HDP’den 'Demokratik Cumhuriyet Komisyonu' teklifi

HDP’den 'Demokratik Cumhuriyet Komisyonu' teklifi

HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Çağlar Demirel, “Demokratik Cumhuriyetin İnşası Komisyonu” kurulması için Meclis’e kanun teklifi verdi.

Türkiye’de kimlik, sınıf ve ekoloji eksininde eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir yaşamın hüküm sürebileceğini belirten HDP, Demokratik Cumhuriyet'in inşa edilmesine dair etkin çalışma gerçekleştirmek için “Demokratik Cumhuriyetin İnşası Komisyonu" kurulması için kanun teklifi verdi.

HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Çağlar Demirel, “Demokratik Cumhuriyetin İnşası Komisyonu” kurulması için Meclis’e kanun teklifi verdi.

Grup Başkanvekilleri, kanun teklifinin gerekçesinde “Türkiye'nin ilk somut hukuki ve siyasi belgesi 1921 Anayasası olmuştur. Çerçeve anayasa şeklinde ortaya çıkan 1921 Anayasası kendi döneminde, hem Türkiye içi mevcut dinamikleri, kimlikleri kapsama ve yönetime katmaktaki başarılı öngörüsü hem de küresel düzlemdeki normlar açısından iyice düşünülmüş bir çerçeve olması bakımlarından çağın ruhuna uygun bir Anayasa metni olarak tarihe not düşülmüştür. Her kimliğin kendi içerisindeki egemenlik haklarına saygı gösteren, tek etnik kimliğe dayalı milliyetçi ruhtan büyük ölçüde arındırılmış, ulus kavramının içeriğini bugünkünden çok daha geniş bir şekilde tanımlamış olma gibi niteliklere haiz 1921 Anayasası, 1924 tarihinde yürürlüğe konan anayasa ile reddi mirasa maruz bırakılmıştır” denildi.

'1924 ANAYASASI KATLİAMLARI GETİRDİ'

1924 Anayasası ile rızaya dayalı meşruiyet arayışlarından uzaklaşıldığı belirtilen gerekçede, “Zor yöntemleri ile egemen-toplum ilişkisinde tahakküm kurma ilişkisine dönüşmüştür. Egemenin zihinsel arka planı bu biçimde şekillenirken, toplumsal ve siyasal yaşama yansıyan acı, kan ve gözyaşı olmuştur. Ağrı, Zilan, Şeyh Sait, Dersim katliamları ile 1960-1971-1980-28 Şubat-27 Mayıs e-muhtıra gibi Askeri darbeleri bu zihinsel arka planının gerçek hayata yansımaları olmuştur” değerlendirmesine yer verildi.

‘DEMOKRASİ ARAYIŞI HEP OLDU’

Gerekçede, Türkiye'de siyasi tarihin bir ucunun askeri darbelerle idama giden Başbakan deneyimlerine bir ucu ise sivil-savunmasız insanların tanklarla ve savaş uçakları ile öldürülmesine gittiği belirtilerek, şöyle devam edildi: “Her bir açıdan demokrasi sorununa çıkan bu deneyimlerle şekillenen Türkiye'deki egemen akla karşı demokrasi arayışı her dönem sürmüştür. Kimlik, sınıf, ekoloji ekseninde gelişen mücadelelerin son dönemde tanıklık ettiği güçlü mücadele deneyimleri vardır. Gezi Direnişi, son dönem Kürtlerin eşitlik ve demokrasi direnişi, ekoloji direnişleri bunlardan bazılarıdır.” 

‘5 NİSAN MİLAT OLDU’

2012 yılının sonlarında başlayan “çözüm süreci” ile Türkiye’de farklı toplumsal kesimlerin barışa dair büyük umudu ve desteğinin olduğu hatırlatın gerekçede, şunlara yer verildi: 

“Çözüm Süreci kapsamında yapılan tüm çalışmalar bu iki eksen üzerinde bulunan sorunların siyasi, sosyal ve ekonomik çözümlerine yoğunlaşmış durumdaydı. Nitekim bir yandan söz konusu dönemde kamuoyu araştırmaları Çözüm Süreci'ne desteğin yüzde doksanlar oranında olduğunu işaretlerken diğer yandan ise Dolmabahçe Mutabakatı ile Çözüm Süreci'nin çözmeyi hedeflediği eksenlere karşı bir reçete ortaya çıkmıştır. Dolmabahçe Mutabakatı'nda bulunan çözüm önerileri ile toplumdaki umut da destek de en üst düzeye çıkmıştır. Çünkü Çözüm Süreci'ne dair az da olsa bulunan kaygıların tamamen giderildiği bir yol haritası açığa çıkarılmıştır. 5 Nisan 2015 tarihi Türkiye'deki demokrasi arayışları ve Dolmabahçe Mutabakatı ile gelinen nokta için bir milat olmuştur. 5 Nisan öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Dolmabahçe Mutabakatı'na yönelik reddinin hazırladığı zemin ile birlikte bu tarihte İmralı Adası'nda bulunan Sayın Öcalan ile İmralı Heyeti'miz arasındaki son görüşme gerçekleşmiştir. Bu görüşme sonrası hem tarafların karşılıklı ortaklaştığı gereklilikler yerine getirilmemiş hem de Sayın Öcalan ile bir daha bugüne kadar görüşme gerçekleştirilememiştir.”

‘TOPLUMSAL BARIŞ ŞANSI KAÇIRILDI’

5 Nisan’da siyasi iktidar tarafından çatışmayı esas alan politikaların başladığı ve böyle bir iklimde HDP’nin 7 Haziran seçimlerine girdiği hatırlatılan gerekçede, “7 Haziran seçim sonuçları halklarımızın otoriter demokrasiden özgürlükçü ve eşitlikçi demokrasiye geçiş, tekçi Cumhuriyetin yerine Demokratik Cumhuriyet'in ikamesine dönük iki net mesaj içermekteydi. Bu yönüyle 1924 yılında temelleri atılan ve klasik bir refleks haline gelen egemen ile toplum arasındaki baskı ve zor diyalektiğini kökünden sarsma ve eşitlikçi bir anlayışla yeniden kurma şansı vermekteydi. Fakat Türkiye'de özellikle iktidardan düşmüş olan AKP'nin hamleleri ile bu şans kaçırıldı” denildi. 

Gerekçede, 7 Haziran sonrası ise “sokağa çıkma yasakları” ile birlikte hukuk ve insan haklarının askıya alındığı belirtildi ve şunlar aktarıldı: “Toplumsal belleğe yüzlerce yıl etki edecek yaşantılar kayda geçirilmiştir. Toplumsal gerilimler ve ayrışma had safhaya ulaşmıştır. Yine bu dönem Türkiye'de toplu katliamlar dönemi olarak tarihe not düşülmüştür. Bu süreçte, Türkiye'de son 1 yıl içerisinde 17 kez canlı bomba ve bombalı araçla saldırı düzenlenmiştir. Saldırılarda toplam 298 kişi hayatını kaybetmiş, bine yakın insan da yaralanmıştır. Nihayetinde, Gezi Direnişinde ortaya çıkan yerinden yönetim taleplerinin baskı yöntemleri ile karşılanması; demokrasi, özgürlük ve eşitlik sorunu olan Kürt Sorunu'nun askeri yöntemlere havale edilmesi; Çözüm Süreci'ne son verilmesi ve Dolmabahçe Mutabakatı'nın ret edilmesi iyiye dair fırsatların kaçırılması olarak kayda geçmiştir.”

Darbe mekaniğinin devreye girmemesi için HDP ve demokrasi güçleri tarafından bir çok uyarı yapıldığı belirtilen gerekçede, şu ifadeler yer aldı: 

“15 Temmuz akşamı saat 22.00 sularında gerçekleşen darbe girişimi halklarımızın, siyaset kurumlarının ve sosyal tarafların bir arada ve güçlü durması sayesinde bertaraf edilmiştir. Bertaraf edilmekle kalmamış, demokrasinin güçlendirilmesi için bir milat olarak ilan edilmiştir. Darbe girişimi sonrasında 1924'ten gelen yanlış ve eksik siyasal arka plan, egemenliğin dönüşümü yeniden sağlanarak mevcut devlet krizinin aşılması şeklinde çerçevelenme potansiyeline sahiptir. Şüphesiz ki, söz konusu krizin tarihsel, siyasal, sosyolojik, iktisadi boyutları olmakla birlikte bu krizin ileriye dönük fırsatlar yarattığını söylemek de mümkündür. Şöyle ki; hâlihazırda içinde bulunduğumuz devlet krizine yönelik dar çıkar grubu esas alınmaksızın ve iktidarı tek elde toplamak isteyen totaliter yönelimler gerçekleşmeksizin ortak akılla ve evrensel değerleri temel alan paydalarda buluşarak hem yeni bir toplumsal sözleşme olarak Anayasa yazılabilir hem de Türkiye'de kimlik, sınıf, ekoloji ekseninde eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir yaşam hüküm sürebilir. İşbu kanunun amacı, tarihsel çözümlemeler ve sosyolojik analizlerden yol çıkarak günümüzdeki darbe mekaniklerini ve devlet krizini tanımlamak üzerinden Demokratik Cumhuriyet'in inşasına yönelik Parlamento çatısı altında etkin çalışma gerçekleştirmektir. Bu kapsamda 'Demokratik Cumhuriyetin İnşası Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Teklifi' hazırlanmıştır.” (DİHA)


 

www.evrensel.net