Ortadoğu jeopolitiğinde gaz üzerine iktidar oyunları

Ortadoğu jeopolitiğinde gaz üzerine iktidar oyunları

ABD ve AB'nin İran ve Rusya’ya karşı gaz ambargosu sürerken, İran’a yönelik ambargoyu kaldırmaları, enerji pazarında rekabet beklentisini doğurdu.

Petr LVOV
New Eastern Look

Bir hafta önce Rusya ve Türkiye beklenmedik bir şekilde ilişkilerini düzeltmeye başladıkları zaman, uzmanlar buna neyin sebep olduğunu tahmin edemiyorlardı. Ancak tamamen unuttukları çok önemli ekonomik faktör, gazdı. Amerika ve Avrupa Birliği’nin, İran ve Rusya’ya karşı uyguladıkları gaz ambargosu sürerken, İran’a yönelik ambargoyu kaldırmaları, enerji pazarında iki ülke arasında rekabet yaratacağı beklentisini gündeme getirdi. 

Bu durum birbirine güvenen ve ortak hedeflerine -ABD ile Batı’nın diktelerine boyun eğmemek- ulaşmak için iş birliği yapmak zorunda olan iki ülke için de tatsız bir durum yarattı. 

Ve bir de Washington ve Tahran arasında gizi anlaşma yapıldığına dair söylentiler var. Bu anlaşmaya göre İran gaz boru hattı projesi, İran, Irak ve Suriye’ye kadar genişleyecek. Üstelik, İran gazının Yunanistan’a iletilmesi için 2011’de boru hattı inşaatı anlaşması Buşehr’de imzalandığını da hatırlamak gerekiyor. Günde 110 metre küp kapasitesi olan boru hattı projesi için çalışmalar 2016’da başlayacaktı. Bu proje için yapılan toplam yatırım ise yaklaşık 10 milyar doları buluyor. 

Fakat, Suriye’deki çatışmanın projeyi tehlikeye attığı söyleniyor. Her ne kadar İranlıların, 350 mil uzunluğundaki kısmın inşasını bitirdiğine dair söylentiler olsa da, kimse yeni boru hattını henüz görmedi.

ASIL NEDEN SURİYE SAVAŞI DEĞİL

Bölgedeki yeni güç dengelerine göre, bu proje gerçekci gözükmüyor. Boru hattının inşa edilmesini engelleyen asıl neden Suriye’deki savaş değil. Asıl sebep İran’ın bölgedeki rakiplerinin bu anlaşmaya karşı çıkması ve anlaşmayı İran’ın  Şii Hilali (İran, Irak, Lübnan ve Suriye)- kurmasıyla özdeşleştirmeleri. Bu yüzden İran’ın rakipleri bu projenin hayata geçmesine asla izin vermeyecekler.

Suriye’deki çatışmalar ve İran boru hattı projesi için memorandum nerdeyse aynı anda başladı. Arap monarşiler hızlı bir şekilde projeyi sonu erdirmek için harekete geçtiler. Uzmanlara göre Şii hilali fikrine karşı alarma geçen sadece Suudi Arabistan ve Türkiye değildi; İsrail de bu fikirden en az Türkiye ve Arabistan kadar rahatsızdı.

Bu yüzden Amerikalılar, İranlılarla görüşmeleri kapalı kapılar ardında yapmak zorunda kaldılar. Rus Federasyonu’nu ambargolarla Avrupa enerji pazarının dışında tutmak  Washington politikalarının odak noktasıydı. Bu şekilde Türkiye ile Yunanistan arasında kurulabilecek Rus boru hattı engellenmiş oldu. Bu şekilde bir tarafta Tahran, Washington ve Brüksel dururken diğer tarafta Moskova, Doha, Riyad, Ankara ve Tel Aviv kaldı. Rusya ve Suudi Arabistan’ın ya da Katar’ın müttefik olması beklenemez, çünkü Körfez ülkeleri güvenlikleri açısından ABD’ye bağımlı. 

Fakat Rusya’nın telaşlanması için henüz bir sebep yok. İran dünyadaki en büyük doğal gaz rezervlerine de sahip olsa (toplam rezervlerin yüzde 18.2’sine sahip) kısa sürede aşağıdaki sebeplerden ötürü Rusya ile rekabet edemez:

* İran’daki düşük üretim hacmi
* Yüksek yurt içi talep
* Tahran’ın dünyadaki doğal gaz anlaşmalarının sadece yüzde 1’ine sahip olması
* Eski teknoloji
* Doğal gazın yoğunlukla bulunduğu alan olan Güney Pars’ın,  çıkartılmaya uygun arazi olmaması
* Suudi Arabistan, Katar, ve İsrail’in potansiyel alıcılara yaptığı baskı 

Aynı zamanda Rusya ve İran, “Batı” tarafından inşa edilen (Avrupa ve Türkmenistan’a Azerbaycan ve Türkiye aracılığıyla gaz temin etmeyi amaçlayan) Hazar Denizi boru hattı projesini yürürlüğe geçirmemek için iş birliği yapmışlardı. Projenin ertelenmesinde resmi  neden olarak “Hazar Denizi’nin belirsiz statüsü” gösterildi.

ORTADOĞU’DA GAZIN LİDERİ KİM OLACAK?

Ankara Rus savaş uçağı SU-24’ü düşürerek Rus-Türkiye ilişkilerini çıkmaza soksa da sonunda anladı ki Rusya gazı için transit devlet olması, İran projesinin yürürlüğe girmesini beklemekten daha avantajlı olacak. Üstelik, Amerikalılar tarafından desteklenen Kürtler, Kuzey Suriye’deki Rakka’yı, Sünni aşiretler de Irak’da Musul’u ele geçirmek üzereler. Büyük bir değişiklik olmadığı müddetçe, Tahran elinde bulunan gazı çok düşük bir fiyattan Basra Körfezi’ndeki -aynı zamanda da Çin Yeni İpek Yolu projesinin bir parçası olan- Chah Bhar Limanı’nda satmayı planlıyor. Bu şekilde İran, Ortadoğu ve Asya’da enerji lideri olmayı planlıyor. 

İran’ın bu planlarına karşı, Moskova geri planda kalmayacağı sinyallerini vererek  2035’e kadar doğal gaz üretme kapasitesini yüzde 40 arttıracağını ve Asya marketinde yerini  alacağını açıkladı. İran’ı, Asya’da lider yapmayı önleyebilecek bir diğer Rusya atağı ise  Rusya’nın NATO’nun Afganistan’ı işgali sebebiyle askıya aldığı Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPİ) projesini yürürlüğe geçirmeyi planladığını açıklaması olabilir. Rusya, Yeni Delhi’ye inşaata devam etme önerisinde bulunurken, Çin-Rus şirketleri Afganistan’ın Sari Pul eyaletinde gaz çıkartmak için çalışmalara başladılar bile. Belki de bu yüzden ABD, Orta Asya’daki kaosu arttırıp yaymaya çalışıyor.

Şimdi Tahran’ın önünde iki seçenek var: Ya Rusya’ya rakibi gibi davranacak ya da Rusya ile ortaklık kurup İsrail ve Suudi Arabistan’a karşı duvar oluşturacak. Doğal gaz tedarikçisi olarak İran’ın, Rusya’nın yerini alamayacağı açık. Fakat Türkiye, Rusya için kolayca güney geçişi haline gelebilir. Rusya gazı, transit ülke olarak Ukrayna’yı tarihe gömerek; onun yerine Türkiye’den geçerek AB ülkelerine dağıtılabilir. 

Rusya gazı transit geçişi olmadan Ukrayna’nın bir önemi kalmayacak, bu durumda Ukrayna’daki istikrarı bozmak için de bir sebep kalmayacak. Tabii Ankara ve Moskova arasındaki ortaklık, Çin İpek Yolu da dahil bütün jeopolitik durumu etkileyebilir. Sonuçta Moskova’nın tek ihtiyacı olan şey “Güney Koridoru”; Baltık Denizi, Hazar Denizi, Hint Okyanusu boyunca uzanan koridor. Dahası, Rusya’nın İran gibi güçlü bir gaz tedarikçisine de ihtiyacı yok. Görünen o ki Ankara sonunda durumu kavradı.

(Çeviren: Elif Özmen Belek)

 


 

www.evrensel.net