26 Temmuz 2016 04:36

İşkence tanığı doktor ve avukatlar: Ağır hak ihlali var

Darbe dönemlerinde yaşanan işkence görüntüleri, darbe bastırıldıktan sonra da yaşanıyor. Doktor ve avukatlar, 'Ağır hak ihlalleri yaşanıyor' dediler.

İşkence tanığı doktor ve avukatlar: Ağır hak ihlali var

Paylaş

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Uluslararası Af Örgütü, darbe girişimi sonrasında gözaltına alınanların işkence ve tecavüze uğradığına dair güvenilir kanıtlar olduğunu açıkladı. Ankara ve İstanbul’da gözaltında bulunan kişilerin 48 saate varan sürelerde ayakta tutulduğunu, gözaltındakilere yemek, su ve sağlık hizmeti verilmediğini ifade eden Af Örgütü, güvenlik güçlerinin sözlü tacizde ve tehditte bulunduğunu belirtti. Örgütten yapılan açıklamada, bazı durumlarda tecavüzü de içeren işkencenin de görüldüğünü söyledi. Uluslararası Af Örgütünden Andrew Gardner, ağır hak ihlallerinin yaşandığından bahsederken, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Şebnem Korur Fincancı da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin askıya alındığını hatırlatarak, AİHS’nin bazı maddelerinin savaşta dahi işkence edilemeyeceğini içerdiğini bu maddenin askıya alınmasının kabul edilemeyeceğini söyledi.

Evrensel'e konuşan Uluslararası Af Örgütü Amnesty Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner, işkence ve tecavüz iddialarını avukatlar, doktorlar ve gözaltı merkezi olarak kullanılan spor salonundaki görevlilere dayandırdıklarını aktardı. Durumu takip ettiklerini ifade eden Gardner, gözaltı süresinin 4 günden 30 güne çıkarılması nedeniyle gözaltında tutulanların daha fazla kötü muameleye maruz kalacaklarından endişe ettiklerini söyledi. Gözaltında tutulan insanların ailelerine ve avukatlarına haber verilmediğini belirten Gardner şöyle konuştu, “İşkenceye müsait ortam endişe verici. Bütün bu iddiaları Türkiye makamları ile görüşerek netleştireceğiz. Avrupa Konseyine bağlı İşkenceyi Önleme Komitesinin (CPT) de gözaltı koşullarını incelemek üzere acilen Türkiye’yi ziyaret etmesi gerekiyor. Gözaltında tutulan insanlar hastanelere götürülmüyor, doktorlar gözaltı merkezlerine götürülüyor. Bu nedenle doktorlar vakaları belgelemek konusunda baskı altında olduklarını söylediler. Avukatlar gözaltı süresince müvekkilleriyle görüşemedi. Müvekkilleriyle sorgu için adliyeye getirildikleri sırada görüşebilen avukatlar müvekkillerinin işkence ve tecavüze maruz kaldıklarını o sırada öğrendiler.”  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) işkence yasağını konu alan 3’üncü maddesinin hiçbir şekilde askıya alınamayacağını belirten Gardner, ağır insan hak ihlallerinin yaşandığını kaydetti.

‘ÇOK BOYUTLU İHLALLE KARŞI KARŞIYAYIZ’

Uluslararası Af Örgütünün işkence ve tecavüz iddialarını Evrensel'e değerlendiren Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “Çok boyutlu ihlalle karşı karşıyayız” dedi. Uluslararası Af Örgütünün iddialarından önce paylaşılan fotoğraflarda ve görüntülerde darbe girişiminde bulunan askerlere kaba dayak uygulandığına televizyonlardan tanıklık ettiğimize dikkat çeken Fincancı, “Gözaltına alındıklarında tutulma biçimleri, ters kelepçe uygulaması, gözaltına alınanların çıplak bir şekilde bekletilmesi, üst üste tutulmaları hepimizin gördüğü durumlardı” diye konuştu. Geçtiğimiz günlerde hükümet tarafından yapılan açıklamada AİHS’nn askıya alındığına dair açıklamaların yapıldığını hatırlatan Fincancı, “AİHS’nin askıya alınamayacak maddeleri var. Bnlardan biri de işkence yasağıdır. Bu madde ne olursa olsun savaşta dahi işkencenin kabul edilemeyeceğini içeriyor” dedi. Fincancı, gözaltı sürecindeki uygulamalarla AİHS’nn yanı sıra İstanbul Protokolü’nün de ihlal edildiğini söyledi.

ÇOK BOYUTLU İHLAL

Fincancı, “Gözaltı sürecindeki uygulamalarla ilgili muayeneler İstanbul Protokolü çerçevesinde yapılmıyor. Hekimler yapılan görevlendirmelerle doğrudan gözaltı merkezlerine götürülmeye zorlanıyor. Hekimler görevlendirme dolayısıyla kendilerini baskı altında hissediyor, işkenceye uğrayanlar da rahat olamıyor. Çok boyutlu ihlalle karşı karşıyayız. İşkencenin televizyonlardan izletilmesi topluma da bir tehdit. Kimin, ne zaman işkenceye uğrayacağı şeklinde kaygılara yol açıyor” dedi. Türkiye’nin AİHS çerçevesinde işkence yasağını ihlal ettiğini söyleyen Fincancı, AİHS askıya alınsa da işkence mağdurlarının işkenceye uğradıkları bulgularla AİHM’ye başvuru yapabileceğini hatırlattı.

‘SAĞLIKSIZ RAPORLAMA ADİL YARGILAMA HAKKINI GASBEDER’

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Samet Mengüç de gözaltındaki insanların muayanesini yapmak için hekimlerin gözaltı merkezlerine götürüldüklerini tespit ettiklerini söyledi. Mengüç, “Bu duyumları aldıktan sonra hekimlere gözaltı merkezlerine gitmemeleri, muayaneleri sağlık merkezlerinde, hastanelerde, adli tıp kurumunda yapmaları yönünde çağrı yaptık. Çünkü bağımsız bir raporlama bu tip durumlarda İstanbul Protokolü dahilinde yapılmalı. Buna rağmen iktidar ve bazı hastane yöneticileri bu görevlendirmelere karşı çıkmadı. Raporlamanın sağlıksız ve baskı altında yapıldığı yerde adil yargılama hakkı ortadan kalkıyor” diye konuştu. Sağlıklı muayane ve adli rapor için hekim ve hastanın başbaşa kalması gerektiğine vurgu yapan Mengüç, insan haklarına ve adil yargılama hakkına aykırı olan bu durumun kabul edilemeyeceğini söyledi.

‘GÖRÜNTÜLERLE HUKUK DIŞINA ÇIKILABİLİR MESAJI VERİLİYOR’

İstanbul Bilgi Ünivesitesi Psikoloji Bölümü’nde Klinik Psikolji Yüksek Lisans Programı Direktörü Dr. Murat Paker ise darbe girişimini gerçekleştiren askerlerin gözaltında maruz kaldıkları işkence görüntülerinin televizyonlarda gösterilmesinin toplumda yarattığı psikolojiyi değerlendirdi. Paker, görüntülerin “toplumun gazını almak” için servis edildiğini dile getirdi. Türkiye’de işkencenin kronik bir problemolduğunu ifade eden Paker, “Toplumda işkencenin kötü olduğuna ve mahkum edilmesi gerektiğini düşünenler kadar ‘hak edene yapılabilir, zor durumda yapılabilir’ anlayışı da var. bu görüntülerle de kamuoyuna özel durumlarda hukuk dışına çıkılabileceği mesajı veriliyor. Bu işkenceyi yapanlar, yapılanların topluma gösterilmesine izin verenler. Toplum tarafından bilinmesini istiyorlar. Çünkü kısasa kısas mantığı var. ‘Onlar darbe yapmaya kalktı sonları böyle oldu’ mesajı verilerek toplumun gazını almaya çalışıyorlar. Bunun yanı sıra aynı şeyleri yapmaları durumunda başlarına gelecek olan gösteriliyor ve korku salınıyor. Hukuk dışına çıkılabilir mesajı veriliyor. En tehlikelisi bu; çünkü devletin ve toplumun müdahalesinin farklı olması için devletin hukuk içinde kalması gerekir” diyerek hukuk dışılıklara tutarlı şekilde dikkat çekilmesi gerektiğini kaydetti.

ÖNCEKİ HABER

BEDAŞ: İstanbul'un 4 ilçesine elektrik vermeye çalışıyoruz

SONRAKİ HABER

Antalya’da büyük risk: Hastanelerde kuduz aşısı yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa