Bölge'deki kurumlar: Bu OHAL’in sonuçları daha ağır olur

Bölge'deki kurumlar: Bu OHAL’in sonuçları daha ağır olur

15 yıl OHAL’in yaşandığı Bölge’deki insan hakları savunucuları, uygulanacak OHAL’le birlikte daha ağır sonuçların ortaya çıkabileceğini söylediler.

Hasan AKBAŞ
Serpil BERK
Diyarbakır

 
1987 yılından 2002 yılına kadar kesintisiz 15 yıl OHAL’in yaşandığı Bölge’de tüm ülkeyi kapsayan yeni bir OHAL ilanı tepkiyle karşılandı. İnsan hakları örgütleri ve hukukçular durumu 90’larda yaşananlarla kıyaslayarak, halihazırda Bölge’de bir OHAL dönemi yaşandığını ve uygulanacak olan OHAL’le birlikte daha ağır sonuçları olabileceğini dile getirdi. Bölge’de 15 yıllık OHAL’in sonuçları ise 33 bin can kaybı, 4 binden fazla boşaltılmış ve yakılmış köy, 4 milyondan fazla göç, 881 gözaltında kayıp olmuştu.
Çözüm sürecinin yaşandığı kısa aralıkta sadece normalleşmenin görüldüğü bölge illerinde 7 Haziran seçimlerinin ardından yeniden OHAL’i de aşan uygulamalar hayata geçirildi. Yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği çatışmalı ortam derinleşirken, sokağa çıkma yasakları ve ablukaya alınan kentlerde sivil yurttaşlar, bebekler, yaşlılar yaşamını yitirdi. Bölgenin her yerinde kolluğun denetimi altında yürüyen bir ortam hakimken bu kez uygulanan OHAL’le neler yaşanabileceği kaygıları yaşandı. OHAL kararını hukukçular ve insan hakları örgütlerinin temsilcileri değerlendirdi.

‘ÇÖZÜMSÜZLÜK DERİNLEŞECEK’

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iddia ettiğinin aksine OHAL uygulamalarının insan hak ve özgürlüklerini etkileyecek bir karar olduğunu söyledi. OHAL uygulamalarını özellikle bölgede yoğun yaşadıklarını ve buna tanıklık ettiklerini belirten Bilici, “Daha önce tecrübe ettik ki bu uygulamalar Türkiye’yi geriye götüren, hak ihlallerini artıran ve çözümsüzlüğü derinleştiren adımlardır” dedi. OHAL’in bölgeye yansımalarının daha farklı olabileceğini kaydeden Bilici şunları söyledi, “Kısa vadede de olsa bir çözüm süreci yaşanmış ve bazı durumlar normalleşmişti. Onun dışında bölgede hep bir olağanüstü dönemler yaşandı. Bir rejimde ismi ne olursa olsun orada katliam, gözaltı ve şiddet varsa olağanüstü durum var demektir. İsmi konulmasa bile, gazetecilere yönelik tutuklama, şiddet, sivil ölümleri, siyasetçilere baskılar, söz söyleyene baskılar her daim yaşanıyor. Bugün halihazırda yaşadığımız şey OHAL’dir zaten. Bu alınan karar sorunların geriye atılması ve çözümsüzlüğü derinleştirecektir.”
Bölge’de uygulananların OHAL’in de üstünde olduğunu belirten Bilici, “Burada yaşananlara da sessiz kalındı. Eğer demokrasi ve normalleşme sağlanacaksa bu da sorunların çözümüyle olur. Şimdi yapılması gereken Kürt illerinde yaşananlar değerlendirilerek çözüme dair adımların atılmasıdır. OHAL bölge açısından ismi konulmuş bir şey oldu. Bodrum katında insanlar yakıldı, kentler yıkıldı. Bunun adı nedir? Daha ağır şeyler yaşanabilir mi bilmiyorum ama daha ağırı kaldırılabilir bir durum olmaz. O nedenle biran önce çözüm yollarına gidilmeli” dedi.

‘DEMOKRASİ DEVREYE KONULMALIYDI’

MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkanı Ali İhsan Gültekin de bölgede OHAL uygulamalarının işleyişi açısından kaygılı olduklarını söyledi. Gültekin, “OHAL birçok insan hakları ihlalleri yaratacak. Birçok keyfi uygulama olacak ve kimse bunlardan dolayı hesap vermeyecek bunu geçmişten tecrübeyle biliyoruz” dedi. Geçmişte gözaltında kayıplar, siyasete yönelik baskılar ve ağır uygulamalar yapıldığını hatırlatan Gültekin, “Bu yüzden yeniden tekrarlanabilir olması nedeniyle kaygılı ve endişeliyiz. OHAL kararı yerine demokratik hukuk devleti hayata koyulsaydı belki darbe girişimi de olmazdı. OHAL yerine bunun yapılmasını beklerdik. Bölge illerinde zaten 1 yıldır olan savaş koşulları var ve bir çok hak gaspı yaşandı, gözaltılar, tutuklamalar, sokağa çıkma yasakları bu yüzden biz bu kararın bölgede uygulanma pratiği açısından endişeliyiz” dedi.

‘HAK VE ÖZGÜRLÜKLER KISITLANACAK’

Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi ise OHAL’in birçok yerde uygulanan pratiğinin bölgede daha sert olabileceğine vurgu yaparak, şöyle değerlendirdi: “OHAL kararının bölge illerinde daha farklı uygulanacağını daha sert olacağını düşünüyoruz. Uygulamanın bir an önce kaldırılması ülkede demokrasi ve hukukun gelişmesi açısından daha doğru olacaktır. OHAL ile hiçbir sorun çözülmez. Darbe girişiminin engellenmesinin ardından demokrasi için adımlar böyle olmamalıydı. Temel hak ve özgürlükler geliştirilmeli bunlar için adımlar başlamalıydı. Şimdi alınan yöntem ise daha çok hak ihlali ve özgürlüklerin kısıtlanması oldu. Barış ve Kürt sorununun çözülmesi, demokratik adımlar atılması özellikle 3 yıllık çözüm sürecinde herkesin beklediği bir adım haline gelmişti. Darbenin engellenmesinin ardından beklenti de bu yöndeydi. Çözüm süreci kimine göre buzdolabına kimine göre rafa kaldırılırken bu haliyle insanları Kürt sorununun çözümü noktasında umutsuzluğa itmektedir. Alınan kararla birlikte bunun bölgeye yansıması konusunda hepimiz endişeliyiz.”

‘TOPLUMUN DİZAYN EDİLMESİ AMAÇLANIYOR’

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Şube Temsilcisi Barış Yavuz OHAL’in endişe verici bir durum olmadığı gibi gösterilmesini eleştirerek, “Anayasadaki OHAL tanımlamasına baktığımızda ‘endişelenmeyin’ söylemi çok gerçekçi gelmiyor. Darbe sonrasında binlerce kişiyi görevden aldılar bir o kadarını gözaltına aldılar. OHAL kararı yasamayı bay-pas ederek yürütmeyi tek başına yasalar ile sürdürmesidir. OHAL kararının işleyişi üzerine henüz belirlenen bir şey yok. Toplumu yeni bir dizayna sokmaya dönük bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Bölgede yaşanan OHAL uygulamaları dışında farklı uygulamalar olacağını söylemek mümkün ve bunu kanun hükmünde kararnamelerle yapabilirler. Memurluktan atılma ile ilgili uygulamalar, gözaltı sürelerinin uzatılması gibi uygulamalarla yeni bir düzen oluşturulacak” şeklinde değerlendirdi.

www.evrensel.net
ETİKETLER OHAL