İmralı heyeti: Darbe ile mücadele demokratikleşme ile olur

İmralı heyeti: Darbe ile mücadele demokratikleşme ile olur

HDP İmralı heyeti Meclis'te yaptıkları basın toplantısında, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın güvenliğinden duydukları endişeyi paylaştı.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder'den oluşan HDP İmralı heyeti Meclis'te yaptıkları basın toplantısında, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın güvenliğinden duydukları endişeyi paylaşarak, biran önce ailesi, avukatları ve bağımsız bir heyet ile görüşmesinin sağlanmasını istediler. 

Heyet adına açıklamayı yapan Sırrı Süreyya Önder, sözlerine “kanlı darbe girişiminde hayatlarını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifa” dileyerek ve darbeyi lanetleyerek başladı. Bu ülkede darbeden en çok sıkıntı yaşayan kesimin Kürtler, emekçiler, sol ve sosyalist kesimler ve aydınlar olduğunun altını çizen Önder, HDP'yi oluşturan kesimlerin profilinin de böyle olduğunu ve yaşamlarının darbeye karşı mücadele ile geçtiğini söyledi. 

Meclis'te kendisine yönelik, başta Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay olmak üzere 'sivil' toplum örgütü yöneticilerinin anti demokratik müdahalesine ilişkin soruları da yanıtlayan Sırrı Süreyya Önder'in konuşmasının satır başları şöyle:

ÖCALAN UYARMIŞTI

* Bu darbenin ve darbeyi gerçekleştiren yapının adını ilk kuran kişi sayın öcalan'dır. İmralı tutanaklarına bakıldığında, Oslo sürecinden beri paralel yapının, başta güvenlik olmak üzere devletin bütün kurumlarına sızdığını ve yapının tasfiyesinin en gerçek ve kalıcı yolunun en radikal demokratikleşme ile gerçekleşeceğini söylemiştir. Bunları söyleye söyleye dilinde tüy bitmiştir. Her görüşme öncesi bu tehlikeye işaret etmiş, başta iktidar bütün kurumların sesssizliğini, aymazlığını tespit etmiş, eleştirmiştir. 

* Bugün gördük ki, Sayın Öcalan'ın uyarı ve önerileri vaktinde ciddiyetle ele alınsaydı darbe nedeniyle yaşamını yitiren yurttaşlarımız hayatta olacak, zaten güçsüz olan demokrasimiz yara almayacaktı.
Barış girişimleri her fırsatta bu yapı tarafından sabote edilmeye çalışıldı. En somut karşılığı KCK operasyonları. Oslo ile başlayan barış hamlesi KCK operasyonları ile berhava edilmiştir. 

DARBE BAŞARILI OLSAYDI...

* Bugün Habertürk'te, 'eğer darbe başarıya ulaşsaydı,  Sayın Öcalan'ın infaz edileceği' haberi çıktı. Parti ve imralı heyeti olarak darbecileri bu kadar teşhir eden, işaret eden birinin güvenlik koşullarının ivedilikle ele alınması gerektiğini defalarca söyledik. Herhangi bir şey olması halinde Allah korusun iç savaş ve çatışmaların olabileceği uyarımızı muhataplarımıza ilettik.

* Bir yığın spekülatif bilgi dolaşıma girdi. Devletten aldığımız bilgiyi süratle kamuoyu ile paylaştık. Yeterli mi? Hayır. Biran önce yasal hakkı olan aile ve avukat görüşü ile bağgımsız bir heyet ile görüşmesi ve güvenlik koşullarının biran önce kamuoyu ile paylaşılması gerekiyor. 
Bu, darbecilerin uzun süredir planladıkları darbeye hazırlık ortamını dağıtacak hamle olacaktır. 

'DARBE YAPANLAR KÜÇÜK BİR AZINLIK DEĞİL'

* Darbeye karışanları 'Küçük bir azınlık' diye küçümseme var. Ama neredeyse bütün kuvvet komutanlarının etrafındaki halka bu yapının etrafında. Ordunun üst kademe yönetiminin neredeyse yarıya yakını içinde. Bunlar tespit edilenler. Tespit edilemeyen önemli kısmı da var. 
Bu endişemiz, 'Provakatif endişe' olarak yorumlanmamalı. Demokratikleşme için önemli fırsata dönüştürülmeli bu kaygılar...

* Darbeyle mücadelenin olmazsa olmazı, darbenin tam da yok etmeye çalıştığı evrensel hukuka, yol ve yöntemlerine sahip çıkmakla olur. 
Hukukun genel ve evrensel ilkelerine sadaket, darbeyle mücadelede önemli.

KÜRT KARŞITI NEFRET SÖYLEMİ

* Aşağıda da sivil toplum temsilcilerini kabul ederken bu gerçeğe vurgu yaptım. Ancak, iç barış ve huzurun toz duman havası içinde halen darbecilerin yarattığı muazzam bir Kürt karşıtı, nefrete söylemi hüküm sürmekte. Bu yollar yol değil, bu yolla iç barışı tesis edemeyiz. 
Biran önce İmralı'ya ailesi, avukatları ve bağımsız bir heyetin giderek, şimdilik sadece güvenlik koşulları hakkında tatmin edici açıklama yapması sağlanmalıdır. 

İSMAİL KAHRAMAN'A TEPKİ

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Sırrı Süreyya Önder, 
Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın, kendisine müdahaleyi kast ederek, “Dersini verdiniz” sözlerinin hatırlatılması üzerine de “En hafif tabiri ile yakışıksız buldum. 'Dersini verdiniz' demiş. Darbe ile demokratik bir mücadele darbe kurumlarını tasfiye ile mümkün. Meclis bir ay içinde vekilin dokunulmazılığını kaldırıp, askere dokunulmazlık getirdi. Meclis Başkanı ders alacaksa, buradan başlayabilir” değerlendirmesini yaptı.

12 Eylül darbesinin bitmediğini, YÖK'ten tutun da MGK'ya kadar birçok darbe kurumunun hala sürdüğünü hatırlatan Önder, “Eğer onlar yargılanmış olsaydı, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'a yardımcıları 'Kenan Evren olmak ister misin istemez misin?' diyemezlerdi. Demek ki darbe kurumları ile hesaplaşmamız gerekiyor” dedi. 

TÜRK -İŞ DARBECİLERE BAKAN VERDİ

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay'ın da kürsüye, kendisine yönelenler arasında olduğunu kaydeden Sırrı Süreyya Önder, “12 Eylül DİSK'i kapattı, Türk İş Genel Sekreteri Sadık Şide'yi de bakan yaptı. Türk-İş faşist cunta ile bir özeleştiri, hesaplaşma yaptı mı. Onlar kabineye bakan verirken, biz faşist cuntaya karşı mücadele nedeniyle cezaevindeydik. Onlardan alacağımız demokrasi dersi yok” dedi. 

Önder, “Sayın Öcalan'ın gğüvenlik koşulları ihmal edilemeyecek, üstünden  atlanamayacak, geçiştirilemeyecek, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Hükümeti bu konuda duyarlılığa ve biran önce harekete geçmeye davet ediyoruz “ çağrısını yineledi. 

DARBELERE KARŞI DEMOKRASİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın MGK'den sonra alınacak karara ilişkin açıklamasının sorulması üzerine de Önder, “Biz bir demokratikleşme süreci talep ediyoruz. Bütün kesimlerin talep etmesi gerekir. Darbe ile mücadelenin yolu, darbelere zemin hazırlayan anti demokratik ortamın süratle tasfiye edilmesi, darbe suçlularının yakalanması ile aynı zamanda demokratikleşme sürecinin başlatılmasıdır. Aksi halde üç zaman sonra yeni gelenler de kendi darbe ortamını oluştururlar” uyarısı yaptı.  
Darbe nedeniyle tutuklanan komutanlara atıf yapan Önder, “Hepsi kürt illerinde geliştirilen bombardıman ve yıkımın birinci derecede sorumluluları. Tugay komutanları ve komuta kademesi darbe suçlaması ile içeride. Bütün kentleri bombaladılar bunlar. Onların bu savaştaki rolü ve inisiyatifinin de sorgulanması gerekir.  Bugün gelişecek şeye dair spekülatif değerlendirme yapamam ama ölçü budur, demokrasinin evrensel kriterleridir. Bir darbe ile ancak demokrasi ile mücadele edebilirsiniz” diye konuştu. 

Öcalan ile ilgili olarak İmralı'daki askerlerin operasyonundan mı endişe ettiklerinin sorulması üzerine de Önder şu yanıtı verdi:

“Müzakere süreci başladığında Sayın Öcalan'ın konuşmaları kesip montajlanarak sızdırılmıştı. Kendi aralarındaki konuşmaları kayda alacak yapı sır değil, fiziksel saldırıya uğradığı da bilinen gerçek, tartaklanma şeklinde. İmralı sisteminin kendisi baştan aşağı şüpheyle yaklaşmamız gereken bir sistem. Bu hukuksuz tecridin de sona erdirilmesi gerekiyor.” 

Sırrı Süreyya Önder, kendisine yönelenler arasında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun da olduğunun hatırlatılması üzerine, “”Metin Feyzioğlu'nun hukuka dair derdi varsa, hukuk çerçevesinde konuşur görüşürüz. Varsa bir derdi şerefle buraya gelir, misafirimiz olur, hukuktan ne anlamamız, bsarışır ne olması gerektiği üzerine basının da önünde günlerce konuşabiliriz.” dedi. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net