Sanatını yaşamıyla birlikte götüren adam

Sanatını yaşamıyla birlikte götüren adam

“Sevgili Güngör Gençay’ın Anısına”Mezar taşlarına ölenin doğum ve ölüm tarihleri yazılır ve bu tarihler arasına bir çizgi çekilir. O çizgidir tüm kimlik. Toplumsal yapı içinde var olan ve bunu içselleştiren, ömrünü kendi ‘ben’inin ötesine taşıyabilenler bu &c

H.Hüseyin Yalvaç

“Sevgili Güngör Gençay’ın Anısına”
Mezar taşlarına ölenin doğum ve ölüm tarihleri yazılır ve bu tarihler arasına bir çizgi çekilir. O çizgidir tüm kimlik. Toplumsal yapı içinde var olan ve bunu içselleştiren, ömrünü kendi ‘ben’inin ötesine taşıyabilenler bu çizgiyi onurlu kılar. İşte Güngör Gençay bu çizgiyi onurlu olarak çizen sanatçılarımızdan biriydi. Kendisinin dışındaydı tüm çabası, toplumsal çabanın içindeydi kendisi, emek ırmağında bir damlacık, şiir okyanusunda bir dize, hep güzel bir dünya inşaatının emekçisi, kum taneciği olmaktı sevdası. Sevdasını böylesine dolu dizgin bırakan az insan vardır. Olmayan Leyla’ydı belki aradığı belki Şirin, çöller onun için geçilecek, dağlar onun için delinecekti. Bıkmadı geçmekten ve dağları devirmekten. Güzel bir dünya kaç Leyla eder, kaç Şirin, kaç Aslı? Öylesine büyüktü sevdası ve sevdasını bırakmadı 23 Nisan 2012 tarihine, Feriköy Mezarlığı’na kadar. Şimdi de geride kalan eserleri o vazgeçilmez sevdanın peşindedir.
Güngör Gençay, tüm üretimlerinde yaşamdan beslenmeyi ilke edinmiş ve yaşamın çelişkiler yumağını göz önünde bulundurarak, emekçi sınıftan yana çözümün soyutlamalarını sanata aktarmıştır. Yalındır, çıplaktır yazdıklarında. İmgelerinin derinliği, onun bilgi birikimini ve yaşamsal deneyimini hep ele verir. Bu bilinçli bir çalışmadır. Anlamsızlığın değil anlamın peşindedir. Sanatın anlamla işlevsellik kazanacağını iyi bilir.
Bir diğer özelliği de, kendisine ustalık etmiş, ya da öncesinde bu yolda yürümüş ustaları unutmaz. Hem yazılarında hem de anma eylemiyle genç kuşaklara aktarır o emeğine saygı duyduğu insanları. Enver Gökçe’den, Hasan İzzettin Dinamo’ya; Muzaffer Arabul’dan Sabri Soran’a, 40 Kuşağı’nı onun yazılarında, tanıklıklarıyla görebilirsiniz. Yazı işleri müdürlüklerinin, yazdığı kitaplarla geçirdiği sorgulamaların daha düne kadar sürmesinin bile sanatını yaşamıyla birlikte götürmesinin kanıtı olarak görebilirsiniz.
Gençlere verdiği önemi de ayrıca vurgulamalıyım. Kendisine kitap imzalayanlara ya da Gerçek Sanat Yayınevi’nden kitabı çıkmış olanlara isim listesi vererek, o insanlara kitap imzalamasını söyler ve böylece o kurulması gereken ilişkiyi kurmaya aracılık ederdi. Üstelik bu eyleminin yorgunluğunu da kendisi çeker, imzalı kitapları sahiplerine ulaştırırdı. Ki bu eylemini onu yitirdiğimiz 78 yaşına dek yapmayı sürdürmüştür. Bu eylemin görkemliğini yaşamayanlar, içinde bulunmayanlar algılayamaz.
Yaşamını güzelliklere adayan insanlarımızın yarınlara taşınması da biz kalanlara bir görevdir. Güngör Gençay da bu insanlarımızdan biridir. Bu nedenle onun yayınlanmamış yazıları, derlenip toparlanmalı, arşivi de ona uygun bir şekilde değerlendirilmelidir.

www.evrensel.net