Darbe, OHAL, tek adam değil; ücretsiz ulaşım

Darbe, OHAL, tek adam değil; ücretsiz ulaşım

Kamu binalarının yoğun olduğu Kızılay Meydanı’nda yaşananlar, darbe girişiminin ardından hayatın normale(!) dönmesinin çok zaman alacağını gösteriyor.

Şükran DOĞAN

15 Temmuz gecesi darbe girişiminin darbelerini en ağır yaşayan kent oldu Ankara. Bombalanan, çatışma yerlerine yakın olan, üzerinden F16 uçakları geçen evlerde yaşayanlar ve sokağa çıkanlar gecenin dehşetini halen anlatıyor.
Bu yazı, darbe girişiminin 14. gününde yazılırken Ankara halen kendine gelmiş değil. Gündüzleri kamu işyerlerinde çalışanların kaygılı bekleyişleri, akşamüstünden itibaren kamu binalarının da yoğun olduğu Kızılay Meydanı’nda yaşananlar, hayatın normale(!) dönmesinin çok zaman alacağını gösteriyor.
Sıhhiye Meydanı’na yakın adliye binasının tüm çevresi durak ve kaldırımları da içine alan polis bariyerleriyle çevrili. Çalışanlar dahil herkes bariyerlerden ön arama ile alınırken, binaya girişte ikinci arama x-ray ile yapılıyor. Adliyeyi gördüğünde ‘OHAL değil sıkıyönetim var’ diyor insan. Koridorlarda, kafeteryada, her yerde polisler var. Bazı katlara ve bölümlere çalışan kimliği göstermeden girilemiyor. Kimi bölümler ise kapatılmış durumda. İfadeye getirilenlerin tek tip turuncu giydirildiği söyleniyor. Dün polis dahil herkesin amiri olanların bugün kelepçeli dolaşması garip geliyor çalışanlara ve son derece tedirginler. Zira kiminin dün birlikte çalıştığı ve amiri olan hakim veya savcı Cemaatçi olduğu iddiası ile gözünün önünden götürülmüş. Bu nedenle kalemin kapısının dışarıdan açılması bile kaygı verici oluyor, tüm çalışanların başları gelene çevriliyor. Gündemlerinde tek konu var, hangi hakim, savcı, memur alındı veya alınacak, sendika üyelerinden alınan oldu mu, alınacak listesinde kimler var?

KAMU İŞYERLERİNDE KAYGILI BEKLEYİŞ

Kamu işyerlerinde kamu sendikalarından istifalar yaşanıyor. Özellikle Cemaate yakın sendikalara üye olan, daha önce üye olmuş ya da kaygısı olanlar istifa ediyor. Az da olsa şimdilik güvenli görerek KESK’e bağlı sendikalara üye olmak için başvuranlar da bulunuyor. Sendikaları; emek, mücadele ve hak arama örgütü olarak görmemenin, bir siyasi parti veya iktidarın arka bahçesi yapmanın ve tüm görevlerini oraya havale etmenin geldiği nokta ders olur mu tüm sendikalara ve üyelerine, göreceğiz. 
Kamu işyerlerindekiler açığa alınma, gözaltı ve tutuklanma için geçerli maddeleri şöyle sıralıyorlar: Fethullahcı olmak, çocuklarını onlara ait dershane veya okula göndermek, Bank Asya’dan kredi çekmek veya çekene kefil olmak, onların kurduğu sendikaya üye olmak, onların referansı/torpili ile işe alınmak. 

ÜCRETSİZ METRO

Ankara’daki AKP’li belediyeler ise uzun yılların tecrübesi ile fırsatı ganimete çevirmede daha hızlı davranıyorlar. Evrensel’in manşetine de yansıdığı gibi yıllardır sürgün, baskı ve ceza ile yıldıramadıkları Tüm Bel-Sen üyelerini ve başka çalışanları aradan çıkarma peşindeler. Bugüne kadar saat 23.00’ten sonra çalıştırmadığı, dini bayramda dahi ücret aldığı metroyu sabaha kadar ücretsiz çalıştıran Büyükşehir Belediyesi canla başla iktidara çalışıyor. Tabii bu uygulamanın baki kalmasını tüm Ankara halkı büyük bir istekle bekliyor.

... VE KIZILAY

Kızılay meydanındaki demokrasi(!) nöbetini de yazmamak olmaz. Uzun zamandır -Gezi direnişinde bedeli ölüm, yaralanmalar, gaz ve mermi olmuştu- emekçilere kapatılan Kızılay Meydanı, 14 gündür en yoğun olduğu saat 18.00’den itibaren araç trafiğine kapatılıyor. İkinci bir emre kadar da öyle olacak. Çok kalabalık olmasa da gece küçük çadırlarıyla Güvenpark’ta yatanlar, sabahtan itibaren çevrede dolaşanlar, Kızılay’a, Yeşilay’a ait çadırlar, oradan hiç ayrılmayan ses ve sahne araçları ve onların etrafını çeviren polis bariyerleri günlük rutini meydanın. 
Akşama doğru başlıyor hareketlenme ama o da ilk günlere göre oldukça azalmış durumda. Belediyelerin, işyerlerinin, bazı sendikaların tüm bindirme kıta çalışmalarına rağmen. Metroda, serviste, otobüste kendileri katılanlar da dahil, bu işin ifrata vardığını konuşmaya başladı insanlar çoktan. Sürekli meydanda olan örgütlü bir çekirdek yapı var gibi görünüyor. Akşam 18.00’de tüm meydanı çevreleyecek bariyerlerin dizilmesiyle, üst aramaları da başlıyor. Ana yollara koyulan belediye kamyonları, minibüslerle getirilen mahalle sakinleri için engel değil. 
Hiç IŞİD tehdidi konuşulmuyor bile. Oysa tüm miting başvurularının ertelenme veya küçük alanlara hapsedilme gerekçesiydi 15 Temmuz’a kadar. 
Akşam toplaşmalarına katılanlar Ankara’nın merkezi sayılan Kızılay’a pek gelmeyenlerden oluşuyor. Hangi yöndeki metroya bineceğini, nasıl aktarma yapacağını soranlar az değil. Örgütlü olarak gelenler mutlaka var. Ama ücretsiz ulaşım olanaklarının 24 saat olması, dağıtılan sandviç, çekirdek, dondurma, gözleme, su vb. yiyecek içecekler, ilk günlerin kalabalığı azalınca başvurulan konserler, Kızılay akşamlarını sosyalleşme aracına da dönüştürüyor. 
Ailesinden izin almakta zorlanan gençler, dışarı sınırlı çıkan kadınlar, semtinde elele gezemeyen sevgililer için önemli bir fırsat. Bunları ve daha fazlasını iki tur attığınızda görebilirsiniz alanda. Kızılay AVM’nin duvarına yaslanmış, önüne serdiği gazete üzerinde çekirdek çitleyen dört erkek dün oradaydı. Bir de o çevrede çalışanlar, yolu mutlaka oradan geçenler var. Demokrasi nöbetçileri artmadan hızla oradan uzaklaşmak için koşar adım yürüyorlar iş çıkışlarında. İlk zamanlar kıyafeti nedeniyle laf yiyenler de az değil zira.  
Bitirirken; ulaşım ücretsiz devam etsin, fazla demokrasiden zehirlenmeyelim, OHAL normal hal olmasın diyorsak; gerçek demokrasi için emek ve demokrasi güçlerine daha fazla iş düşüyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 30 Temmuz 2016 12:18
www.evrensel.net
ETİKETLER darbe girişimiOHAL