki tutumu, Doğu’ya doğru genel dönüş ve Rusya ile yakın ilişkiler. 2013’e geri dönersek, Erdoğan o zamanlar Türkiye Başbakanıydı ve bir toplantıda Rusya Başkanı Vladimir Putin’e Türkiye’nin Şanghay üçlüsüne katılmasını önermişti. Rusya başkanı o zaman şaşkınlıkla tepki vermişti ve Erdoğan bu konuda ciddiyetini gösterecek bir şey sergilemedi henüz. Aşikar farklılıklar hatta uzlaşmazlıklara rağmen, Türkiye ve Rusya’yı birleştiren bir nokta var iki süper güç tarihi, coğrafi ve kültürel olarak Avrupa’ya bağlılar ama Avrupa asla onları tamamen kendinden olarak kabul etmiyor.

RUSYA İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Eğer Moskova’nın Ankara güvenlik konusunda söz verir vermez, Rus turistlerin Türkiye’ye geri dönmesi için övünç kaynağı olmayan acelesi görmezden gelinirse, Kremlin’in şu andaki dış ilişkilerden memnuniyet duyması normal. Erdoğan darbe girişimine sert bir biçimde karşılık verse de, rejimi zayıf kalmaya devam edecek. Evdeki temelleri güçlendirmek için dışarıda da güvenilebilecek partnerler gerekli, ve Erdoğan’ın zikzakları hiç bir yabancı partnerin saygısını kazandırmayacak.

TİCARET YENİDEN DEVAM EDEBİLİR

Ankara ve Moskova Türkiye’nin geçen kasımda Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından askıya alınan önemli ortak ekonomik planlarına şimdi devam edebilirler. Fakat Türkiye Akımı projesini saran tansiyon hâlâ azalmadı. Öte yandan kötüye giden Türkiye-AB ilişkileri Brüksel’in Ankara ile ham materyallerin transferi gibi hassas bir konuda çalışma isteğini arttırmayacak. Aynı zamanda, bu belki Akkuyu nükleer elektrik santraline yeni bir önem kazandırırken, daha önce yatırım yapılmış olan Rosatom projesine de rahat bir nefes aldırabilir.
Soğuk Savaşı takip eden yıllarda, iki ülke de Avrupa entegrasyonu temel alınarak başlatılan “Büyük Avrupa” projesinden dışlanmış hissettiler. Bu yüzden Vladimir Putin ve Erdoğan yönetimlerinin ilk yıllarında bu projeye dahil edilmek için büyük çaba gösterdiler. Şimdi üç süreç eş zamanlı olarak meydana geliyor. Türkiye ve Rusya kendilerini Avrupa’ya ve onların bir çok temel yapı krizine sebep olan entegre politikalarına doğru adapte etmeyi reddediyor.

TEK AVRUPA GEÇERLİLİĞİNİ KAYBETTİ

Soğuk savaş sonrası ortaya çıkan tek vatan Avrupa geçerliliğini kaybetti ve Avrupa politikaları 19. yy’daki çok kutuplu haline geri dönüyor. Çok kutuplu Avrupa zamanında ülkeler arası rekabet normal ülke ilişkileri olarak algılanırdı, küçük ülkeler  ihtilafların kaynağıydı ve herkes tarafından baş ağrısı olarak görülürdü ve “barbarlar kapıda” Rusya ve Türkiye,  usturuplu Avrupa’ya karşı sevgi ve nefretten oluşan zıt duygular içindeydiler. Bu vaziyet durmak bilmeyen çatışma ve savaşları meydana getiriyordu.
Tabii ki, tarih kendini asla tam olarak yinelemez  ve bugünkü durum geçmişten bir şekilde farklı: Avrupa artık dünyanın merkezi değil. Daha önce, eğer Avrupa hapşırsa, bütün dünya grip olurdu. Ama şimdi, insanlığın dörtte üçü büyük boy hırsları olan ama onları uygun bir şekilde uygulayacak kapasiteden yoksun bu ilginç insanları neyin hasta ettiği ile ilgisiz.

Çeviren: Elif Özmen Belek
Arabaşlıklar Evrensel’e aittir.

 

www.evrensel.net