14 Temmuz 2016 04:51

'Yalanlara kanmayın birliğinizi bozmayın'

Zonguldak’ta Hema madeninin kapatılması sonrası işsiz kalan Dursun Altuntaş, özelleştirmeye karşı mücadele veren TTK madencilerini uyardı.

'Yalanlara kanmayın birliğinizi bozmayın'

Paylaş

Vedat YALVAÇ
İstanbul

Zonguldak’ta 2005 yılının sonunda 400 işçi ile başlayan ve 800 işçiye kadar ulaşan Hattat Holdinge bağlı Hema madeninin kapanmasından sonra işsiz kalan yüzlerce madenciden biri Dursun Altuntaş. Şimdi Düzce’de çalışıyor. TTK’nin özelleştirilmesi tartışmalarını yakından takip eden Altuntaş, TTK’de çalışan madencilere şu uyarıda bulundu: “Zonguldak’ta özelde iş güvenliği, çalıştığı mühendisi sayısı bakımından, emniyet konusunda en iyi denilen, işçilerin sendikalı olduğu bir şirket bir anda çekti gitti. Milletvekilleri, vali ve sendika yöneticileri defalarca söz verdi. Hiç kimsenin yalanlarına, sözlü vaatlerine kanmasınlar. İşçi işçiye güvensin. Zonguldaklıların ’90 ve 91’de olduğu gibi halkla birlik olmaktan başka şansı yok.”

UMUT VEREREK KANDIRDILAR

Hema madeninin kurulduğu günleri anlatan Altuntaş, “400 kişi ile işe başladılar. 800 işçiye kadar çıktı. Asıl vaatleri 1000’nin üzerine çıkmaktı. İşçilere başta verilen sözler düzgün bir ücretle işe başlayacaksınız. O dönem 4 bin 500 işçi işe girebilmek için başvurdu ve 400 işçi alındı. İnsanlara umut vererek kandırdılar. 10 yıl sonra her şey düzelecek dediler. İleride kömür vereceğiz, sosyal haklarınız olacak sözleri verildi” dedi. Asgari ücretle işe başlayan ve gelecek hayali kuran işçiler, 10 sene boyunca hiçbir beklentisi yerine gelmediği gibi son çıkan yasalar, TTK ile özel şirket arasındaki anlaşmazlık nedeniyle yüzlerce işçi işsiz kalmış.
“İşçiler bütün hayatını oraya bağlamıştı” diyen Altuntaş, şöyle devam etti: “Artık oradan emekli olmayı bekleyen işçi tedirgin olmaya başladı. Ne TTK net bir şey söylüyordu. Ne Hattat net bir şey söylüyordu. Ortada Hattat’ın kapatacağım tehdidi vardı. Buna karşı TTK’nin söylediği hiçbir şey yoktu. Olumlu ya da olumsuz ‘Kapatırsan kapat ben bu işçiye sahip çıkarım. Bu işçiyi kendi bünyeme alırım. Bir süre sonra ihaleye çıkarırım gibi’ hiçbir şey söylemedi.”

6 AY BOYUNCA TEDİRGİN YAŞADIK

Bunun üzerine tedirginiz pankartı arkasında Beyaz Saray’a (TTK Genel Merkezinin bulunduğu yer) yürüyen işçiler oradan da bir çözüm bulamadı. Altuntaş şunları söyledi, “Vali, Milletvekilleri, Mehmet Hattat ve TTK ile görüşeceğini söyledi. Böyle olunca GMİS Genel Başkanı da eylemin bitirilmesini istedi. Vali işçiyi kandırıp gönderdi ancak orada verdiği hiçbir sözü tutmadı. Burada defalarca kandırılan bir işçiden söz ediyorum. Sendikalı olmadan yaptığımız eylemde de AKP Milletvekili Ercan Candan yüzünden eyleme son verdik. O da kömür sözü verdi. Tabii ki kömürünüz olacak. Mehmet Hattat’la görüşeceğim bunu sağlayacağım söz dedi. Ama hiçbiri yerine gelmedi.”
Uzun bir süre yaşanan belirsizlikten dolayı 6 ay boyunca ‘İşimiz devam edecek mi etmeyecek mi’ tedirginliği yaşayan işçiler, temsilcilerini 2 defa Ankara’ya gönderdiler ancak orada da bir çözüm bulamadılar. Sürekli söz ve vaatler verildi ancak hiçbiri gerçekleşmedi.

HERKES İŞ BULMA DERDİNE DÜŞTÜ

Sona gelindiğini gören işçiler kendini ocağa kapattı ancak Hattat Holding ocağı daha önce kapatmıştı zaten. Altuntaş “Üretimden gelen gücümüz yoktu. O yüzden de istediğimiz etkiyi alamadık. Sendika TTK’de üretimi durdursaydı başka türlü olabilirdi ama onu da yapmadı. Bir de işçinin arasında nifak sokuldu. Böyle olunca eyleme son verdik” diye konuştu.
Daha sonra toplu olarak kapının önüne konan işçilerin, tazminatları eksik verilirken o dönem yürürlüğe giren 2 asgari ücret de ödenmedi.
İşsiz kalan yüzlerce işçinin çeşitli işlere yöneldiğini aktaran Altuntaş, “Bazı arkadaşlarımız garsonluk gibi işlerde çalışmaya başladı. Şu an benim bildiğim 50’ye yakın arkadaşım Soma’da çalışıyor. Kaçak ocaklarda çalışan çok arkadaşım var. Ama buraların hiçbir can güvenliği yok. Bir arkadaşım kaçak ocakta çalışırken kazalandı. Bir de işçiler duygusal bir çöküşte yaşıyorlar. Aileleriyle yaşıyorlardı ondan ayrıldılar. Arkadaşlarından ayrıldılar” diye konuştu.

BÜYÜK MADENCİ YÜRÜYÜŞÜ YOL GÖSTERİYOR

“HEMA kapandıktan sonra bakkalı da lokantası da kapandı, belde olmaktan çıkıp, köye doğru gidiyor” diyen Dursun Altuntaş, tüm deneyimlerinden yola çıkarak TTK işçisine şu çağrıda bulundu: “Bütün madenler devletindir sonuçta. Onları kira karşılığında özel şirketlere veriyor.  Hema’da işçi TTK’nin 3’te biri ücret almasına rağmen işine sahip çıktı. Doğrusu da bu bence. TTK işçisinin yapması gereken bu. Yavaş yavaş kapatmaya çalışıyorlar. Çünkü toplu kapatmaya giderse ’90’larda yaşanlar tekrar yaşanır. Bundan korkuyor. O yüzden zamana yayarak bunu yapıyor. İşçiden bilerek fazla üretim istemiyorlar. Son 10 yıllık üretimi öne sürerek halkı da madenciye düşman etmeye çalışıyorlar. Asıl mesele işçinin bütünleşmesi.”

ÖNÜMÜZDE GÜZEL BİR DENEYİM VAR

Büyük madenci yürüyüşünü hatırlatarak “Zonguldaklılar 1 ay boyunca sokakta eylemler yaptı” diyen Altuntaş, şunları söyledi: “Bütün Zonguldak halkı 90-91’de olduğu gibi işçisi köylüsü, esnafıyla hep birlikte hareket etmeli. Kömür olmazsa Zonguldak olmaz. Yıllarca kandırdıkları Filyos projesi halen ısıtılıp ısıtılıp işçinin önüne konuyor. O yüzden işçi madenlere sahip çıkmak durumunda. Bunu yaparken de özele karşı çıkmayan, ya da karşı çıkıyormuş gibi yapanları ayıklayarak kendine öncülük edebilecek samimi kişilerin arkasından gitsinler. Hiç kimsenin yalanlarına kanmasınlar. İşçi işçiye güvensin. Bizi defalarca kandırdılar. Onlar kanmasın. Somut işler olmadıkça sözlü olarak verilen vaatlere kanmasınlar. Ama işçi mutlaka ve mutlaka eylem yapmak zorunda, sokağa çıkmak zorunda. Önlerinde güzel bir örnek var. O kuşaktan kuşağa anlatılır. Onu rehber edinsinler kendilerine.”

ÖNCEKİ HABER

Truva’nın arka bahçesine taş ocağı!

SONRAKİ HABER

Ersur Tekstil işçileri işsiz kalma kaygısı yaşıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa