24 Temmuz 2016 20:24

Taksim’de günler sonra ilk kez

Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat Taksim meydanında yapılan darbe karşıtı miting ile ilgili izlenimlerini yazdı.

Taksim’de günler sonra ilk kez

Paylaş

Fatih POLAT

Taksim güzel günlerinden birini yaşadı. 15 Temmuz’daki darbe girişiminden sonra iktidar bu alanı ‘Meydan nöbeti’ adı altında kendi politik hedeflerine toplumsal kitle desteği sağlamanın bir aracı olarak kullanıyordu. Günler sonra ilk kez bu alanda hem darbeye hem de ‘sivil diktaya’ birlikte tepki gösterildi.

Alanın İstiklal’den giriş yönünde bulunan kocaman kırmızı pankart gelenleri “Ne Dikta Ne Darbe Demokratik Türkiye” diyerek karşılıyordu.

Mitinge EMEP, ÖDP, Halkevleri ve EHP’nin aralarında olduğu çok sayıda sol, sosyalist parti ile KESK, TMMOB, TTB, DİSK ve birçok demokratik kurum İstanbul Emek ve Demokrasi Koordinasyonu’nu pankartı altında katıldı. Haziran Hareketi de kendi dövizleriyle mitingde yer aldı. 

Alanda “OHAL’e hayır” dövizleri taşıyanlar da vardı. Gezi Parkı da miting öncesinden itibaren dolmuştu. İnsanlar çimenlere oturmuş sohbet ederek miting saatini bekliyorlardı. Mitinge gidilirken CHP dışında alana katılan sosyalist parti ve örgütlerin tabanında “Bu miting acaba bizi ne kadar ifade edecek?” kaygısının hakim olduğunu biliyorum. Alanda ortaya çıkan tablo kanımca bu kaygıları ortadan kaldırıp rahatlama yaratan ve önümüzdeki döneme ilişkin de daha umutlu olmamız için veriler sunan bir tabloydu. O kadar Türk bayrağı sallamadan da bu ülkede demokrasiye sahip çıkılacağının öğrenileceği günleri de özlüyoruz.
Bu kez Taksim Meydanı’nı dolduranlar demokrasinin içini dolduran mesajlar verdiler ve bu mesajlar Türkiye’nin darbeye  boyun eğmemesinin önemine vurgu yaparken, darbe bahanesiyle ülkenin bir tek parti, tek adam diktatörlüğüne götürülmek istenmesine karşı da açık bir duruş sergiliyordu. 

Bu mitinge İstanbul Emek ve Demokrasi Koordinasyonu’nun da katılımının CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının içeriğini de olumlu anlamda etkilediği kanısındayım. Kanımca Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının eksik yanı OHAL’e adını koyarak açık bir eleştiri yöneltmemesiydi. Okuduğu 10 maddelik Taksim Bildirgesi’nin 3. Maddesi ‘parlamenter sistemin üzerindeki her türlü vesayete’ diyerek buna dolaylı bir vurgu yapıyordu belki ama, bu vurgu daha net yapılmalıydı. Çünkü Türkiye’nin 15 Temmuz’da atlatmış olduğu darbe gerekçe gösterilerek bugün iktidar tarafından yürürlüğe sokulan darbe hükmündeki pratik olgu OHAL’dir.

Bu miting öncesi taşınan endişelerden biri de iktidarın kendi taraftarlarını yönlendirerek bir provokasyon ortamı yaratıp yaratmayacağıydı. Bu yaşanmadı. Sanırım iktidar hesabını bugüne kadar kitleleri demokrasi nöbeti adına meydanlara çağırmış bir güç olarak bu kez ana muhalefet partisinin yaptığı çağrı karşısında provakatif bir tutum içine girerse ciddi bir algı sorunu yaratacağı üzerine kurdu. Alanda darbeye karşı olmak dışında kendisini hedef alacak söylem ve sloganları da görmeyerek bugünü atlatmayı seçti.

Taksim’de verilen mesaj ülkenin hem darbeye, hem de diktaya karşı sahipsiz olmadığı biçiminde özetlenebilir. İstanbul Emek ve Demokrasi Koordinasyonu’nun arkasında yürüdüğü “Askeri ve Sivil Darbeye Hayır!” sözü bize bunu söylüyordu.
 

ÖNCEKİ HABER

Af Örgütü’nden gözaltındakilere ‘işkence ve tecavüz’ iddiası

SONRAKİ HABER

Bursa’da KESK üyeleri, İstanbul bölge mitingine çağrı yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa