Erdoğan’ın ‘yeni gücü’ AB’yi endişelendiriyor

Erdoğan’ın ‘yeni gücü’ AB’yi endişelendiriyor

15 Temmuz gecesi Türkiye’de gerçekleştirilen darbe girişimi, sadece Türkiye içinde değil Avrupa’da da endişe ve tepkiyle karşılandı.

Yücel ÖZDEMİR
Köln

15 Temmuz gecesi Türkiye’de gerçekleştirilen darbe girişimi, sadece Türkiye içinde değil Avrupa’da da endişe ve tepkiyle karşılandı. Bir taraftan ordu içinde seçilmiş hükümete ve cumhurbaşkanına yönelik yapılan darbe girişimi kınanırken diğer taraftan ise darbenin püskürtülmesiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni bir güç elde ettiği ve bunun korku verdiğine işaret ediliyor. Erdoğan’ın bundan sonra “Daha sert ve kestirilemez” (Der Spiegel) bir lider haline gelebileceğinde dikkat çekiliyor.

MERKEL’İN ERDOĞAN’IN ADINI AĞZINA ALMADI

Türkiye’deki gelişmelerin bir süredir çok yakından izlendiği ülkelerin başında gelen Almanya’da, özellikle darbe girişimin ilk saatlerinde daha çok neler olup bittiği anlaşılmaya çalışıldı. Her şeyin netlik kazandığı cumartesi günü kameralar karşısına geçen Başbakan Angela Merkel, sadece üç dakika süren bir açıklama yaptı. Darbe girişimini sert bir şekilde mahkum eden, “seçilmiş cumhurbaşkanına” ve “seçilmiş hükümete” destek veren Merkel’in konuşması boyunca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adını bir kez dahi ağzına almaması, dikkat çeken en önemli ayrıntılardan biriydi.

AB yöneticileri tarafından yapılan resmi açıklamalarda da Erdoğan’ın adı geçmediği Alman basınında yer aldı. Ancak hem Almanya hem de AB adına yapılan açıklamalarda Erdoğan’dan “demokrasi ve hukuk devletine” bağlı kalması istendi. 

Toplantı öncesinde açıklama yapan AB Güvenlik ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, başarısız darbe girişiminin ardından Türkiye’nin hukukun üstünlüğünü koruması çağrısı yaptı. Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Elmar Brok, Erdoğan’ın ülkedeki durumu anayasal hakların daha da kısıtlanması için kullanması durumunda AB ile üyelik müzakerelerinin de zor, hatta imkansız hale geleceğini ifade etti.

‘ERDOĞAN DAHA FAZLA OTORİTERLEŞECEK’

Erdoğan’ın bundan sonra nasıl bir politika izleyeceği de tartışılıyor. Alman Birinci Kanalı’nda (ARD) düzenlenen tartışma programına katılan Almanya Eski NATO Generali Harald Kujat, Federal Parlamento Dışişleri Komisyonu Başkanı Norbert Röntgen ve Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir, darbeden sonra Türkiye’deki rejimin daha fazla otoriterleşmesinden endişe duyduklarını, Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin yeniden düzenlenebileceğini söylediler. AB ile müzakerelerin durdurulması da dile getirildi. 

Sosyal Demokrat Parti (SPD) Meclis Grubu Başkanı Thomas Oppermann ise Spiegel Online’ye yaptığı açıklamada Türkiye’deki gelişmelerden endişe duyduklarını ifade ettiklerini belirttikten sonra, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarısız darbeyi suistimal edecek ve devlet aygıtı içindeki AKP karşıtlarını temizleyecek” uyarısında bulundu. 

Federal Adalet Bakanı Heiko Maas ise, darbeye ilgisi olmayan binlerce hakim ve savcının bir anda görevden alınmasının hukuk devletine yönelik büyük bir saldırı olduğunu savundu. Erdoğan’ın daha önce hedefe koyduğu Türkiye kökenli siyasetçiler arasında olan Uyum Bakanı Aydan Özoğuz da “Hukuk devleti prensiplerinin tehlikede olduğu” uyarısında bulundu.

‘ERDOĞAN’IN YENİ GÜCÜ KORKUTUYOR’

Özetle Almanya ve AB’den yapılan açıklamalarda bir taraftan cumhurbaşkanı ve hükümete karşı yapılan darbe girişimi mahkum edilirken diğer taraftan ise hükümete bundan sonra atacağı adımlarda demokrasi ve hukuk devleti konusunda dikkatli olması istendi.

Ancak, Erdoğan’ın “demokrasi ve hukuk devleti prensiplerine” uymasını bekleyenler neredeyse yok. Yapılan değerlendirmelerin çoğunda Erdoğan’ın devlet aygıtı içinde kendisi ve partisine karşı olan bütün kesimleri temizleyeceği yönünde.

GAZETELER NE YAZDI?

Haftalık Die Zeit gazetesinin internet sayfasında Katerina Schuler tarafından dün kaleme alınan haber yorum yazısında bu yönlü uyarılar var: “Türkiye’deki gelişmeler bütün Avrupa ülkelerinde endişeyle izleniyor. Cumhurbaşkanı ‘Allah’ın lütfu’ diye adlandırdığı başarısız darbeden sonra hangi önlemleri alacak. Darbeden kısa bir süre sonra binlerce asker tutuklandı, 3 bin hakim görevden alındı. Şu anda Erdoğan’ın erken seçime gidip AKP için Mecliste büyük çoğunluğu saplayıp otoriter başkanlık sistemini kurup kendisini de en tepeye oturtması da muhtemeldir.”

Bu plan çerçevesinde otoriter bir rejimin kurulması durumunda Batı ile Türkiye arasındaki ilişkilerin asıl olabileceği de şimdiden tartışılıyor. Özellikle AB ile Türkiye arasında yapılan sığınmacılar anlaşması ve NATO üyeliği bağlamında.

Bu konuda dün Süddeutsche gazetesinde Stefan Kornelius tarafından kaleme alınan yorum yazısında “Türkiye’nin Batı için müttefikliğinin sorunlu olabileceğini, bu nedenle şimdiden uyarıların yapılması gerektiğine” dikkat çekiyordu. Konelius şöyle diyor: “Eğer Türkiye bugün NATO üyesi olmasaydı, bugünkü koşullarda çok zor olurdu. Eğer bugün AB ile üyelik müzakereleri yürütmeseydi, hiç bir zaman akla gelmezdi bu müzakerelere başlamaya. [...] Şimdi başarısız darbeyle birlikte yeni bir saldırı dalgası söz konusu ve bu Türkiye’nin müttefikliğini sorunlu hale getiriyor.”

‘ELEŞTİREL DİYALOG’

Genel olarak AB’nin Türkiye’deki iç siyasi gelişmeler konusunda hükümete destek verdiği biliniyor. Bir çok konuda kimi eleştiriler olmakla birlikte hükümetin politikasını değiştirecek yönde adımlar atılmadı.

Bugün de sıkça endişeler dile getiriliyor. Ancak, önümüzdeki dönem AKP’ye muhalif olan kesimlere yönelik saldırıların başlaması durumunda neler yapacağı belirsiz. Bütün endişe ve kaygı elbette Türkiye’nin “istikrarı”nın bozulması ve yapılan anlaşmaların tehlikeye düşme olasılığı.

Bunlar bozulmadığı taktirde AB ve Almanya’nın endişeleri sadece endişe olarak kalmaya devam edecek, “eleştirel diyalog” üzerinden ilişkiler hep sürdürülecek gibi görünüyor. 
 

www.evrensel.net