30 Temmuz 2016 04:27

Atruş'tan Maxmur'a Kürt mülteciler

Fehim Işık, Arzu Yılmaz'ın 'Atruş’tan Maxmur’a Kürt Mülteciler ve Kimliğin Yeniden İnşası' kitabını yazdı.

Atruş'tan Maxmur'a Kürt mülteciler

Paylaş

Fehim IŞIK
İstanbul

Arzu Yılmaz, son yıllarda adını daha fazla duymaya başladığımız, özellikle Güney Kürdistan ve Rojava’ya dönük belirleme ve analizleriyle karşılaştığımız genç akademisyenlerden. Yılmaz’ın son çalışması Kürt mülteciler üzerine. Kürt mültecilere dönük doktora çalışmasını yaparken zamanının önemli bölümünü Güney Kürdistan’da geçirdi. “Kürt Mülteciler ve Mülteci Öznenin Politik Kimliği” başlıklı doktora çalışmasını 2015 yılında tamamladı. Yılmaz’ın bu çalışmasındaki bulgulara dayanan “Atruş’tan Maxmur’a Kürt Mülteciler ve Kimliğin Yeniden İnşası” kitabı geçtiğimiz ay İletişim Yayınları’ndan çıktı. Ön sözünü tanınmış Kürt araştırmacılardan Hamit Bozarslan’ın, pek alışık olmadığımız bir yöntemle de son sözünü Maxmur Halk Meclisi eş başkanlarından Leyla Arzu İlhan’ın yazdığı kitap 4 bölümden oluşuyor.

MÜLTECİ SAVAŞÇILAR

İlk bölümde “Kurban ve Fail Kimliğinde Mülteci Öznenin İnşası” başlığı altında mülteci statüsünü ve bu statüye yol açan rejim ile mülteci krizlerini ve insani müdahaleleri irdeleyen Yılmaz, ağırlıkla da mülteci savaşçılar kavramını masaya yatırıyor. Mülteci savaşçılar kavramından kastedilen elbette silahlı direniş hareketleri ile mülteciler arasındaki ilişkiler. Mülteci denince aklımıza ilk olarak savaş, çatışma ya da ekonomik nedenlerle ülkelerini terk ederek daha güvenli bölgelere geçenler gelir. Oysa 1994 yılında Türkiye’nin baskıcı politikalarını reddederek önce Atruş’a, oradan da Maxmur’a geçen Kürt mülteciler aynı zamanda çatışmalı alanların merkezi diyebileceğimiz yerleşkelerde mülteci olarak yaşamaya başladılar. İki yıl önce Şengal işgalinden hemen sonra Maxmur üzerinden Erbil’e yönelmeye niyetlenen IŞİD’in Maxmur’da karşılaştığı direnişi aklımıza getirdiğimizde mülteci savaşçılar kavramını daha iyi anlayabiliriz. Bu elbet sadece PKK’ye daha yakın duran Maxmurlu mülteciler için geçerli değil. Mülteci savaşçılarla dünyanın başka alanlarında da, Filistin’de de karşılaşmıştık. Aynı zamanda Güney Kürdistan ile Doğu Kürdistan peşmerge hareketlerinde de peşmerge ile aile arasındaki ilişkinin devam etmesi nedeniyle oluşturulan çokça kamp köyde de mülteci savaşçıların varlığı karşımıza çıkar. Maxmur’da yaşanan ise birebir ne Filistinlilere, ne de Güney ve Doğu Kürdistan’daki peşmerge hareketlerinin aileleriyle sürdürdükleri ilişkiye benziyor. Arzu Yılmaz, kitabın ilk bölümünde yer yer karşılaştırmalar da yaparak ağırlıkla mülteci savaşçıları irdeliyor.

ZORUNLU GÖÇÜN SONUÇLARI

Kitabın ikinci bölümünde “Zorunlu Göç ve Kürt Mülteci Savaşçılar Topluluğunun Ortaya Çıkış Nedenleri” üzerinde duruluyor. Türkiye’nin baskıcı politikaları ile zorunlu göçün sonuçlarının, bununla bağlantılı olarak uluslararası toplumun Kürt sorununa bakışının irdelendiği bölümde “Komşu ülke faktörü: Irak Kürdistanı” başlığı altında her iki ülke arasındaki mültecilik ilişkisi ve bunun PKK ile bağı da anlatılıyor. Önce “birakûjî-kardeş kavgası”, ardından ise “xwekûjî-kendini yok etme” olarak adlandırılan Kürt iç savaşına da değinilen ikinci bölümde hem bölge devletlerinin soruna dahli, hem de Kürtler arası ilişkilerin soruna etkisine yer veriliyor.

Kitabın üçüncü bölümünde “Bir Politik Eylem ve Kimlik Seçimi Olarak Göç ve Mültecilik” konusu üzerinde duruluyor. Hatırlayanlar bilir. 1990’lı yıllar PKK’nin dağlardan aşağı inip giderek köy, kasaba ve kentlere yayıldığı, kitle desteğinin büyüdüğü; aynı zamanda devletin baskılarını artırdığı, PKK’ye desteğin azalması için köyleri boşalttığı, devlet içinde kümelenmiş çetelerin cinayetler işlediği yıllardır. Güney Kürdistan’a toplu geçişin bir politik eylem biçimi olarak ortaya çıktığı 1994 yılı, yani bugün Maxmur’da yaşayan kuzeyli Kürtlerin durumu, kitabın üçüncü bölümünde öncesi ve sonrasıyla birlikte ele alınıyor. Bu bölümde ayrıca kuzeyli Kürtlerin Maxmur’dan önce yerleştiği Atruş’taki ilk kampın koşulları ve kampla birlikte ortaya çıkan siyasal sorunlara dönük belirlemeler de var.

Kitabın son bölümü “Bir Politik Var Oluş Biçimi Olarak Mültecilik” konusuna ayrılmış. Bu bölümde bir politik eylem biçimi olarak mülteciliğin yol açtığı mülteci savaşçılar topluluğunun tasfiyesine dönük yaklaşımlar ele alınırken, yerleşkelerdeki yaşam ile politik mülteciliğin kendince belirlediği siyasal sınırların ve yönetimsel yaklaşımların etkileri de irdeleniyor.

AKADEMİSYEN TİTİZLİLİĞİYLE YAZILMIŞ ZENGİN BİR ARAŞTIRMA

Kitabın son bölümünde konuyla ilgili tamamlayıcı birçok belgeye de yer verilmiş.
Güney Kürdistan’ın yeni şekillendiği, sorunlarını henüz aşmaya çalıştığı yılların başlangıcında oradaydım. Kuzeyli Kürtler bir politik eylem biçimi olarak Türk devletini protesto edip topluca Güney’e geçtiklerinde Duhok’ta gazetecilik yapıyordum. O dönem Atruş’a sık sık gittim. Konuyla ilgili birçok haber ve söyleşi yaptım. Daha sonra PKK ile KDP arasında sorunlar yaşanıp Kuzeyli Kürtler Maxmur’a geçmek zorunda kaldıklarında, yerleştikleri yeni alan, yani Maxmur henüz iktidarda olan Saddam’ın denetiminde olduğu için oralara gitme şansımız pek kalmadı. Arzu Yılmaz’ın Güney’e gidip çalışmasını yürüttüğü yıllar ise artık birçok şeyin değiştiği döneme denk geliyor. Eskinin iktidarları kalmamış, Maxmur resmi olarak Güney Kürdistan hükümetine bağlı olmasa bile peşmergenin kontrolünde bir alana dönüşmüştü. Daha doğru bir deyimle tanımlarsak, Yılmaz uzun yılların birikimlerinin sunduğu avantajla da bu çalışmayı kaleme almış. Kitapta yazılan süreçlerin tümünü Yılmaz’ın, kendisi de bir dönem gazetecilik yapmış olmasına rağmen yalnızca bir gazetecinin gözlem ve tanıklığa dayalı yalınlığı ile değil aynı zamanda bir akademisyenin bilgi, belge ve karşılaştırmaya dayalı titizliğiyle de yazdığı görülüyor. Bu akademik titizlik birilerine zor gelebilir ancak unutmamak gerekir ki bu yaklaşım kitabın aynı zamanda referans özellikleri kazanmasını da beraberinde getiriyor ki çalışma bunu hak ediyor. Benim açımdan kitabı okumak ise ilk yıllarına tanıklık ettiğim gelişmelerin akademik yaklaşımla zenginleştirilmiş bir biçimiyle son yıllarına da vakıf olmamı sağlaması oldu.


Atruş’tan Maxmur’a - Kürt Mülteciler ve Kimliğin Yeniden İnşası
Arzu Yılmaz, İletişim,
392 sayfa.

ÖNCEKİ HABER

ABD Genelkurmay Başkanı 31 Temmuz'da Türkiye'de

SONRAKİ HABER

Ersur Tekstil işçileri işsiz kalma kaygısı yaşıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa