Bir işçi sordu: Demokrasi istemek için illa darbe mi olmalı?

Bir işçi sordu: Demokrasi istemek için illa darbe mi olmalı?

Türk İş’in çağrısıyla yapılan eyleme katılan bir işçi; 'demokrasi için, sokaklara çıkmak için illa darbe olması, mı gerekir' diye sordu.

Birkan BULUT
Ankara

Türk-İş'in pazar günü yaptığı Başkanlar Kurulu toplantısında kararlaştırdığı darbe karşıtı eylem dün Ankara'da konfederasyonun genel merkezi önünde yapıldı. Bir çok işkolunda örgütlü Türk-İş üyesi işçiler, başlarında Türk-İş şapkaları ve ellerinde Türk bayraklarıyla toplandı. Eylemin, Türk-İş Ankara şubelerinin yakın zaman içinde yaptığı en kalabalık eylem olduğunu söylemek mümkün. 

Konuşmaların başlamasını beklerken farklı sendikalardan tanıdığım işçilerle konuştum. Görmüş geçirmiş işçilerden biri, "Sendikalar böyle zamanlarda çıkıyor meydana. Tamam çıkılsın, darbeyi durdurduk ve en ağır şekilde yargılansınlar. Sonuçta uçurumdan döndük. Ancak demokrasi için, sokaklara çıkmak için illa darbe olması, illa Erdoğan’ın mı çağırması gerekir” dedi. Bir kaygısı da darbe girişiminden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hükümetten gelen açıklamalar, ortada dönen dedikodular ve sokaktaki linç kampanyaları. Bunları dile getirdikten sonra soruyor; “Peki, bizim ne yapmamız lazım?”

Türk-İş’in Ankara’da örgütlü sendikaları (Türk Metal’in örgütlü olduğu metal fabrikaları dışında) kamu işyerlerinde örgütlü. Kamu işçileri görece iyi ücretleri ve çalışma koşullarıyla güvenceleri olan, kazanılmış hakları bulunan işçiler. Bir çoğu ülke sorunlarına daha fazla kafa yoruyor. Eylemde bulunanlar arasında yargı kararlarıyla asıl işte çalıştıkları kesinleşmesine rağmen kadroya girebilmek için yıllarca mücadele veren karayolları işçileri bulunuyor. Kadro mücadelesi için türlü mücadeleye girişmiş, Türk-İş’i dahi işgal etmişlerdi... 

KAVLAK DEMOKRASİYİ HATIRLADI 

Sık sık “Türk-İş işçisi, demokrasi bekçisi”, “Şehitler ölmez vatan bölünmez” gibi sloganlar atılıyor. Bazı işçilerin bazı sloganlara katılmaması dikkat çekiyor. "İdam isteriz” sloganlarının Türk-İş’in eylemlerinde alışılagelmiş “slogancıları” dışında atılmaması da bir şeye işaret ediyor. İdam tartışmalarıyla ilgili konuştuğumuz işçiler ya “demokraside olmaz” diyor ya da idam cezasının darbecilerin dışına da çıkacağından kaygılanıyor. 

Türk-İş Genel Sekreteri Pevrul Kavlak yapıyor ilk konuşmayı. Daha geçen hafta yöneticilerinin büyük metal direnişinin öncüsü olan Renault işçilerini patrona şikayet ettiği ortaya çıkan Türk Metal Sendikası'nın Genel Başkanı olan Pevrul Kavlak, “Ülke varsa, demokrasi varsa, biz varız. Demokrasi varsa ekmek var, iş var” diye konuşuyor. 

ATALAY'IN İDAM ÇIĞIRTKANLIĞI

Ardından Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay alıyor sözü. Konfederasyonlarına bağlı birçok sendikadan üyelerinin yaşamını yitirdiğini belirten Atalay, bazı üyelerinin yoğun bakımda olduğu, 7 üyelerinden de haber alamadıkları bilgisini veriyor. Atalay, "Bu ülkeyi yönetenler hainlerle, vatanseverleri ayırt etsin" diyor. Bu sırada işçilerin bir kısmından gelen "İdam isteriz" sloganı üzerine konuşmasına şöyle devam ediyor: "Bunu televizyonlardan ülkeyi yönetenler duysun. Bir daha ne istediğinizi söyleyin. İktidar ve muhalefet partileri gerekeni yapsın. Meclisteki tüm partiler bizim ama devletten, milletten, bayraktan yana olacaklar! Biz bu ülkenin en büyük işçi örgütüyüz. Biz bu ülkenin en büyük silahsız gücüyüz. Biz dik durduktan sonra bu ülkenin başına hiçbir şey gelmez." 

Endişeli gözlerle konuşmaları dinleyen işçiler, akıllarında darbe girişimi gecesi ölen arkadaşları, bundan sonra ülkenin hangi yola gireceği, ne yapmaları gerektiği gibi soru işaretleriyle, Erdoğan’ın çağrısıyla Kızılay’da yapılan ‘demokrasi nöbeti’ne yürüyorlar ve “En azından darbe olmadı” diyorlar. 

www.evrensel.net