Ekoroma önünde gördüklerim

Ekoroma önünde gördüklerim

Genç işçiler ve öğrenciler mektuplarıyla direnişe destek olurken, Ekorama işçileri ise yaşadıkları süreci gazetemize yazdı.

Berfin BÜYÜKYİĞİT
Adana

Haklarını alamadıkları için işyerleri önünde direnen Ekoroma işçilerine Evrensel gazetesi götürmek ve onlara destek olmak için yola koyulduk. Bu direniş benim doğrudan tanık olduğum, işçiler tarafından gerçekleştirilen ilk hak arama mücadelesi olduğu için oldukça heyecanlıydım. Alana ulaştığımızda protesto tüm gücüyle devam ediyordu. Çalışanlar, aylardır alamadıkları ücretleri ve karşılarında bulamadıkları yetkililere ulaşmak için direnişteydiler. Kayyımdan önce de zaman zaman ücretlerini gecikmeli alan işçiler, kayyım atanalı 1 yıl olmasına rağmen, ücretlerini son 4 aydır alamıyorlardı. İşçiler, Evrensel’de çıkan haberlerini okurken, onlarla sohbet etme imkanı buldum.

Çoğu üniversitede okuyan çocuklarından bahsetti. Aylardır ücretlerini alamadıkları için eğitim masraflarını karşılamakta zorlanıyorlardı. Aralarında 7 aylık ikizleri olan biri de vardı. Aylardır ücretlerini alamadıkları gibi, para kazanmak için diğer marketlerde çalışmak istediklerinde ise ‘Ekorama çalışanlarını işe almıyoruz’ cevabıyla karşılaştıklarını söylediler. Bunun sebebini sorduğumda ise kadın bir işçi, ‘Ekorama çalışanlarının haklarını aradıkları için, olası bir durumda tekrar direnmelerinden korkulması’ nedeniyle işe alınmadıklarını düşündüğünü belirtti. Buna rağmen haklarını almadan hiçbir yere ayrılmayacaklardı. Aynı zamanda çoğuna işi bırakması için baskı uygulandığını, çalışanların görevleri olmayan şeyleri de yapmaya zorlandıklarından da söz ettiler. Orada ‘özel’ bir çocukla tanışma fırsatı da buldum. Annesiyle birlikte o da direniyordu. Annesi çocuğunu tek başına büyüten bir işçi kadın olarak, günlerdir hak arama mücadelesini kızıyla birlikte devam ettiriyordu. Tüm bu gözlemlerimde işçilerin ne kadar kararlı bir mücadele içinde olduklarını fark ettim. Yedisinden yetmişine hepsi, gerekirse geceyi uykusuz geçiriyor, yine de hiçbiri Ekoroma önünden ayrılmıyordu. Ben bir üniversite öğrencisi adayı olarak böyle bir direnişin içinde bulunduğum için oldukça heyecanlı ve mutluydum. İşçilerin bu hak arama mücadelesini de amaçlarına ulaşana kadar tüm kalbimle destekleyeceğim.


Genç işçiden direnişteki Ekoroma işçilerine

Cengiz Argüç SARIKAYA
Adana

Merhaba Evrensel okurları, bilindiği gibi Adana’da yaklaşık 1 senedir Ekoroma market zincirlerinin başında olan kayyım nedeniyle işçiler 4 aydır maaşlarını alamıyorlar. Bu nedenle Ekoroma işçilerinin direnişi var. Ben de işçilerin hak alma mücadelelerini Evrensel’den takip ediyordum. Salı günü ise arkadaşlarımla işçilere destek olmaya, onların yanında olduğumuzu göstermeye gittik. İşçiler telefon görüşmelerinde kendilerine net bir bilgi verilmediğini söylüyor. Bir bakıma yetkililerin kendilerini oyaladıklarını belirtiyorlar.

Her şubede yaklaşık 30-35 işçi -ki aileleriyle beraber ortalama 130 kişi eder- bulunuyor. Bunu toplam şube sayısı (13) üzerinden hesaplarsak ortalama 1200 kişi’nin mağduriyeti söz konusu. Örneğin yetkililer bir kadın işçiye maaşını alabilmesi için dava açması gerektiğini söylemişler. Gelin görün ki asıl ironi burada işçinin dava açabilmesi için belli miktarda paraya ihtiyacı var, fakat maaşını alamadığından dolayı dava açması da mümkün değil. Bir işçinin de belirttiği gibi ‘Ben buraya gelebilmek için komşulardan 2 TL yol parası istemek zorunda kalıyorum’ diyerek sıkıntısını belirtirken, tüm işçiler “Kayyımdan önce yine maaşlarımız 1 aylığına kesiliyordu ama kayyım geldikten sonra maaşlarımız 4 aydır verilmiyor artık bu işin sonu gelmelidir” diyerek haklarını aramalarına devam ediyorlar.

Bu denli olumsuz tablo bir yana işçilerin birlikte hareket etmeleri bana mücadelenin farklı bir boyutunu gösterdi. Bir yandan işçilerin ve emekçilerin duygusal anlamda çöküşleri, bir yandan da buna rağmen haklarını arayışı yolunda ne kadar kararlı olduklarını gösteren bakışları...

Ben de genç bir işçi olarak emekçi kesimin bu keskin duruşunda bir kez daha kendilerinin olanı almak için ne kadar ısrarcı olduğunu gördüm. Yani sonuç ortadadır ki, hani şimdiki sistemde alt tabaka olarak adlandırılan işçilerin kapılarının herkese açık olduğunu, gerek bir bardak su gerekse bir tabak aşlarının olduğunu bilmekteyiz. Dediğim gibi ben de bir işçiyim, yeri geldi benim de param kesildi, sigortam yatmadı, hakkım yenildi, yani rutin bir işçinin sıkıntılarını ben de yaşadım. O yüzden diyeceğim şu ki bizler bir olmadığımız sürece hep sömürüleceğiz. Hayatın birçok anında umutsuz gezmek yerine umudumuzu bir tutarsak kazanan hep biz olacağız.


Bir haftadır yetkililerden ses yok

Ekoroma’dan bir grup işçi

Beş yıldır Ekoroma’ya emek verdim. Benim gibi yıllarını vermiş yüzlerce personel bugüne kadar işimizi en iyi şekilde yaptığımız halde 4 aydır maaşlarımızı alamıyoruz. Bir haftadır gece gündüz eylem yapıyoruz. Şu ana kadar bize kayda değer bir açıklama yapılmadığı gibi yöneticilerimizden Fuat Şengül, daha önce yaşanan sıkıntılarda, gelip düzelteceğini ve her şeyin yoluna gireceğini söylüyordu. Bir haftadır eylemde olduğumuzu bildiği halde elinden bir şey gelmiyorsa bile yanımızda durmasını istiyoruz. İnsan Kaynakları Müdürümüz Sinem Çapa bir personel müdürü olarak çalıştığımız mağazalar kapandığından beri yanımıza gelip bir açıklama yapmadı. Ne tazminatlarımız ne de maaşlarımızla ilgili bir açıklama yapılmıyor. Personel müdürü olarak gelip bize bir açıklama yapmasını istiyoruz. Ayrıca Adana’da yaşayıp şu an Mersin’de olan arkadaşlarımızı ve tüketicileri direnişimizi sahiplenmeye çağırıyoruz. Değerli müşterilerimizin Ekoroma’dan alışveriş yapmayıp destek olmalarını istiyoruz. Emeğimizin karşılığını vermeyen Halil İzlemek’e para kazandırmasınlar.

www.evrensel.net
ETİKETLER Ekoroma