‘Savaşı durdurun ülkemize dönelim’

‘Savaşı durdurun ülkemize dönelim’

İstanbul İkitelli’de sigortasız ve düşük ücretle çalıştırılmaktan ve statüsüzlükten şikayetçi olan Suriyelilerle 'vatandaşlık hakkı'nı onuştuk

Eylem NAZLIER
İstanbul

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 3 milyon Suriyelinin T.C. vatandaşlığına alınacağı açıklamasının yankıları devam ediyor. Biz de Suriyeli mültecilerin yoğun olarak yaşadığı İstanbul İkitelli’de sigortasız ve düşük ücretle çalıştırılmaktan, yoksulluktan ve statüsüzlükten şikayetçi olan Suriyelilerle konuştuk. Yaşanan savaş nedeniyle ülkelerini terke etmek zorunda kalıp yaklaşık 4 yıldır Türkiye’de yaşayan Suriyeliler ülkelerindeki savaşın bir an önce bitmesinin umuduyla yaşıyor.

‘ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ İSTİYORUZ’

Hüseyin Mahli 22 yaşında. Mendil ve Havlu üretilen bir atölyede çalışıyor. Savaş çıkınca ailesiyle birlikte Halep’ten Türkiye’ye gelen Mahli 4 yıldır İstanbul Küçükçekmece’de yaşıyor. Günde 12 saat çalışan Mahli, “8 kişi aynı evde yaşıyoruz. Babam matbaada günlük çalışıyor. Bir kardeşim mobilyacıda çalışıyor, diğeri ayakkabıcıda. Tek kişinin çalışmasıyla geçinemezsin. Evde birkaç kişi çalışınca birkaç kuruş artırabiliyorsun. O da ailede biri hasta olunca harcanıyor. Yeni evlendim. Sosyal hayatımız yok, eşimle bir kez dışarı çıkıp gezmedik. Hayatımız sürekli çalışmakla geçiyor” diyor. Savaştan önceki hayatlarıyla şimdiki hayatları arasında çok fark olduğunu söyleyen Mahli, “Suriye’deki hayatımız buradan daha iyiydi. Savaştan dolayı maalesef buradayız. Savaşın izleri 30-40 yıl daha devam eder. Şimdilik elimizden bir şey gelmiyor.”

 

‘BİZİ DIŞLAMALARINI İSTEMİYORUZ’

“Burada yaşayan insanların bizi dışlamalarını istemiyoruz. ‘Pis Suriyeliler, siz geldiniz işimizi elimizden aldınız, sizin yüzünüzden ücretler düştü’ biz bu sözleri hak etmiyoruz. Aynı işi yapmamıza rağmen daha düşük ücretler alıyoruz, Suriyeli olduğumuz için kiralar daha yüksek. Bizim yaşadığımız bölgeleri karıştırdılar, onların yüzünden buraya geldik. Bizi ülkelerine aldılar şimdi de dışlamaya çalışıyorlar” diye konuştu.

 

‘VATANDAŞLIK DEĞİL BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK İSTİYORUZ’

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 3 milyon Suriyelinin TC. vatandaşlığına alınacağı açıklamasını soruyoruz. Mahli, “Bizi mülteci olarak bile görmüyorlar önce o haklarımızı versinler. Biz kimlik falan istemiyoruz, biz kendi özgürlüğümüzü istiyoruz. Bu kimlik tartışmaları çıktıktan sonra ırkçılar Suriyelilere saldırmaya başladı. Suriyelilerin evlerine, işyerlerine saldırmaya başladı. Bu olaylardan sonra işe zor gidiyoruz, evden zor çıkıyoruz. Bu kimliği biz istemiyoruz verse bile biz istemiyoruz. Bize sadece şunu versin ülkemizi bıraksın, bize sosyal hayatımızı versin. biz özgürlük istiyoruz. Bütün diller ve dinler, özgürlük ve barış içinde yaşamayı istiyoruz” diye konuştu.

‘BUGÜN SAVAŞ BİTSE, BUGÜN GİTMEK İSTİYORUZ’

4 yıl önce Halep’ten Türkiye’ye gelen 17 yaşındaki Ali’nin yanına gidiyoruz. Savaş başlayınca 5 kişilik ailesiyle buralara göç etmek zorunda kalmış. Herhangi bir sağlık güvencesi yok. Babası ve kendisi çalışıyor. Anlatmaya başlıyor Ali yaşadıklarını: “Hayatımız Suriye’deki gibi değil, daha ağır şartlarda. Orada bir kişi çalıştığında bir aileye bakardı, benim gibi 17 yaşında biri çalışmazdı. Orada okula gidiyordum, babamın işyeri vardı, kendi evlerimiz vardı. Okula gelip gittikten sonra dersimi çalışıyordum. Arkadaşlarımla vakit geçiriyordum. İstediğim yere gidiyordum istediğim giysiyi alabiliyordum. Savaş başladı, buraya geldik. Her şey elimizden gitti. Sabahtan akşama kadar iş. Ben 17 yaşındayım. Okulda olmam gerekiyor ama ben şu an çalışıyorum. Günümüz sabahtan akşama kadar çalışmakla geçiyor. Sabah 7’de çıkıyoruz evden akşam 11’e kadar çalışıyoruz. Çalıştığımız yerlerde de kötü şeyler görüyoruz, eziyet yapıyorlar, o parayı alabilmemiz için de yapılan eziyetlere katlanıyoruz. Burada hiçbir şey yapmayı düşünmüyoruz bizim burada bir geleceğimiz yok. Suriye’de bir geleceğimiz vardı. Kim ister evinden yurdundan olmak? Bize yabancı gibi bakıyorlar, istemiyorlar bizi. Bizim burada bir yaşantımız yok bugün savaş bitse bugün gitmek istiyoruz.”

‘EVİM YIKILDI,İŞ YERİM YOK OLDU’

56 yaşındaki Ali Bozan’ı evinde ziyaret ediyoruz. Bozan da Halep’ten Türkiye’ye 4 yıl önce gelmiş. Savaş başlayınca çocuklarına Suriye’deki hayatın bittiğini ve kendilerini kurtarmalarını söylemiş. Bozan, “Evim vardı yıkıldı, iş yerim vardı yok oldu, bir mülküm kalmadı. Savaş bitse bile yaşam Suriye’de çok zor ben orada artık nasıl yaşayacağım” dedi. Türkmen olduğu için Türkiye’de herhangi bir sorunla karşılaşmadığını anlatan Bozan, “Suriye bizim anayurdumuz ama biz aile olarak Türkiye’de hiçbir sıkıntı yaşamadık. Türk kimliğini taşımak benim için gurur” diyor. Fakat Suriyelilere kimlik verilmesine de karşı. Nedenini şöyle anlatıyor: “Bütün Suriyelilere kimlik verilmesine karşıyım, bunun sıkıntısını Türkiye’de yaşayan halklar çeker. İnsanların canına kıyan teröristler burada gelip Türkiye kimliğini alacaklar. Masum halk mı, terörist mi devlet nasıl bunu anlayacak. Suriye’deki eli kanlı teröristler Türkiye’ye girdi, bunlardan bir kesim de aldı zaten T.C kimliğini.”

‘5 ÇOCUĞUM ÇALIŞIYOR 1 KİŞİNİN MAAŞINI BİLE ALAMIYOR’

Adile Hüseyin savaş başlayınca Halep’ten Türkiye’ye göç etmiş. 3 yıldır Türkiye’de olan Hüseyin 9 çocuk annesi. Savaştan önce Suriye’deki yaşantısıyla buradaki yaşantısını hakkında bilgi almak istiyoruz. Hüseyin, “Bir insan cennetten çıkar cehenneme girer ya bunu yaşadık biz. Çok iyiydi bizim için Suriye. Allah kimsenin başına vermesin çok zor. Çocuklarım burada büyüyorlar. 5 çocuğum çalışıyor 1 kişinin maaşını bile almıyorlar, hakları yeniyor. Çalışan çocuklarımdan biri 9 yaşında, 2 tane ikizim 10 yaşındalar. Sabah saat 8’de çıkıyorlar, akşam 10’da geliyorlar. Haftada 150 kağıt alıyorlar. En büyük oğlum 17 yaşında o da haftada 400 kağıt alıyor. Sigorta yok. Köle gibi çalıştırıyorlar. Ne diyeyim size? Çocuklar uykuya doymuyorlar, oyun yasak, okulun ne olduğunu bilmiyorlar. Hangi anne çocuklarını çalıştırmak ister, mecburuz. Bizi hastanelere minnetle alıyorlar. Hangi sorunlarımızı anlatayım yoksulluk bir taraftan işçilerin haklarını, emeklerini vermiyorlar” sözleriyle anlatıyor yaşadıklarını. Yaşadıkları yer bodrum katı. Hüseyin evlerini de şu sözlerle anlatıyor: “Kış günü yağmur basıyor, yaz günü böcekten duramıyoruz. Bu ev için bizden 700 TL alıyorlar. Beslenme yok. Eve kurban bayramlarında et giriyor, gücümüz yok. Çocuklar meyve tüketmiyor. Kira, elektrik, su faturalarını düşünmekten yemeği düşünmüyoruz. Çayla, ekmek versek çocuklar bir şey demiyorlar. Onlar da her şeyin farkında”

'VATANDAŞLIK İSTEMİYORUM, SAVAŞI DURDURSUNLAR'

Çocuklara bazı komşuların sürekli ‘Siz Suriyelisiniz, bizim çocuklarla oynamayın, niye ülkemize geldiniz’ gibi sözler söylediğini belirten Hüseyin, “Çocuklar anlıyorlar her şeyi, çok üzülüyorlar. Ben bir haftadır, çocukları dışarı bırakmıyorum. Evde bekçi oldum. Dışarı çıkıp da kavga etmesinler. Biz savaştan kaçıp buraya geldik. Burada birbirimizle savaş mı, kavga mı yapalım? İstemem. Allah’ından bulsunlar bizi bu hale getirenler” diye konuştu. Vatandaşlık istemediğini dile getiren Hüseyin, “Vatanıma dönmek istiyorum. Cumhurbaşkanı bize bir iyilik yapmak istiyorsa Suriye’deki savaşı desteklemesin, savaşı durdursun. Benim hayalim bir tek Suriye’ye dönmek.”

‘SAVAŞ BİTSİN AİLEME KAVUŞAYIM’

İsmini vermek istemeyen Suriyeli bir mülteciyle konuşuyoruz bu sefer. Ailesini 8 ay önce Suriye’de bırakıp Türkiye’ye gelmiş. Burada matbaa da çalışıyor, haftalık 200 TL’ye... Hayalin var mı diye soruyoruz 19 yaşındaki Suriyeli gence. Şöyle diyor: “Hiçbir hayalim yok benim. Sadece çalışıp ekmek yemeyi düşünüyorum. Ailemi özledim. Ne yapıyorlar, nasıllar hiç haberim yok. Savaş bitsin bir an önce aileme kavuşayım.”

www.evrensel.net