Türkiye iki darbe arasında

Türkiye iki darbe arasında

Geçtiğimiz hafta, darbe girişimini değerlendiren Arap gazeteci ve yazarlar bir yandan girişimi kınarken diğer yandan da gelişen süreci eleştiriyor

Uzun bir süredir, bir zamanlar bölgenin “model” ülkesi Türkiye, yürütülen iç ve dış siyaset neticesinde ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle Ortadoğu basının bir numaralı gündemini oluşturuyor. Geçtiğimiz hafta da Arap basınında Türkiye’deki başarısız darbe girişimi ile ilgili ilginç yorumlar yer aldı.

Haftalardır Türkiye dışında başka bir konu yazmayan gazeteci Semih Saab, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbeye “darbe ile” karşılık verdiği görüşünde. Saab, makalesinde bu politikanın yeni tıkanıklıklara ve patlamalara yol açabileceğine de işaret ediyor. 

Türkiye’yi en iyi takip eden yazarlardan biri olan Lübnanlı Akademisyen Muhammed Nurettin de bu haftaki yazısında, Türkiye’de fiili olarak uygulanan olağanüstü halin alınan kararla resmi hale geldiği görüşünde. Nurettin, “Eğer darbeciler başarıya ulaşsaydı yapacaklarını, Erdoğan yapıyor” dedi.

Al Arabiya Televizyonunun Eski Müdürü Abdurrahman Raşid gibi, gelişmeler karşısında saf tutarak cemaati İhvan’a (Müslüman Kardeşler) benzeten ve Erdoğan’a ihanetle suçlayanlar olduğu gibi, Ferid el Hazin gibi hükümetin tavrını eleştirenler de var. As Safir Yazarı el Hazin’in yazının başlığı; “Türkiye iki darbe arasında; kötü ve en kötü”. 

As Safir gazetesinin başka bir yazarı Abdullah Zaib de Türkiye’nin şu anki durumunu ifade etmek için Rus Çarı I. Nikola’nın 1853’te Osmanlı İmparatorluğu için kullandığı “Hasta Adam” tabirini kullanmayı tercih etmiş. 

FAS, AFRİKA BİRLİĞİ’NDE

Öte yandan Kuzey Afrika’nın en batısında yer alan Fas, 1984 yılında 54 üyesi olan Afrika Birliğinden ayrılmıştı. Fas’ın ayrılma sebebi Birliğin, Afrika’nın kuzeybatısındaki, Batı Sahra’daki Fas egemenliğine son vermek ve bu bölgenin bağımsızlığını sağlamak için savaşan örgüt Polisario’ya bir sandalye vermesiydi. Geçen hafta, Birliğin 28 üyesinin talebi ile Polisario birlikten çıkartıldı. Kuzey Afrika’nın en önemli ülkesi Mısır ise, Polisario’nun birlikten çıkarılması için imza veren ülkeler arasında değil. Polisario’nun kurduğu Sahra Arap Demokratik Cumhuriyeti adını taşıyan hükümeti şu anda 43 ülke tanıyor. 


İKİ TARAFLI SAVAŞ…TÜRKİYE’DE 
HERKESİN HERKESE KARŞI MÜCADELESİ

Muhammed NUREDDİN
as Safir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın darbeye karşı olağanüstü hal ilan etmeye ihtiyacı yok. Türkiye beş yıldan daha uzun bir süredir demokrasiye karşı darbe ve olağanüstü hal yaşamakta. Tarihin Mustafa Kemal Atatürk döneminde uygulanan “tek adam” sistemine geriye dönüş başladı.

Dün itibariyle demokrasi, daha fazla özgürlük, daha zayıf ordu mücadelesi boşa gitti. Eğer darbeciler başarıya ulaşsaydı yapacaklarını, Erdoğan yaptı. Dolaylı olarak uygulanan “olağanüstü hal” geçen Çarşamba resmen ilan edildi. İçerde gerçekleşen uygulamalar olağanüstü hal ile uyumlu idi. Gazetecileri hapse gönderdi. Genel yayın yönetmenlerini arayarak işlerinden attırdı. İnternet siteleri yasaklandı. Türkiye illerinde Kürtlere savaş açtı.

Ama daha büyük ihlal kanunlarda ve anayasada yaşandı. Erdoğan’ın kendisi 7 Haziran seçimlerinden sonra, 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerininz ardından siyasi sistemin başkanlığa doğru değiştiğini itiraf etti. Türkiye senelerden beri kanunların hükmetmediği, adeta sıkıyönetime ulaşan bir olağanüstü halde yaşıyor.

Her şey bitti. İslam dünyasının ileri bir örneğini temsil eden Türkiye, en kötü üçüncü dünya ülkelerinden birine dönüştü. 

Herkes toplumda gerilim ve bölünme durumu hakkında konuşuyor. Türkiye’nin şahit olduğu kutuplaşmanın tarihinde bir örneği yok. Askeri yönetimin en kötü günlerinde bile tutukluların sayısı 50 bini bulmadı. Belki de rakamlar bundan çok daha fazla. 

Askerler her darbeden sonra önce solcuları sonra İslamcıları tutuklardı. Lakin iktidardaki sistem bütün herkesle mücadele içerisinde; İslam akımının eski ortaklarına karşı, AKP içerisindeki eski yol arkadaşlarına karşı, asker içerisindeki bölümlere karşı, daima terörle ilişkilendirilen Kürtlere karşı, laikliklerini nasıl koruyacaklarını bilmeyen laiklere karşı.

Türkiye’de bugün herkes herkese karşı. Siviller askerlere karşı. Polis askere karşı, asker askere karşı. İktidar devlete karşı ve sokak sokağa karşı. Burada hangi yeni Türkiye’den konuşulabilir?


VE ŞİMDİ… ERDOĞAN’IN DARBESİ

Semih SAAB
an Nahar

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bundan sonra durmayacak. Darbenin sonrası öncesi gibi olmayacak. İç çatlak genişleyecek. Ne generallerden ve Fetullah Gülen’in izleyicilerinden intikam alınması, ne olağanüstü halin ilan edilmesi, ne idam cezasının geri getirilmesi, ne de bütün sektörlerden on binlerce memurun işten atılması istikrarın yolunu açmayacaktır. Aksine içerideki kutuplaşma, Türkiye’deki yeni bir tıkanıklığın ve başka bir patlamanın sebebi olacak. 

Bu gün görünen o ki Erdoğan kendi bakış açısına göre Türkiye’yi; siyasi, askeri, güvenlik ve ekonomik açıdan yeniden biçimlendiriyor. Başarısız darbe girişimi, hazırdaki ihanet ve Gülen’le işbirliği suçlaması yöneltileceği için hiçbir muhalefetle karşılaşmadan amacına ulaştıracak. Darbeye karşı Erdoğan’ın darbesi.


EN KÖTÜ DEMOKRASİ DARBEDEN İYİ 

Abdulbari ATWAN
Rai al Youm

Geçen cuma günü Türkiye’den askeri darbe haberlerinin gelmeye başladığı ilk andan itibaren, uyumaya hazırlanan bölge halklarına haberler ulaşmaya başladı. Görüşler darbenin başarıya ulaşmasını isteyen ve bundan dolayı “oynayanlar” ile başarısızlığa uğraması için “dua edenler” olarak ikiye bölündü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk bakışta tehlikeyi atlatmış gözüküyor. Müttefiki ve arkadaşı Mısır eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin akıbeti ile yüz yüze kalmayacak. Ama Türk Yazar Cengiz Çandar’ın ikinci bir Putin olacağı söylemiyle çeşitli nedenlerden dolayı ayrışıyoruz. Erdoğan tamamen ve köklü olarak Putin’den farklıdır. Çünkü birinci kişi İslami bir medreseden geldi. İkinci şahıs ise Rus istihbarat örgütü KGB akademisinden mezun oldu. Burada iki kişi arasında müşterek olan noktalar da var. Bunun en belirgin olanı ise ikisinin de başbakan ve cumhurbaşkanı olarak mutlak gücü elinde toplaması. Çevrelerindekilerin rolünün ikincil olması. Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu gibi muhalefet edenler ise boğaz suyundan veya Akdeniz ve Karadeniz suyundan içmek zorunda kalır. 

Türkiye Cumhurbaşkanı sıkıyönetimi, olağanüstü hali ilan etmeden beş gün önce uygulamaya başladı. Hakimlerden, güvenlik güçlerinden, askerlerden, öğretmenlerden ve akademisyenlerden 60 binden fazla kişi kovuldu. Gazetecileri ve üniversite hocalarını yurt dışına çıkışlarını yasakladı. Bütün bunlar darbe ve onun unsurlarından temizleme bahanesiyle yapıldı. 

Türkiye halkı muhalefet partileriyle beraber askeri yönetimi reddetmesi, demokrasi ve sivil devlet endişesi nedeniyle gösteri yapıyor. Dört tane darbeyi tecrübe ettiler ve ateşinde yandılar. Bu kabusu bir daha yaşamak istemiyorlar. En kötü demokrasi bile askeri yönetimden iyidir. Suriye krizine askeri müdahaleden önce demokrasi son on yılda güven, istikrar ve ekonomik refah sağladı.


FAS VE AFRİKA İLE YENİ SAYFA

Başyazı
al Ahbar

Bütün tahminler Afrika Birliği ülkelerine kraliyet mesajından sonra 28 birlik üyesi, birlik başkanından Polisario’nun üyelikten çıkarılması için talepte bulundu. 

Fas’ın Afrika birliğine dönme kararı, yıllardan beri devam eden  dış politikasındaki kritik dönüşümü onaylamaktadır. Kürsüyü boş bırakmak ve diplomatik sorunları gizleme yerine Fas hasımlarını püskürtmek için diplomatik hücum eğilimini seçmiştir. Gelişmeler Afrika Birliği konusundaki duruşundan kazanımdan çok kaybetmiştir. Bu gün Afrika diplomasi haritasında açık bir değişime şahit oluyoruz.  Afrika Birliğinde Cumhuriyeti (Batı Sahra Cumhuriyeti) tanıyan ülkelerin Fas’a dostu olan ülkelerle karşılaştığında bir ağrılığı kalmamıştır. Dost olan ülkelerin sayısı üçte ikiyi bulmuştur. 

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Ağustos 2016 16:31
www.evrensel.net